Aşk en özel ve güzel duygudur. Seversin, değer verirsin. Onunla zaman geçirmek senin için çok özeldir. En güzel aşk: karşılıklı olandır. Elini tuttuğunda hissedebilirsin o sevgiyi. Ağladığında onun sarıldığında hissedersin verdiği değeri. Bakışlarında görürsün mutluluğu. Konuşmasından öğrenirsin saygısını. Âşık olan insan her zaman hissettirir.
Sizden gidenin arkasından bakmayın. Bir damla gözyaşı akıtmayın. Çünkü giden gittiği yere kalan da kaldığı yere yakışır. Acını çek. Ama ona dönme. Ona yalvarma. Çünkü kaldığın yerin hakkını vermeyeceksin. Döktüğün gözyaşların bedelini ödeyemeyeceksin. Zor da olsa geç de olsa acı da olsa alışacaksın. Belki altı ay belki üç sene. İnsan alışmaya mahkûmdur. İnsan acı çekmeye de mahkûmdur. Her zaman her istediğimiz olmaz. “Benim dikenlerim sana batıyor.” Diyorsa uzaklaş.
Bir insan kendinden bile koruyamıyorsa sevdiğini, o zaten hiç sevmemiştir. Bir insan korumayı, değer vermeyi, kırmamayı öğrenememişse onu sevme. Defalarca yalvardığın ama seni insan yerine koymayan biri, senin ömrüne yoldaşlık edemez.
Güzel zamanların hatırına senin yalvarışlarını dinliyorsa iki günlük hatır içindir. Senin yanına geliyor diye, iki günün hatırı için umut besleme ona. Zaten o hiç senin olmamıştır. Şimdi aklına yalvardığın veya sana yalvaran insanlar geliyor değil mi ?Şu an “Neden yalvardım kendime neden bunu yaptım.”
Diyorsun ya da “bana çok yalvarmıştı. Onu dinlediğim için bana ümit beslemişti. Sevmiş değer vermişti. Ama ben onu o yol kenarında bırakıp yoluma devam etmiştim” diyorsun.
Yine sevdiğin için değil, acıdığın için. Sana acıyarak bakan bir insanın yanında senin bir işin yok…
Sevdin, âşık oldun, yalvardın ve acını da en üst zirvelerde yaşadın. Ama şu an unuttun. İyileştin. Ve hayallerine doğru yürüyorsun. Şu an ne aşkın ne acın aklına gelmiyor. Gelmemeli. Seni sevmeyen için uğraşmamalısın. Sana değer vermeyen bir insan için emek de sarf etmemelisin. Seven zaten bir yol bulup sana gelecektir.
“Dikenleri ile kanata kanata kendini sevdiren bir
adama âşıktım. Sevgisi acımın da üstesinden gelirdi. Umut denilen duyguyu en çok canım yandığında hissediyordum. Ah diyememek, acını anlatamamak zordur bilirim, kanayan bir yaram var o da bunu çok iyi bilir. Her zaman ‘benim dikenlerim sana batar’ derdi. Lakin onu dinlemez severdim, sevdikçe
yaram da büyüdü. O beni dikenlerinden koruyamadı, bense sevmekten vazgeçemedim. Öylesine derindi ki gözlerindeki buğu seneler geçti daha o buğu gözlerinden silinmedi. Zaman akıyor, yaralarım iyileşiyor. Aşkım da böylece içimde
ukde kalıyordu. Ona doyasıya aşkımı anlatamadan yaşayamadan gidiyor. Avuçlarımın içinde yok oluyor, zamanla yüzü
de hafızamdan da siliniyor. Büyüyorum ve bazı şeyleri daha derin anlıyorum.”
İnsanoğlu şu hayatta neyi isterse onu başarır, yeter ki içinden gerçekten istesin. Bizim istediklerimiz, bizi istemiyor. Ve zamanla bizde anlıyoruz, bizi kendinden koruyamayıp
acı çektiren insanların hayatımızda olmamasıgerektiğini,
insan sevdiğine kıyamaz. Kendini geç başkası üzse canı gider, İşte buradan anla seni sevmediğini…
Hayatım boyunca kendime söz verdim.
“Hayatıma kim girerse girsin hiçbir zaman bana değer veren, benim için uğraşan insana dikenlerimi batırmayacağım. Ve ben nerede olursam olayım bu söze her zaman sadık Kalacağım. Benim yaşadığımı bir başkası yaşasın istemedim İstemem. Büyük acılardan küçük mutluluklar edindim kendime. Etrafıma acı değil, mutluluk saçacağım. Ve âşık olduğumda dikenlerimi indireceğim.”

By Edanur Kalkan

Doğma büyüme Ankara'da yaşıyor ve yazarlık dalında ilerliyorum. Mavi Sessizlik, Sıfırdan Başlamak ve Ölü postacı adında eserlerim var ve dahası da yolda geliyor. Yazarlık dışında Muhasebe departmanında çalışıyorum. Hobilerim ise okumak, yazmak, müzik dinlemek ve spor yapmak.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: