Bir kibrit yakarak aydınlattı karanlık geceyi, kibriti yavaşça sigarasının ucuna yaklaştırırken balkonda avare gibi dolaşan rüzgârın ateşi söndürmemesi için eliyle siper ediyordu. Ateşin yaladığı eli ısındığında üşüdüğünü fark etti. Önemi yoktu üşümenin, karanlığın. Senelerdir her zamanki gibi gecenin üçünde sigara yakıyordu. Yanan sigarayı dudaklarından ayırmadan önce kibriti aşağı yukarı salladı. Sönen kibritten, yeni yanan sigaradan yükselen kokuyu taşıyan dumanı içine çekti. Huzurun kokusu olsaydı bu olurdu, diye düşündü susmayan iç sesine karşı.
"Baba," dedi balkon kapısına gelen büyük oğlu. "Uyku mu tutmadı yine?" diye sorarken biliyordu aslında oğul. Babası her gece hasta da olsa kalkar, sigara yakardı.
"Git, yat. Sabah işe gideceksin." Babasından aldığı ters cevap bezdirmedi oğlu. Sakin adımlarla o da balkona çıktı, babasının karşısındaki sandalyeye oturdu.
"Annem öldüğünden beri bir gün dahi aksatmadın bu alışkanlığını. Gün içinde kokusundan bile hoşlanmazsın, gece ise durmadan yakıyorsun. Baba, biz de buradayız. Yalnız değilsin." Oğlunun konuşması içindeki yaralara hançer batırıyordu. O da biliyordu çocuklarının gözünün içine baktığını ama hiçbiri etmezdi onları bu dünyaya getiren kadını. Çocuklarına bakmaya korkuyordu, eşinin gösterdiği şefkati gösterememek onu eksik hissettiriyordu. Yoksa o da seviyor çocuklarını. "Baba. Bir şey söyle."
"Git, uyu." Oğluna bakmaya korkuyordu, sadece yıldızsız gökyüzünü izliyordu. Onun yıldızı kalbindeydi, gökyüzünde olmamaları umurunda değildi. Sandalyenin çekilme sesini balkondan çıkan ayak sesleri takip etti. Evet, hoşlanmazdı sigaradan, kokusunu sevmezdi, yorucu gelirdi içmek. İçiyordu çünkü eşi en çok sigara içerken dertleşirdi onunla. Tüm çocukları uyutur, ev işlerini bitirir, geçerdi balkona. Sabahlara kadar konuşurdu yaktığı sigaralarla. Şimdi o göçüp gitmişti ve geri kalan tek şey küllüğüydü. Onun yerini almıştı adam. Eşini kokluyordu sanki sigarayı yakarken. Çünkü en çok o severdi kibritle sigara kokusunu. Koklarken gözlerini kapatır, kırık tebessümle burnunu dikleştirirdi. Yani sigarayı koklamıyordu adam, kadını kokluyordu. Kadından geri kalanı. Geceyi sevmiyordu, kadına aşıktı. Her gece sigarayla dertleşen o kadına söyleyemediklerini söylüyordu yaktığı sigaralara.
Reklamlar

By ÜmmüGülsüm Atasoy

Yazar Editör

Bir Cevap Yazın