UNUTMAK GEREKLİ

Korkularla baş etmedikçe mutlu olmamız mümkün değil! başarıya giden yol korkuların üstünden gelmekten geçer. hayata adım atarken korkuyla adım atarsanız hayat her zaman sizin önünüze aşılması güç olan engelleri çıkarmayı sürdürecektir. Belgeselleri eğer takip ediyorsanız ne demek istediğimi daha net bir şekilde anlayacağınızı düşünüyorum. Kartal belli bir süre yavrusunu besledikten sonra artık ayakları üzerinde durması gerektiğini düşündüğünde önce uçması için onu teşvik ediyor, sonrasında tek başına avlanması gerektiğini öğrettikten sonra hayat ile baş başa bırakıyor.

Eğer korkusunu yenmediğini görürse bu sefer hırpalıyor ve getirdiği yiyeceklerden men ederek, aç kaldığında başına ne geleceğini göstermek için önce açlıkla terbiye ediyor. sonra uçmamakta diretince aynı şekilde yuvadan atarak uçması gerektiğini anlatmaya çalışıyor yavrusuna. yavru halla öğretileni korkuları yüzünden uygulamazsa, tek başına bırakarak yuvayı terk ediyor-ki sırf yavru korkularını yenerek hayat mücadelesini vererek bu acımasız hayatta ayakta durmasını öğretmek. İnsanda aslında Kartaldan ve Kartal yavrusundan farklı bir hayat yaşamıyor. Sadece insanları Kartaldan ayıran özellik, vicdan muhasebesi yaparak acıma hissiyle hareket etmesi.

Dünyaya getirdiği çocuğunu koruma ve sahiplenme içgüdüsüyle hareket eden insanoğlu onun yaşadığı zorlukları şahsı yaşıyormuşçasına zaman zaman boş vererek nasıl olsa öğrenir diyebiliyor. peki buna karşın çocuklar yetişme evresinin her evresinde korkularını yendikçe yaşadıkları haz görmeye ve hatırlanmaya değmez mi? Bu başarı ileride-ki aşamalarda daha fazla kendisine güvenerek artık kendisine uzatılan eli kabul etmeyerek tek başına bir şeyleri başaracağını ebeveynlerine göstermek isteyecektir.

bu yüzden hayatımızı kurarken, hep güzellikler üzerine kurmaya gayret ederiz. bize ait olan yaşamsan alanları genişleterek daha ferah bir ortam ayarlamaya gayret ederiz. Eğer halla korkularımızı yenmemişsek, sadece başarılı olmuş insanları uzaktan takip ederiz ve nasıl başarıyor diye kıskançlığımızı gizlemeye çalışsak ta, bu durum yüzümüze ve mimiklerimize bir şekilde yansıyacaktır ne yazıkki. Her şeyin en güzelini isteriz! Eğer bunu yapacak cesaret ve beceriye sahipsek; beceri ve cesaretli olmak sadece birilerin sizi iteklemesiyle olacak bir şey değil. Zeka, Hayal etmek, Hedef Koymak ve cesareti toplamakla olacak bir durum. misal hiç kimse durduk yere Kavga istemez ki sonuçları korkutmasın diye. Zaten zeki insan kolay kolay kavga etmez, Zekasıyla sorunu çözmesini bilecektir. Üzülmek istemeyiz acılar içimizi acıtmasın diye. Tüm insanlık Mutlu olmak için çabalarken; bizde durum aksine çok farklıdır. biz genelde olayları dramatize ederek acıları ön plana çıkarmaktan hoşnutluk duyarız. İnsanların bizimle ilgilenmesi ve derdimize ortak olsunlar isteriz. Bu yüzden mutluluk bizim halkımız için geçici bir duygudur. Anlık sevinir ve mutlu oluruz. Bu durumu sevgili edinirken dahi çokça başvurulan bir hal olur. Sevgili ediniriz, sonrasında Allaha yalvarmaya başlarız ayrılık olmasın diye. Bunu isterken Mutluluğun sadece bize aitmiş gibi görürüz.

Mutluluk her ferdin kalbinden geçer, ah bir düğün olsada davul zurna eşliğinde halay çeksek deriz. Bize evlenme teklifi yapıldığında veya sevdiğimiz kıza evlilik teklifi yapacağımız zaman diken üzerinde oluruz heyecandan kalbimiz duracak gibi olur. Eşimizin hamilelik haberini aldığımızda mutluluktan adeta uçacak gibi oluruz.  Çocuklar okula başlayacakları zaman büyük bir heyecan ve gizlilikle duygulanırız ve gözyaşımızı tutamayız, yağmur olur dökülür gözyaşlarımız. Yeni bir elbise veya ayakkabı aldığımızda heyecanlanırız giymek için. Kışın girmesiyle beraber yaz gelmeden yaz tatiliyle ilgili planlar yaparız, bu yıl hangi sahil kentine gitsek, iyi bir otel ayarlamak için internetten harıl-harıl araştırırız. Bulunca da sevinçten kendimizden geçeriz. Ev araba alma hayalleri kurarız aldığımızda inanamayız aldığımıza, bu araba ve ev benim mi diye için-için kendimizi sorguya çekeriz. Binerken veya eve girerken defalarca dualar ederiz, peşinden bolca şükür okuruz.

Yani anlayacağınız üzere mutlu olmak için bir çok sebebimiz var.

Tanrı mutlu olmayı her insana nasip etmez. Mutluluk göreceli bir kavramdır. O yüzden her zaman acıları hatırda tutmak daha kolaydır. Her insan mutlu olmayı bilmez, sevinmeyi bilmez, hayatı boyunca karşısına o kadar fırsat çıkar mutlu olması için, ama karamsarlığı yaşar ve yaşatır size. O karamsarlığı yarattıkça siz onun karşısında adeta isyan edersiniz, Allah canımı alsa da senin bu karamsar hallerini görmesem diye. Karamsarlığa bürünen insan mutlu olacakken dahi kötü enerjisiyle hem kendi karanlık dünyasının içine yaydığı kötü enerjiyle beraber sizin iç dünyanızı da karartır.

Ben kendimden örnek verecek olursam, bu tip insanların yanında kesinlikle mutluluğumu fazla göstermemeye gayret ederim. Hemen sizi bozacak sizin sevincinizi kursağınızda bırakacak patavatsızlıkta bir cümle eder ve mutlu olduğunuza olacağınıza binlerce kez pişman olursunuz.

Yakın zamanda başımdan geçen bir hikayemi sizinle paylaşmak istiyorum izninizle.  Arabamın on bin kilometrelik bakım zamanı gelmiş ilgili firmanın servis bölümünden randevu alarak randevu günü arabamı servise bırakınca üst katta oturma yeri varmış, oraya çıkmamı isterse orada bekleyeceğimi söylediler yetkili görevli. Kendisine teşekkür ederek çıkma güçlüğü engellimden dolayı çeke çeke ağır şekilde çıktı. Yanıma daha sonrasında çocuklu bir aile geldiler, birlikte artık aracın bakımının bir an önce yapılmasını ve bitmesini bekledik. Kızın elinde telefonla arabasının videosunu çektiğini gördüm bu durum çok hoşuma gitti bende kendi arabamın videosunu çekerek durumda paylaştım. Sonrada işim bitince yola çıkıp memlekete döndüm. Yolda sevdiğim bir dostumla karşılaştım biraz sohbet ettikten sonra videomu görmüş bana hitaben ya ne çok şey paylaşıyorsunuz tuvalete gittiğinizi dahi artık paylaşacaksınız diye korkuyorum diyince, cevap verme gereği duymadan sözü değiştirdim. Ama çok bozulmuştum.

Sonra kendi kendime düşününce üzüntümün boş olduğuna karar verdim. O sözü kullanan insan zaten patavatsızın biriydi ailecek öyleler. Eğer mantıklı biri olsaydı benim paylaşımlımla ilgi demesi geren şu olurdu. İyi etmişsin kazasız belasız binmek nasip olur inşallah derdi. Bunu demediğine göre bu insanın sarf ettiği söz için üzülmem anlamsızdı.

Mutsuz olmak için mutluluğun yanına bir bahane bulur ve o anı hem kendisine hemde çevresine zehir eder. Bunu nasıl başardığını ne sorun nede düşünün. O tiplerin her zaman bir bahaneleri vardır. 

Bir söz vardır; iki dakikalık keyfim vardı içine ettin diye. İşte onlar bu insan gibileri olanlardır.

By davutzol

İçimdeki yalnızlığım adlı kitabın yazarıyım burada sizlerle dostça paylaşımlarda bulunarak ortak noktada ve görüşte buluşmak için varım

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: