Anadolu’nun Ortaasya’yla bağı tarih boyunca kesilmeden süregelmiştir. Mesafelerin uzunluğu, dağların aşılmazlığı, çöller, yağmurlar, kar-buz, kum fırtınaları yolcuları yıldırmamış. Kimisi bilime gitmiş, Bursa’dan Semerkant’a astronomi öğrenmeğe giden Kadızade-i Rumi gibi, kimisi okumak için, kimisi ekmek davası uğruna kendini yollara vurmuş.

Bazıları mecbur olduğu için bu yolculuğa çıkmış. Kader onları Ortaasya’ya sürüklemiş, mecburiyet bitince de Anadolu’ya dönmüşler. Bunlardan birisi de şair Ahmedi’dir. Asıl adı Abuzer İbrahim olan şairimiz için edebiyat tarihçileri 14. yy en büyük şairi olduğunu söylerler.

Kütahya’da doğan şairimizin aldığı öğrenimini yetersiz bulunca Mısır’a gider. Burada öğrenimini tamamladıktan sonra Kütahya’ya döner ve Germiyanoğlu Beyliği’ni yöneten Süleyman Şah’ın hizmetine girer. Bir zamanların güçlü beyliği ve Batı Anadolu’nun tek hâkimi olan bu Beyliğin yıldızı sönmektedir. Osmanoğulları’nın yıldızı parlamaktadır. Osmanoğulları Karesi Beyliğini ortadan kaldırmış, Balkanlar’a çıkmış; Bizans’ı sıkıştırmaya başlamıştır. Osmanoğulları’nın yöneticileri Beylikten sultanlığa terfi etmişlerdir. İki gücün kapışması kaçınılmaz gözükmektedir. Germiyanoğulları çatışma yerine akrabalığı tercih ederler. Sultan I. Murad’ın oğlu sonraki yıllarda Yıldırım unvanını alacak olan Şehzade Beyazıt, Germiyan Beyi Süleyman Şah’ın kızı Sultan Hatun’la evlendirilir. Kütahya ve civarı gelinin çeyizi olarak Şehzade Beyazıt’a dolayısıyla Osmanlı Sultanlığı’na verilir.

Şairimiz Kütahya’yı terk etmez. Şehzade Beyazıt’ın maiyetine, meclisine girer. Beyazıt padişah olunca onu yanından ayırmaz. Beyazıt’ta sözünü sakınmayan şairimizi sever, sayar. Beyazıt Osmanlı’yı Balkanlar’dan atmak isteyen haçlı ordularını ardı ardına Yener ve Yıldırım lakabını alır. Yıldırım Beyazıt barışta yanında ayırmadığı şairi savaşta da yanından ayırmaz. Ankara’daki Çubuk Ovası’nda Emir Timur’la 1402 yılında yaptığı savaşa da şairi götürür. Yıldırım Beyazıt’ın talihi bu savaşta döner. Anadolu askeri Emir Timur’un ordusundaki beylerinin yanına geçer. Anadolu askerini Kara Tatarlar izler. Yıldırım’ın yanında sadece kaynatası Sırp kralı kalır, askerleriyle. Savaşın kaderi belli olmuştur. Uyarılar, yalvarmalar netice vermez. Savaş meydanını terk etmeyen Yıldırım Beyazıt’ın yanında içlerinde Şehzade Musa, Mustafa ve Şair Ahmed’in bulunduğu küçük bir grup kalır.

Yıldırım, Timur’un elinde yaklaşık sekiz ay esir kalır ve Akşehir’de ölür. Cenazesi oğlu Musa Çelebi Bursa’ya götürür ve defneder. Timur Anadolu beylerine topraklarını geri verir. Osmanlı’nın dört şehzadeye (Süleyman, İsa, Musa ve Mehmet Çelebiler) böler. Diğerlerini Şehzade Mustafa Çelebi, şair Ahmedi’yi ve Lami Çelebi’nin dedesi Ali Bin İlyas’ın içinde bulunduğu bir grup zanaatkar ve sanatçıyı yanına alarak göz bebeği Semerkant’a götürür. Timur sadece değerli gördüğü bu insanları götürmekle kalmaz, Bursa’daki kütüphanelerdeki değerli kitapları da yanında götürür. Bir kısmı Grekçe olan bu kitaplar 19. yüzyıla kadar Buhara’da Han’ın sarayında muhafaza edilir. Şehre gelen seyyahlara “Sarayda anlaşılmayan dillerde yazılmış kitaplar var” diye anlatılır. (E.Schuyler Türkistan, s 433)

Semerkant, Timur’un göz bebeğidir. Şehrin her tarafını camiler, medreseler ve saraylarla donatır. Fethettiği topraklarda yaşayan sanatçıları ve zanaatkarları Semerkant’a toplar. Yazdığı bir şiirinde “sevgilimin bir benine feda olsun Semerkant” diye yazan şair Şadi’yi yaka paça huzuruna getirtir.

