İlk yerleşik yaşama geçmiş olan insanlık tarımdan sonra doğa ile mücadele etmenin ikinci zaferi olarak hayvanları ehlileştirmeyi başarmıştır. Tarımsal ürünlerin korunması ve tarımda hız kazanmanın bir yolu olarak farklı hayvanları evcilleştirme eğilimleri insanların şehirleşmesi ile eş zamanlı olarak artmaya başladı. Can dostumuz olan köpekler bu konuda insanlığın ilk evcilleştirdiği hayvanlar olarak binlerce yıldır insanlarla ortak mekanı paylaşmanın haklı onurunu hala taşıyor. Atlar, köpekler, kediler derken yüzlerce hayvan günümüzde bizimle ortak alanlarda işlerimizde yardımcı, barınmamızda güvenlik ve yemeğimizde et olma yolunda hala kullanılıyor. Fakat teknolojik gelişme ile artık hayvanlardan sağladığımız yarar azalırken aynı zamanda beslenme konusundaki ihtiyacımız hala aynı önemle devam ediyor. Bu yüzden hayvancılık eskisi gibi rağbet görmemesine karşılık olarak et konusundaki sorunlar zaman zaman gündeme geliyor. Bu yazıdaki konumuz ise bundan bağımsız olarak sokak hayvanları olacaktır eğer fırsat bulabilirsem beslenme ve hayvan konusunda ayrı bir başlık içerisinde yeterli kaynaklarla bu konuyu tartışmak isterim..

Değerli okurlarım, yukarıda belirttiğim üzere sokak hayvanları sorunsalı bazen gündemden düşerken bazen ise günlerce gündemin ana maddesi halinde bilgili veya cahilce tartışmalara yol açmaktadır. Kısaca söz ettiğim tarihçe altında binlerce yıl yatmakta ve bu süreçte binlerce hayvanı evcilleştirme deneyimizin bazıları başarılı bazıları ise başarısız sonuçlanmıştır. Köpekler ise bu deneyden başarılı geçmiş ve uysallaşmış bir varlık olarak yaşamına devam etmektedir. Şehirleşmenin fazlalaşması ve çok katlı binaların artışı ile köylerin kentleşmesi, kentlerin metropollere dönüşmesi ve artık şehirlerin birleşmesi ile ülkelerin yakınlaşması kısacası koca dünyanın küçük bir küresel köy haline gelmesi ile köpekler halihazırda koruyuculuk görevinden emekliliğe ayrılmıştır. Fakat gelişen insanlık bu süreçte üstüne düşen vazifeden hızla uzaklaşmış ve köpeklerin sadık dostluklarını görmezlikten gelmeye başlamıştır. Fakat kaçırdığımız bir nokta onların bu süreçte bize sadece dost olması değil köpek türlerinin büyük bir çoğunluğunun insan ürünü oluşudur. İnsanların müdahalesine maruz kalmış olan köpek ırkları aynı zamanda yaşamak içinde insana ihtiyaç duymaktadır. Bu süreçte bizlerin yapması gereken şey onların soylarını, popülasyonu belli bir sınırda korumak ve aynı zamanda yaşamaları için uygun ortam sağlamaktır. Bu ortam gerek evlerimiz gerek ise barınaklar olsun bunu insanca yapmak ancak insana yakışır. Son zamanlarda bilinçsiz insanların katliam söylemlerine sağ duyulu olmamdaki en büyük sebep insanlık tarihinin bu tarz katliamlarla dolu oluşundandır. Köpeklerin günümüzdeki durumundan insanlık sorumluyken bu gün yaşadığımız tüm sorunları onların eseriymiş gibi lanse edilmesi ancak bu katliam dolu tarihe sahip insanlara yakışırdı zaten.

Bu sorunlara çözüm bulmak ancak bu konuda uzman insanlara daha sonrada uzman kimliğine sahip insanların vicdanına ve o insanlara güvenen sıradan vatandaşların vicdanına bağlıdır. Unutmayalım ki insan var olduğu doğaya zarar vererek medenileşmiştir. Ağaçları kesmek, otları yolmak, toprakları zehirlemek ve taşları patlatıp minerallere ayırarak onlardan cevherleri çıkarmak biz insanların medeniyeti altında yatan katliamlarına en bariz örneklerdir. Saldırgan köpeklerinde davranışları buna benzemektedir. Ancak onlarda yemek bulabilmenin ve yaşam mücadelesini kazanmanın yollarını sadece içgüdü ile arıyorlardır. İşte biz bilinçli hayvanları bu bilinçsiz hayvanlardan ayıran en önemli şey ise budur ”İçgüdü” yani doğal davranışlar. Biz insanların bilinçli bir varlık oluşu daha mantıklı çözümler bulmamızda en önemli kaynağımızdır. Bu içgüdüye sahip hayvanları biz içgüdümüzü bastırıp bilincimiz ile çözüm bularak kurtarabiliriz. En kadim dostumuz olan köpeklere vefa borcumuzu ancak onları refaha kavuşturarak ödeyebiliriz. Bunca yıl onların koruması altında uyuduk, barındık ve var olduk şimdi ise sıra bizde..

By Serdar Çelik

Şair, Yazar ve Araştırmacı. 23 yaşında ve bu yaşına kadar kendini geliştirmeyi hedef edinmiş birisi. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesinde Coğrafya bölümü okumakta olup ve bu alanda araştırmalar yaparak kariyerini geliştiriyor.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: