Hayallerinizi gerçekleştirmek için hayalleri olmayan insanları hayatınızdan çıkarmalısınız diyen Tolga Türkmen’in girişimcilik hikayesi sizlerle…

Hayatımızda herşey herkesin söylemlerinden ibaret olmadığını, bazen risk almak gerektiğini ortaokul çağlarımda öğrendim diyebilirim aslında, Eğitim hayatımdan biraz bahsetmek gerekirse, tembel bir öğrenciydim, sınıflarımı hep kurul ile geçerdim. Ama okumayı seven biriydim, Gazete, kitap okurdum hep ve matematik öğretmenim iyi bilir defterlerime yazdığım şiirlerimide. Ailemizin ve tabiki ailelerimizin okumadan birşey olmayacağını, çalışmamızın gerektiğini, komşumuzun yada evin en zeki ferdine benzememiz için hep söylentilerde vardı elbette. Haliyle çok çalışmak isterdim derslerime ama yok yani, çalışsamda hiçbir şey olmuyordu, hocalarımla aram iyidir ama hep sınıfta içine kapanık biriydim diyebilirim. Neyse Lise hayatımı böylelikle bitirdim, Ailem okumayacağımı bildiklerinden Lise’de meslek lisesini okumamı çok istediler. Altın bilezik mevzusu anlayacağınız.. Benimde koluma altın meslek olarak, iklimlendirme, bölümü okuttular. Aslında puanım ona yetti açıkcası, okuduk mu bir şekilde okuduk. 🙂 Ya da okumaya çalıştım işte, ne derseniz siz… Lise bitti mesleğe adım attık, ve mesleğimi ilk yaptığım yerlerde şantiyeler oldu diyebilirim. Çalışma şartları zor, aldığın para az, yemekler şantiye ortamında ne kadar iyiyse o kadar iyi, abartmıyorum şantiye zamanı yazın sabah kahvaltımız, akşam yemeğimiz peynir, karpuzdu..  Tabi yinede şükür derdim, derdik hepimizde. O zamanlar yazılarımı daha da çoğaltmıştım, Akşamlar eve geldiğimde uyumadan önce Tv’de çıkan şiirler olurdu klipleri falan dönerdi. Hep imrenerek onları izler, şiirleri ezberlerdim birgün belki böyle olurum insanlar beni okur demiştim. Lise dönemlerimde yazdıklarımı hep saklar kimseye okutmazdım, dalga geçerler diye. Ve birgün en yakın arkadaşıma okuttum, hedeflerimden bahsettim. Yazılarımı güzel buldu, ve devam etmem gerektiğini söylemişti. Hayallerim derken gözünüz yükseklere gitmesin benim bir hayalim vardı, o da yazılarımı kitaplaştırmaktı..

İnsanların değil, bizim düşüncelerimiz önemli..

Yazmaktan hiç vazgeçmedim, iyi ya da kötü..

Baktığınız zaman aslında herşey kitaplaştırmak istediğim yazılarımdan sonra başladı.

 ‘ Bir Fincan Sen ‘ isimli amatör şekilde bir kitap yapmıştık. 1 hafta gibi sürede 500 adet satmıştık, 2. baskı yapmamıştık öyle de geçti gitti o işimiz. Tabi o zamanlar tek başına birşeyler yapmanın özgüveni, sevinci var. Ve hemen farklı neler yapabilirim sorusu ile başbaşa kaldım..

Şiir yazdım, seslendirsem olur mu dedim? Yakın bir arkadaşımın da gazı ile, seslendireceğim şiirimi yazdım, çalıştım. Hazırım dedim şiiri yazdım ama 2 hafta sonra gittim seslendirmeye..

Parayı anca toplamıştım.  Seslendirme bitti, kayıt elime ulaştı. O duyguyu anlatamam size.

Tarif hiç edemem size hemen yükleyelim dedik.. Sonra korktum acaba dalga geçerlermi diye, korkularımı yenip yükledim şiiri ozamanlar Facebook meşhur oradan yürüdük, tutmuştu ve insanlar ilgilenmişti. sonra 4 ay sonra 2. kayıtımı almıştım ve bu düzen oturmuştu ama…

Başka ne yapabilirdim?

Bugün Bana İnanmayanlar, Birgün Benimle Nasıl Tanıştığını Anlatacak…

Radyo olayı hep bana gizemli gelmişti, Bedirhan Gökçe, Kahraman Tazeoğlunu hep dinlerdim. Acaba tanışırmıyım hayallerini hep kurardım, ki şuan ikisi de sevdiğim abilerim diyebilirim..

Neyse ben başvuru yapıyorum deli gibi radyolara, yazılarımı yayınlamak için gazetelere, dergilere. Ama hiçbir destek alamıyorum. Olumlu mesajı geçtim, olumsuz bir ceva yok..

Tabi birde bu olumsuzlukların yanında, aileniz, akrabalarınızda size sıradanlaşan cümleler kurduklarında dahada canınız sıkılıyor, Bana okumadın hiçbir şey olmaz, yapamazsın, millet senin yazılarını napsın diyip durmuşlardı. Kırılıyordum ama yıkılmıyordum… Diploma ile işe alınan bir insanın başarısına bakmazsanız eğer, orası başarısızlıklan kavrulur, batarsınız..

Herşey diplama değil zaten hiçbir şeyi diploma yapmıyor. Sen yapıyorsun.. Hırslandım ve Facebook’tan canlı yayınlar açarak yayınlar yapmaya başladım çok kitlemiz vardı. 5-6 kişi kadar. Ama azımsamayın, ilk yayında 5 kişi bence tatmin edici olmalıdır diye düşünüyorum. 🙂 Bu kitleyi arttırmam için afişler yapmam lazım diye düşündüm. Kendim paintten birşeyler tasarladım işte. Sonra bunları aldım çantama sokak sokak gezdim, binalara, duvarlara yapıştırdım ve çevreme ” Bugün Bana İnanmayanlar, Birgün Benimle Nasıl Tanıştığını Anlatacak.. ” dediğimde gülüp geçmişlerdi. Sonradan anladılar ne demek istediğimi..

Dinleyicilerimiz artık artmaya başlamıştı. Ve şiir kayıtlarımda bir yerden sonra baya tutmuş

ve devam ediyordu. Artık daha profesyonelleşmem gerekiyordu. Ekipman, sistem… Hiçbir bilgim yok, eğitimim yok. Gittim müzik sistemlerinin satıldığı yere, abi bana mikrofon ver, mixer ver diyip aldım geldim eve iyide bunları nasıl bağlayacağım? Neye bağlayacağım..

En basit örneğimi söyliyim size, bilgimi oradan anlarsınız.. Aldığım mikrofon farklı, ayaklığı farklı. O kadar iyiydim bu işte siz gerisini hesap edin..

Kimseden Maddi Anlamda Destek Almadım…

Dedim ya ailede istemediği için bu işlerimi yapmayı, maddi destek vermiyorlardı, Bende kendi paramı kendim biriktirdim yaptım. İşin sistemi kurduktan sonra artık büyük adımlar atmalıydı Tolga Türkmen.. Kendi Radyomu kurabilir miyim diye düşündüm birgün. Arkadaşlarım sen kafayı yemişsin demişlerdi, Biraz dahadüşününce mantıklı gelmişti bu hamle. Ve tutup tutmasından ziyade, güzel olabileceğini düşündüm. Çünkü ben içime kapanık insanım, toplum içinde hala çekingenliğimi atabilmiş değilimdir.. İsim düşündüm ve düşünürken şunu ekledim yanına, Öyle bir isim olsun ki, yıllar geçsin ama isim eskimesin..

Bir gece aklıma geldi.. İsim aramak için çokta uzağa gitmemize gerek yoktu, kendim Noksandım. Maddiyat, Sevgi, Aile, İlgi her konuda tek başlamıştım o yolda. Ve biraz daha geliştirerek ” Noksanlar Kenti Radyo ” – ” Bazı Anlar Hayata İhanettir ” diyerek kabullendim..

Para yok pul yok, o yüzden web site konusunda kafa patlatarak gece gündüz amatörden kendim bir site yapmıştım. Öyle bir yaptım ki, sabah yapıyordum akşam bozuluyordu.. 🙂

Sonra devam ettikçe geliştirdik siteyi ve 22 Eylül 2016 tarihinde açıldık Kent olarak…

Noksanlar Kenti – Bazı Anlar Hayata İhanettir?

Burayı nasıl anlatabilirim bilmiyorum.. Herşeyden önce ilk umut, ilk dalım, ilk yolum..

Bu yolda ve bu mecrada hiç böylesine geleceğimi düşünmemiştim, Hep heves olarak bakıyorum, hep hobi olarak.. Ama vakit ayırmamazlıkta yapmıyorum.. Burada Salı ve Cumartesi yayına giriyorum. Akşam 23:00 sabah ise maximum 05:00 gibi yayını bitiriyorum.

Dinleyicilerimiz ile sohbet, şarkılar, türküler, noksanlıklarla başbaşa kalıyoruz..

Bazen hayal kurup hepsini dahil ediyorum, ama biz herkesin bize yaptığını yapıp hayallerimizi yarım bırakmıyoruz. Bazen EyvAllah çekiyoruz, yaşanmışlıklara, yaşatılanlara rağmen.. Bazen birisi üzülüyor, hepimiz sigarları çıkartıp o kişiye yakıyoruz. Burası Kentin karanlık, ama bir o kadar temiz çocuklarının evi diyebiliriz. Tek başına, ailesiyle, sevgilisiyle, dinledikleri yer..

Sesimiz kesilmediği sürece, aksilik olmadığı müddetçe, Sesimizi yankılamaya devam edeceğiz.

Lavinya Dergisi – Herkesin Konuştuğu Topumda Şairler Neden Sussun?

Radyodan sonra, yazılarımı yayınlamak ve yazılarını yayınlamak isteyen insanlar içinde birşeyler yapmak istemiştim. Çünkü gazeteler, dergiler herkesi kabul etmiyor.. Herkes kuralcı, herkes bir yazarlık başvurusunu 15 gün değerlendirme sürecine alacağız demekle kendisini profesyonel sanıyor ilginç.. 04 Şubat 2019’da da Lavinya hayata geçti.. İnternet dergisiyiz. Ortalama 25 yazarımız ve günleri var o günlerinde yazılarını yayınlayan iki editorumuz ve sosyal medyamıza bakan bir asistanımız mevcuttur… Hiçbir yazar arkadaşımızı çevirmemişizdir, muhakkak denemişizdir. Yazılan her yazı kıymetlidir. Buna inanıyoruz…

Peki Ya Şimdi?

Şimdi hayal etmediğim yerdeyim.. Başta dediğim gibi benim hayallerim Dergi ya da Radyo kurmak değildi ama oldu. Hayat bize ne sunar bilmiyorum ama kötü  yüzü kadar iyi bir yüzününde olduğuna inancımı kaybetmiyorum, kaybetmiyoruz.. Pandemi süreci hepimizi etkiledi ama bizler çalışmalarımızı bırakmadık. Noksanlar Kenti Radyo bu süreçte, Twitterda çok kez gündemdeydi, Dünya çapında kendi uygulamarımızın dışında 8 uygulamaya eklendi.

Tv progralarımız oldu, yeni projelerimizde olmaya devam ediyor elbette. Aynı şekilde Lavinya’da yazılarımızı yayınlamayı sürdürdük, Röportajlarımıza tekrardan başladık.

Veda…

Bazen bir bakış söylediğiniz tüm sözlerden daha keskindir.

Ne yazarsak yazalım, yaşadıklarımızı noktasına kadar anlatamayız malesef.

Biraz kendimden, biraz ailemden, biraz sizden ve biraz iz’den bahsettim…

Kalbinize güzelliklerin doğması, suretinizin hep aydınlıkla anılmasını ümit ederim..

Biz’e Noksanlarkenti.com ve Lavinyadergisi.com adreslerinden ulaşabilirsiniz.

Mümkünse kendinize iyi bakın..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın