Ne yollardan geçtik.
Gittik mi gittik !
Bazen düz, bazen engelli, bazen yokuş, bazen ….
Yalan bir hayat için.
Kaç doğrudan vazgeçtik?
Değdi mi?
Oysa;
Küçük bir çocuk var içimizde hiç büyümeyen.
Korkusuzca koşan…
O zamanlar;
Hani düşünce!!!
Ellerimiz, dizlerimiz nasıl acırdı. Çok sızlardı. Kabuk bağlayan, kanayan yaralardı onlar.
Ona rağmen acımadı ki!
Diyorduk…
Evet acımaz ya!?
Hem de nasıl acır.

Hangi acı can yakar ki?
Meselâ;
Toprağın altına  koyduğumuz, en sevdiklerimizin yokluğu acıtır.
Bir daha göremeyeceksin, sesini duyamayacaksın. Birlikte en güzel anılarda yaşatacaksın. Geçmişte kalacak herşey.
V.s…
Ya şimdi.
Konuşmak, paylaşmak, sevmek, varlığını hissetmek için neyi bekliyoruz.
Yarın var mı?
Bugün bitti…
Ömür de bitiyor……….

Bir Cevap Yazın