Gökyüzü soğuk. Toprak, yaş dolu bir çift göz gibi kokuyor, tuzlu, yakıyor içimi, yıkıyor kibrimi, deşiyor kabrini onun… Önümdeki uzun ve dar çukurda geziniyor bakışlarım. Solumda suratı donuk duran, üzerine kar giyinmiş sıcakkanlı ceset… Belki birazdan itiveririm aşağı. Ruhunun yükselişini izlerim hayalen, göklerin derinliklerinden yerin dibine çakılışını bizzat seyrederim korkusuzca.

Hayalen dedim, yaşıyor zira. Halen yaşarıyor buza kesmiş kirpikleri, bu bir ümit hani, pişman mıdır? Bir şey fark eder mi? Hani, keşke yapmasaydım, inşallah bir daha ben yapmayacağım diye sözler verse bana? İnanmalı mıyım sözlerine? Gözlerindeki buğuyu görüyorum, öncesinde, onu doğuran kül gri bulutları…

Gökyüzü! Karanlık kokuyorsun. Toprak… Kara toprak! Yıldızlar gibisin göz pınarlarımda damlalarca, mora çalan uyku hırsızlarına kucaksın. Soğuk kokuyorsun, nefesimi kesiyor esintilerin. Gök! Yüzüme bakıyorum aynamda, gördüğüm senin mavin, lacivertin, karan… Göremediğim senin güneşin, on dördün, yıldızın…

Gökyüzü! Hissediyorum seni, toprak kokuyorsun, ölüm gibi, benden içeride ben gibi sancıyorsun. Yâr yüzüne ben gibi iz bırakıyor doğumun..da bir lekeyim sanki. Tanı bu izlerini akan gözyaşlarımın, Musa’nın kızıldenizi gibi yarılır yanağımda, geçişim olur sırattan. Gazabını geçtiğine Rahmeti’nin, umut duysam… Bilsem de ateşlere yanacağımı, onu da rahmet saysam… Nerede o iman kuvveti yüreğimde, bilemeyecek kadar O’na cc muhtacım, yalnızca O’na cc.

Şu mezar! Şu günahkâr ben’im! Şu tövbekâr hâlim! Gökyüzüm! Toprak kokarsın neden? Soluduğum nefes havada değil yükseklerinde! Toprak yerde, ben yerin altında, cesedimi itip gömdüm, görüyorum, kanım yerde değil! Şehit olmak diliyorum, Allah için yaşamak gök ise; Allah için ölmek kuşlar gibi uçarken, toprak! Hapsolmaz duygularım da düşüncelerim de inanışlarım da topa tüfeğe!

Ne alâkası mı var? Ben, uyanıyorum yeni bir bana, tövbem gök tövbem toprak! Affa ümidim cesaret affa ümidim cehaletine nefsimin, red! Gayretim; akl-ı kalbime renk olsun, geceme çoban yıldızı, günüme gök belinde kuşak olsun. Siyahım binlerce hüznüme neşe olsun. Varsın yeni sayfam beyaz değil de koyu kahve olsun, çayım da yolum gibi açık olsun. Gidiyorum gökyüzü! Yaklaştıkça toprak kokuyorsun… Biliyorum, her gün yeniden doğmak için yeniden kararıyorsun!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın