Loading

Ölüm bir son değil yeniden doğmaktır.  Bu evreni hazırlık sınıfı olarak görüyorum. Hazırlık sınıfı beni asıl bölümüme hazırlıyor. Bu hazırlık sınıfı öyle ya da böyle geçilecek elbet. Bölümde neler yapabilirim bilmiyorum. Bu dünyada yaşayamadan ölen bebekler de var elbet. Onlara hem seviniyor hem de üzülüyorum. Seviniyorum çünkü hakikat alemini hakikat alemini yaratanın yanında öğreneceği için seviniyorum. Üzülüyorum çünkü bu dünyada onları bekleyen canların acısını hissediyorum.

Çok uzak değil yakın bir zamanda dedem bitirdi dünyadaki hakikate hazırlık sınıfını. Çok üzülüp çok ağladım ancak sonra oturdum ve düşünmeye başladım. Dedemin bir oğlu daha çok küçük yaşlarda vefat etmiş. Keza aynı şekilde çok küçükken vefat eden torunları ve torunlarının çocukları da var ve dedem şimdi onlarla beraber. Onların yanında oyunlar oynuyor. Tıpkı biz çocukken bizimle oyunlar oynadığı gibi… Dedem çocukları ve torunlarıyla vakit geçirmeyi çok severdi. Belki de şimdi orada onlarla vakit geçiriyor. Sonra hakikat olan, yüce olan yaratıcının katında zaman kavramının olmadığını hatırlıyorum ve diyorum ki; kim bilir? belki de bizler de şu an yaşlanmış hallerimizle dedemin yanında vakit geçiriyoruzdur. Genç hallerimiz ise dünyada vakit geçirmeye devam ediyordur. Yani bütün ailecek en olgun hallerimizle dedemle beraberizdir. Bakın yanlış anlaşılmasın intihardan bahsetmiyorum. Hakikat katında zaman kavramı olmadığından bahsediyor ve genç halimle dünyada yaşayıp hakikat aleminde nasıl yaşayacağımı öğrendikten sonra yaşlı halim – olgun halim ile ömrümü tamamlayıp o halimin şu anda diğer hakikat aleminde yaşıyor olabileceğinden bahsediyorum. Evet, bizler dünyada yaşayarak hakikati ve hakikat aleminde yaşamayı öğreniyoruz. Zaten insan hep doğru olanı aramıyor mu ömrü boyunca? Bizler doğru olanı arayarak yaşıyor ve doğru olanı bulamadan ancak en azından çabalamış olarak ve bilgi birikimi ile vefat ediyoruz. Dünya üniversite diğer evren ise iş yaşantısı sonrası var mı? Hakikati yaratan bilir.

İlk yazımın ölüm ile ilgili olmasını istemezdim ancak çok yakın zamanda bir kayıp yaşadım. Az önce de söylediğim gibi çocukluğumun ve bu yaşıma kadar olan her zaman diliminin içerisinde olan dedemi toprağa verdik.

Bana diyorlar ki neden bu kadar dedelerine düşkünsün?  Şov mu yapıyorsun? Hayır. Benim dedelerim zorluklar yaşayarak, darlık görerek zengin olmuşlar. Kimsenin bir kuruşunu çalmadan, çırpmadan ya da namerde el açmadan… Tek dertleri sadece evlatlarına güzel gelecek bırakmak olmuş. Bir dedemi hiç görmedim ama onu çok sevdim. Her yazımda onunla konuştum. Dedeme anlattım, dedeme şikâyet ettim ben dünyada olanları. Diğeri ise bugüne kadar yaşıyordu ve sonra ölüm haberi geldi. İnanamadım. Komaya girmiştir belki diye bile düşündüm ama o da diğer dedemin yanına gitmişti. Yaşayan dedemle çok güzel anılar biriktirdim. Hani bazen büyüklerinizden şu sözü duymuşsunuzdur ‘’beni mi seviyorsun onu mu?’’ benim dedem diğer görmediğim dedemi hep överdi. Onu da sevmem için çabaladı. Sanki o yaşıyormuş gibi anlatırdı hep ve ben, onu o an yanımda hissederdim. İki dünür birbirini böyle tamamlayabilirdi ancak. İkisi de değerli. Anne baba vs hepsi ayrı tabii ki ama bende dede sevgisi çok farklı. Şükürler olsun ki son zamanına kadar hep yanında oldum. Elini öptüm. Sarıldım. Görmeseydim şayet pişman olurdum.

Bedenini toprağa verdik ancak o benim hala dedem. Cenaze ya da merhum değil ‘’Dedem’’.

Canım dedem.

Sen cenaze değilsin! Benim dedemsin.

Dede, seni toprağa gömdüler ve eve döndüler. Seni toprağa bıraktılar öksüz gibi, kendileri eve geldiler. Sen orada kimse olmadan kalamazsın ki. Sen konuşmadan duramazsın dedem seni nasıl bıraktılar oraya?

Ceset diyorlar sana…

Merhum diyorlar, cenaze diyorlar…

Sen ne cesetsin ne merhumsun ne de cenazesin sen benim dedemsin. Annemin babasısın. Ruhunun bu dünyadan göçüp bedenini bırakmasıyla bu sıfatları bizden alamazlar. Daha hiçbirimiz telefon numarasını bile telefonlarımızdan silememişken adını silmeye çalışıyorlar, buna hakları yok.

Dünyada kalan bedenini son kez görmeye gelemedim diye bana kızma dede. En yakın zamanda geleceğim seni görmeye, toprak altında olsa bile bedenin. Hem sen orada yalnız değilsin. Her ne kadar bedenlerinizin bulunduğu parseller ayrı şehirlerde olsa da diğer dedem, babaannem ve daha niceleriyle berabersin. Onlar seni yalnız bırakmazlar. Onlar, senin gençlik yıllarından beri tanıdığın insanlar. Şunu bil ki diğer dedemi de seni de çok özledim. Her ikiniz benim için çok ayrısınız. Babaannem ve amcamı da seviyorum ama dedelerim benim her şeyim.

Dedelerim, birbirinizi yalnız bırakmayın bizim bilmediğimiz diyarlarda…  Bilirim ki sizler birbirinizi dünür olarak değil bir dost olarak çok seversiniz. Birbirinizin yanında olun ne olur. Biliyorum bu yazdıklarımı okuyorsunuz. Zaman zaman ağladığımı da görüyorsunuz. İkiniz de benim için çok başkasınız. ‘’Dede’’ denildiği zaman bende akan sular durur ikinizi düşünürüm.

Siz bu dünyadan göçtünüz ya artık içimde hep bir şeyler eksik olarak devam edeceğim.

Dedelerim, sizi herkes unutacak belki de tatillerde sizi ziyarete gelmemeye başlayacaklar belki ama size söz veriyorum yolum sizin o taraflara her düştüğünce yolumun üzeri bile olmasa o yolu uzatmak pahasına geleceğim yanınıza. Benim tatilim sizleri ziyaret olacak.

Canım dedelerim ben her ikinizi de çok seviyorum. Söz veriyorum eğer çok geniş çaplı bir ödül alırsam aldığım ilk ödülü size, ikinize ithaf edeceğim.

Ömrümün en güzel ödülleri olan cân cânân dedelerim, ellerinizden saygı ve hürmetle öpüyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: