ŞİİRİN DİLİYLE TOPLUM
Şiirler yazıldığı dönemdeki olayları ve sorunları sonraki çağlara mısralarıyla aktarmaya çalışan Şair düşüncesidir.
Şiir diliyle topluma her türlü mesajlar yazan şairler tarafından verilmekte, kültür erozyonunun da önüne geçmektedir.
Şairler şiirlerinde, sadece olayları değil, düşünceleri, kahramanlıkları, bayrak, vatan, Kur’an, insan, yar sevgilerini de eskilerin tabiriyle -sinesinde yığarak- toplayanlardır. Bunları heceli, kafiyeli, kıtalar halinde, gazel, mersiye, ağıt, taşlama, hiciv, güzelleme, destan, methiye, segah vs tarzında genelde hece vezinli veya serbest şiir olarak yazarlar.
Yazılan şiirlerin içeriğinde görmekteyiz ki yaşanılanlar anlatılmış, haklı haksız ortaya dökülmüş, Fuzuli’nin (Hadikatü’s-suada adlı eseri) ‘Kerbela vakasını anlatan şiiri gibi olayın öteki çağlara aktarılması bu yolla da sağlanmıştır.
Bu şahsi yorumumdan sonra, maniler yoluyla da topluma dertler aktarılmaya çalışılmıştır diyebiliriz.
Mani tarzında 7 lik heceyle yazanlarda var elbette.
Ezizinem, yaz derdim,
Emircan’ım yaz derdim,
Felek bacan tütmesin,
Kalem götür yaz derdim.

İster Şair, güfteci, ozan denilsin, ister gönlüne doğan ilhamı kalemine, kağıdına dökerek, ruhundaki güzelliği, acıyı ya da gördüğü ihaneti şiirinde anlatmış olanlara usta, üstat, pir, abdal vs gibi sıfatlar veya şair denilmiştir. Şairin yazdığı şiirler mana içermiyorsa, toplumunu anlatmakta yetersizse, okuyucuya bilgi katmıyorsa, dostluğu, sevgiyi, başarıyı, insanlığı, yaşanılanları tasvir etmiyorsa sıradan bir şiir olduğu için ilgi görmez.
Toplumun ilerlemesinde şiir dallarından olan hicivin, taşlamanın, yermenin, eleştirmenin de önemli bir yeri vardır.
Eleştirilerin muhatabı ve eleştiriye açık olan toplum isterse eksiğini şiir diliyle okur, görür ve kapatır.
Bizde Şiir dendiğinde, halkın dertlerini anlatan, sağlıklı bilgi aktaran, yüzde seksen güvenilir kaynak sayılmaktadır.
Oysa, olayları tek taraflı yansıtan, şiirler de yazıldığı gibi olmadığı tarihi okuduğumuzda bariz şekilde anlaşılan, kasıtlı ve toplumu heyecanlandırarak yanlış yönlendiren, bundan medet uman şiirler de vardır.
Halkın meramını şiirlerinde yazan ve karşılığında derisi yüzülen Nesimi, Mansur, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu, “Ferman Padişahın dağlar bizimdir” derken,
Nizami Gencevi “Seadet güneşi birlikten doğar” mısrasıyla birliğin kardeşlik getireceğini,
Yunus Emre “İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir” derken ilimin topluma güzellikler katması gerektiğini,
Fuzuli “Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı?” diye yüreğindeki aşkın karşılığının bu olmadığını topluma şikayette bulunmuştur.
Hiciv şiirleriyle ünlü Mirze Elesker Sabir halkının kandırılışına dayanamayarak hicivle “Millet nece tarac olur olsun ne işin var, Düşmenlere möhdaç olur olsun ne işin var” diyerek halkına uyanın, yoksa muhtaç olacaksınız mesajını vermiştir.
1918/20 Yıllarından sonra Ahmet Cevat, Mikail Müşfik ve niceleri kurşuna dizilmiş fakat topluma yazdıkları mesajlar yeşermiştir. 30’lu yaşta yazdıkları şiirler yaşamış, bestelenerek dilden dile yayılmıştır.
“Çırpınırdın Karadeniz,
Bakıp Türk’ün bayrağına.
Ah ölmeden bir görseydim,
Düşebilsem ayağına.” Diyen Azerbaycanlı vatan ve bayrak şairi Ahmet Cevat bu şiiriyle toplumundaki vatan sevgisini açığa çıkarmıştır.
Tar’ın milli duyguları uyandırdığı gerekçesiyle yasaklanması üzerine ise;
“Oxu Tar,
Oxu Tar,
Seni kim unudar?” diyen Mikail Müşfik, halkına Tar bizim milli çalgımızdır, yasaklansa da asla unutma mesajını vermiş ve genç, verimli yaşında şehit edilmiştir.
İnsan sevgisi ile yoğrulmuş Yunus Emre;
“Bir garip ölmüş diyeler,
Üç günden sonra duyalar,
Soğuk su ile yuyalar,
Şöyle garip bencileyin” diyerek insanları sorumluluk duymamalarından, insani duygularının yok olduğundan bahsetmeye çalışmış ve eleştirmiştir.
Çağımızın Şair felsefecisi, psikoloğu, sosyoloğu diyebileceğimiz Heyder Baba şiirinde Rahmetli Muhammed Hüseyin Şehriyar;
“Heyder baba gün daluvu dağlasın,
Üzün gülsün bulağların çağlasın,
Uşağların bir desde gül bağlasın,
Yel gelende ver getirsin bu yana,
Belke menim yatmış bexdim uyana.” Diyerek toplumundaki oluşmuş düşünce halini özetlemiştir.

Rahmetli Prof. Dr. Bahdiyar Vahapzade ise;
“Qorxuram dünyada ele bir zaman gele,
İnsanlar yaşaya, insanlığ öle” sözü ile insanlığı karanlık bir gelecek beklediğini, insanlarda insanlığın kaybolacağını görmüş ve dizeleriyle mesaj olarak topluma anlatmaya çalışmıştır.
Bugün Mahsuni “Yiğit yoksul düşmüş kuru soğana” derken, Ozan Arif “Menfaatini yurttan üstü, bilenlerin ha bu devir” diye yazarken, Ataol Behramoğlu, N. Hikmet, Abdurrahim Karakoç, Sezai Karakoç, H. Rıza Ulutürk, Nebi Hazri, Süleyman Rüstem, Sabir Rüstemxanlı, Y.B. Bakiler, C. Külebi, Şair atalarımızı ve dönemimiz üstat şairlerini okuyupta;
“Nebi’yem bir dağam, başı garlıyam,
Deme sinendeki bu duman nedir? Bütün varlılardan daha varlıyam,
Devletim mehebbet, varım sevgidir.” Diyen şiir topluma insanlığı öğretmekte, doğru olanı anlatmakta değilmidir?

Nazım Hikmet’in barış, vatan, kurtuluş ve kardeşlik şiirinde
“Yaşamak
bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim” diyerek dostça, barış içinde olmak gerektiğini, yapılan güzelliğin topluma yansıyacağını vurgulamaya çalışmıştır.

Açıkça itiraf etmeliyim ki, şiirlerdeki manaları, bilgileri, önce insan düsturunu okudukça, hayat felsefelerini öğrendikçe topluma derin bilgi aktarımını anladıkça, yazdıklarımla faydalı olamama kaygılarını kendimde hissetmekte, şiirlerimin çok basit kaldığı düşüncesine yenik düşmekteyim.

Yazmaya çalıştığım Gardaş şiirimin son dörtlük şöyledir;
“Yiğitlik, insanlık kıymetten tüşüp,
Nağılnan yatırığ, dertler ötüşüp,
Emircan sussa da sözler tutuşup,
Ele bil göle daş atmışam gardaş.” Halkta mevcut kıymetli değerler kültür emperyalizmi ile yok edilmekte, uyutulmaya çalışılmaktadır.

En acılı günlerimizde, rahmetli Babamızı ve Annemizi kaybettiğimizde yazdığım şiirimin son dörtlüğü ile sözlerimi noktalıyorum.

“Umudum kalmadı, gelmezsen birde,
Yalan dünya senden gidenler hanı?
Sesimi eşitsen, deyim her yerde,
Yetim goydun sende, men Emircan’ı.
Neynirem sizsiz bu yalan dünyanı.”

Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hepinize saygılar sunarım.

ÇİLEDEN BETER
Gözlerin aklımı alır başımdan,
Gündüz işten, gece eder düşümden,
Ağlarım, inlerim erken yaşımdan,
Çektiğim sabırlar çileden beter.

Gördükçe mazlumu yüreğim ağlar,
İnsanlığı ölmüş, sahipsiz dağlar,
Bozulmuş alayı, yaramaz sağlar,
Sessizim, içimde naleden beter.

Uyduk el alemin yaşam şekline,
Kayboldu kültürüm döndü tersine,
Yitirdik gençliği kaldık yasına,
Yaptığımız işler hileden beter.

Selamdan vaz geçtik hakta bilinmez,
Siyah gözlü yâre dertte denilmez,
Vicdansız çoğalmış namert yenilmez,
Ölmüş insanlığı beladan beter.

Görürde Emircan çaresiz, naçar,
Sevmenin acısı gelirde geçer,
İnsanlıktan yoksun beni mi seçer,
Ördüm duvarları kaleden beter.
16.11.2022 Emir Şıktaş

MENDE GOCALMIŞAM!
Çemen gözlü! Ey nazenin, canı yandırdın cefanla,
Od tutup cemi bedenim, keyif sür zevk-i sefanla.

Gözlüyerdim hey gelesen, yox sensiz dadı yuxunun,
Yox yox istemirem yatmağ, her baxışı derman bunun.

Hücum çeker her geceme, yatırtmaz yaman gözleri,
Zülfün kemendi boynumda, vermez ki aman gözleri.

Şahmaran tek gözleriyle narahat eyler yuxuda,
Şehla baxışlı dilbere, tar’la kim segah oxuda?

Özüne nezer deymesin, üzerlih otu yandırar,
Çemen göz meni incider, yatan canı uyandırar.

Bilsen, şirin can bedende yorgun kuş kimi çırpınar,
Nefessiz galan üreyim, göz yaşı töker, uşgunar.

Men beyneva, gözlerinnen ne beter güne galmışam,
Fettan gözel ağıl goymur, güzgü, mende gocalmışam.

Yuxulu, çemen gözüne, Ağrı dağım feda olsun,
Üzün gülsün Emircan’a, gülüşünnen şifa bulsun.
5.2.2022 Emir Şıktaş
Çemen; Çimen, yeşillik. Üzerlih; Nazar otu, Uşgunmak; Hıçkırık, Güzgü; Ayna, Beyneva; Zavallı, Fettan; Uyanık Şehla; Gözü kayan

BİZDİK HAYATTA MUTLU
Çocuktuk işte,
Yürekte coşku,
Otlarda Bıldırcın yumurtası gezerdik,
Söğüt kovuğunda bal.
Tatlı heyecan arardık,
Sevgilerimiz kutlu,
Bizdik hayatta mutlu.

Kışları okullu olurduk,
Fena da değildik derslerde.
Siyah önlüklü,
Beyaz yakalık-lı, yıkanmış,
Okul da cebelleşir,
Eve dönerdik çamurlu,
Bizdik hayatta mutlu.

Bahar geldiyse,
Okulu unuturduk,
Yaylacılar yayla yollarında,
Köyde kalanlar
Başlardı toprakla savaşa,
Kaplumbağa’ya iki yol çizer,
Ermeni misin- Müslüman mı?
Vururduk çubuğu.
Çocukluk işte.
Kuzulardı asıl tutku,
Bizdik hayatta mutlu.

Zaman geçmekteydi,
Genç olmaya başlarken,
Cepte ayna ile tarak,
Saçlar kulakları kapatırdı,
Severdik mahalleliye inat.
Bir bakış aldıysak farklı,
Bizdik hayatta mutlu.

Sevgi yelleri eserdi tepemizde,
Hayaller Ağrı dağı gibi ulu.
Kartallar yüksek uçardı,
Keçi yolları patikaydı.
Bence, akıllısı yoktu hayatın,
Emircan, sendeymiş güya iyisi bahtın!
Bakışlarımızdı umutlu,
Bizdik hayatta mutlu.
19.10.2022 Emir ŞIKTAŞ

DİVANA VARAYIM
Dövündü bu yürek, çırpındı bu can,
İste, ser vereyim yolunda inan,
Gönlümü gel etme Yusuf’u Kenan,
Çölde diyar diyar seni arayım?
Derdim ile hak divana varayım.

Sabırla, tefekkür ebedi durak,
Çileli fanide eyleme helak,
İzin ver uhrevi sevgiler bulak,
Gam yüklü yürekle, içte yarayım,
Götür dağlar mihri-bana varayım.

O nazenin narı yakmış korlanır,
Gönül koş der, ayak gitmez zorlanır,
Dostlar görse deli gönül arlanır,
Arzdan, arşa kadar hakkım sorayım,
Mihmanı olduğum cana varayım.

Doğruluk etmeyip, mazlum uyutup,
Kim, ne etse, hesap günü unutup,
Zalimdir, haksızı baş üste tutup,
Göz yaşı üstüne hane kurayım,
Divanına yana yana varayım.

Erenler katında Kabe’dir yürek,
Yunus gönüllere, her dem yüz sürek,
Gönül kırmak, haşa, nemize gerek,
Uğruna cefalar çekip durayım,
Eğil dağlar, Pirim sana varayım.

Kuşlar ötmez, tutar yasımı gibi,
Yüzseler derimi Nesimi gibi,
Dildeyim kitabın Yasin’i gibi,
Pir Sultan’ım dar ağacı kırayım,
Abdal Yunus aşkı, O’na varayım.

İlim deryasında Nizami’ler var,
Hacı Bektaş Veli, Şehriyar’lar var,
Emircan, Babek’ler, Bahtiyar’lar var,
Oğuz ocağında yanan çırayım,
Ulu Türk’üm, asil kana varayım.
2.11.2022 Emir Şıktaş

KARAKOYUNLU DESTANI
Asırlardır vatan olmuş Türklüğe,
Esareti sevmez, layık hürlüğe,
Cümle halkı davet eder birliğe,
Vatanın yiğidi Karakoyunlu,
Iğdır’ın beyidi Karakoyunlu.

İstiklal harbinden gazileri var,İÜ
Kıbrıs’ta savaşmış kuzuları var,
Devletten madalya yazıları var,
Bayrağın ay’ıdı Karakoyunlu,
Şerefli beyidi Karakoyunlu.

Tarihinde çoktur önemli yıllar,
Askeri sarmıştı düşmanca kollar,
Muhtar Ali ile yiğit oğullar,
Seçtiler tevhidi Karakoyunlu,
Tanınmış beyidi Karakoyunlu.

İlkokulu Ata hediye etmiş,
Tarihi taş bina yüz yılı yutmuş,
Avukat, mühendis, doktor okutmuş
Kullanmış dividi Karakoyunlu,
Tarihin beyidi Karakoyunlu.

İnsanı yüz ölçüp, bir defa biçer,
Mazlum hakkı için hakkından geçer,
Daim iyi işi, doğruyu seçer,
Asil bir soy idi Karakoyunlu,
Tüccardı, beyidi Karakoyunlu.

Dipsiz mağarası tarihi tutar,
Yazılı taşları imzayı atar,
Korhan da cevherler, madenler yatar,
Atalar boyudu Karakoyunlu,
Okumuş beyidi Karakoyunlu.

By EMİR ŞIKTAŞ

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: