Her gün saatlerce dizi izleriz de, on dakika kitap okumayız / Bunu aşabilsek yalan yanlış bilgiler arasında mekik dokumayız.

*

Gençlikte bulup da yiyemedi zavallı / Yaşlılıkta ölüp de yiyemedi zavallı / Şimdi ne ile meşgul, bilinmiyor zavallı / Gelen yok ki yanından, sorulmuyor zavallı / Sonsuz bir yola girdi, görünmüyor zavallı / Yavaş yavaş unutuldu, anılmıyor zavallı / Vesselam geldi zavallı…Gitti zavallı

 

*

Güçlüyüm, kuvvetliyim deyip kibirlenme / Yiğitsen Azrail gelince gücüne sarıl da ölme

 

*

Oğul dedi: Baba artık bıktım usandım senden  / Baba da dedi: Merak etme sen de duyarsın kendininkinden

 

*

Zenginlikte yaşadım pervasızca sağda solda / Fakirlikte yüzüme bakan olmadı aynı sokakta

 

*

Önceden denilirdi: Kadının okumasına, çalışmasına ne gerek / Nasıl olsa bir it, bir deriyi taşır sürüyerek / Ama düşünülemedi: Kadın ne yapar, it hep zulmederse örseleyerek / ………. / Sonuç: Kadın da okumalı, çalışmalı kendini bilerek / Ayakta kalabilmeli, zulme boyun eğmeyerek

 

*

‎Yolda giderken, alırsan bir yaşlıyı arabana /
O da sana dua ederse, mutlak ulaşır Yaratana

 

*

Menfaatin bittiği yerde başlamışsa haset /
Hayır çıkmaz ondan, zarar görür memleket /
……………………………………………………,……… /
Sen yoluna devam et ve bıkmadan sabret /
Akıbet hem sen, hem de kazanır memleket

 

*

Gözyaşı masumiyetin ifadesi / Sen ağlıyorsun, ben ağlıyorum /  O halde söyler misin bana, suçlu kim? / Düşünüyorum, düşünüyorum bulamıyorum

 

*

Kimseye diyecek bir hal kalmadı,  / Sabır tükendi, tolerans törpülendi / Silahlar çekildi, namlu alevlendi / Cennet güzellikleri dururken,

Cinnet geçirenler haberlendi  / Masum insanlar yere serildi / Cenazeler bir bir toprağa verildi / Toplum bu hale nasıl geldi? / Galiba sansürsüz diziler gaz verdi

 

*

Hacıdan da acıdan da uzak dur dediler / Acıyı anladık da, Hacıyı bilerek mi kötülediler

 

*

Dünyaya veririz bunca emek / Ama kaderde var gidiciyim demek / Hedef, son dem de tabutumuza omuz verecek / Eş dost akraba biriktirmek gerek

 

*

Senden bana hatıra yıkık bir duvar / Bir kazma, bir kürek, bir de bel var / Bedenim gurbette olsa da gönlüm seni arar / Baba yadigârı yaylalar yaylalar

 

*

Bütün odalar sessiz / Ne bir ayak tıkırtısı ne bir kelam / Sofra hazır hadi gel diyen de yok / Sensizlik, sessizlik zormuş meğer

 

*

Olanı olmuşu olacağı takar isen kafaya / Yaş kemale ermeden beden geçer arızaya / Sonra dersin ki, bu kadar hastalık nedir ya / Biraz sal gitsin hayatı, gerek yok çok takıntıya

 

*

Uzaklardan bir ses, yanık yanık geliyor / Belli ki, rahmeti rahmana kavuşmuş biri / Müezzin efendi salasını veriyor / Bunu duysa da kulaklar, gönlü yine dünyaya meylediyor

 

*

Ömürden gidenlerin tesellisi olur / Ya gönülden gidenlerin tesellisi ne olur?

 

*

ANA MIRILDANIYOR

Allah kimseyi ana yapmasın / Dayanılmıyor… Dayanılmıyor / Birde hayırsız çıkmışsa  evlat / Elde avuçta bir şey koymuyor / Veriyorsun… Veriyorsan, doymuyor / İstersen sen, açlıktan öl / Umurunda bile olmuyor / Allah  kimseyi ana yapmasın / Kızsan da dayanılmıyor

Reklamlar

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

One thought on “DİLDEN DÜŞENLER – 116”

Bir Cevap Yazın