Şairin üstü başı dökülmektedir. Timur huzuruna getirilen şairi şöyle bir süzer ve “Sen kimsin haline bakmadan benim gözbebeğim Semerkant’ı sevgilinin bir benine feda edersin. Üzerine giyecek bir çulun bile yok” Şair korkusuzca cevap verir. “Sultanım sevdiklerime her şeyimi vere vere üzerimde sadece bunlar kaldı.”

Emir Timur şairleri sever demiştik. Şair affedilir, İran’a döner. Ahmed, Timur’un meclisindedir artık. Şairimizin dili sivridir, sözünü esirgemez. Timur şairimizin açık sözlülüğünü takdir eder. Timur’un askeri gücünden etkilenen Ahmedi şu beyti yazar.

“Var anda bin tümen Türk-i kemankeş

ki çıkar ok, peykanından ateş.”

“Onun bin tümen (bir milyon) okçu Türk askeri var

ok yuvasından ateş gibi çıkar” diye yazar.

Şair bu, yeri gelir över yeri gelir yerer. Emir Timur öldüğünde ise şunları yazar;

“Felek yere gövürüben Temur’u

Konukladı et ilen mar-müru”

“Felek yere vurdu Timur’u

Yılan ve  böcekler ağırlaı onu”

Timur ölünce şair; Ali Bin İlyas gibi Anadolu’ya döner. Önce Edirne’ye gider, Süleyman Çelebi’nin sarayına yerleşir. Süleyman Çelebi’nin öldürülmesinden sonra Mehmet çelebi’ye intisab eder. 1414 yılında Amasya’da vefat eder.

Ahmedi dönemindeki şairleri çok etkilemiştir. Eserlerinde Fars şiir formunu uygulamaya çalışmıştır. Şiirlerinde genellikle yüksek zümreye (padişahlara, beylere) hitap etmiştir. Divanın dışında “Cemşid-i Hurşit ve Büyük İskender’in hayatını anlattığı “İskendername” mesnevileri ve “Esrarname” adlı eserleri vardır.   

Ali Bin İlyas ise acem ustalarla birlikte Bursa’ya gelir. Hacı ivaz paşanın emriyle padişah Çelebi Mehmet için gömüldüğü Yeşil Türbe’nin içinde bulunduğu külliyeyi yapar.

Söz şairlerden açılmışken Ali Şir Nevai’den söz edelim. Dünyaca ünlü Özbek şairin hocası Molla Cami’dir. Molla Cami halk tarafından çok sevilir. Halkın üzerinde gönül iktidarını kurmuştur. Hükümdarlar Molla Cami’ye büyük saygı gösterirler.

Aradan bir asır geçmiştir. Osmanlılar fetret devrini atlatmış imparatorluğa dönüşmüştür. İstanbul imparatorluğun başkenti olmuştur. Molla Cami’nin ünü İstanbul’a kadar uzanmıştır. Osmanlı’nın başında II. Beyazıt vardır. II. Beyazıt her yıl bin altın gönderir; ihtiyacı olanlara dağıtsın diye. Molla Cami’nin talebesi olan Ali Şir Nevai’nin güzel şiirlerinden etkilendiğini kendisinin de Türkçe şiirler yazdığı söylenir.

Ali şir Nevai yazdığı divanı Beyazıt Han’a gönderir. Padişah divanı incelemesi için başka bir şaire verir; Şair Ahmet Paşa’ya. Paşa divandaki yirmi şiire “Nazire” yazar. Şairimizin Bursa’da yaptırdığı medrese bugün müzeye dönmüştür. Müzedeki bazı takıların, tepeliklerin benzerini Taşkent’deki müzede görebilirsiniz. Nede olsa aynı kültürden geliyoruz.

Ekrem Hayri Peker

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: