Zeki Coşkunsu

Editör: Simge Armutçu

İlk elden, kardinal (temel-ana) bir saptama ve otantik bir öneri, tavsiye, teklif ile başlayalım:

Ya S.F.İ (Otantik Sanat & Filozofi & İlim) üçlü paketi ile S.A.R (Otantik Sevgi & Rahmet & Akıl) üçlü paketinin aydınlattığı hakikat yolundan gidersiniz -ki S.F.İ üçlü paketi ile S.A.R üçlü paketinin tercihi bundan yanadır. Biz de tüm dünya insanlığına ve özelde de sizlere bunu önerir, salık verir, tavsiye ederiz. Ya da, (madem ilkinden yana değilsiniz) Kur’an’ın işaret ettiği türden, iman edebilmeyi becermeniz gerekir.

Hamdi Tayfur’un 24.04.2021 tarihli yazısından:

“İşi gerçek anlamda rasyonalize etmeyi ve sorgulamayı bir yerden başlatmak isterseniz lütfen kendinize şu soruları sorun:

     1- ‘Maksimum 80-90 senelik bir ömrün karşılığının sonsuz bir Cennet olması Allah’ın rahmetine bağlanabilir ama bu kadarlık ömür karşılığında ebedi bir Cehennem azabına çarptırılmak Allah’ın adaletine uyar mı?’

     2- ‘Hayatı boyunca karıncayı dahi incitmeden yaşayan bir insanın sırf Allah’a iman etmeyip kâfir olarak öldüğü için ebedi Cehennem azabıyla cezalandırılması adil midir? Buna karşılık çocuklara tecavüz dâhil her türlü kötülüğü yapan birisinin sırf inandığı için cezasını çektikten sonra bile olsa, ebedi Cennetle mükâfatlandırılması nasıl adil olabilir?’

     3- Damla Çelik’ten ilhamla, ‘sonsuz kudret sahibi yaratıcı, aciz insanı başarısız olduğu sonsuz cezalandırmayı neden istesin?’ Bir diğer söylemle, ‘sonsuz kudret sahibi olan ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah, kendi yarattığı aciz kulları olan inanmayanları cezalandırmak için neden bu kadar istekli ve onlara karşı bu kadar kızgındır?’

Bu sorulara cevap verirken sevgili İhsan Eliaçık gibi, ‘dini aslından saptırıp da iyilik yapanlar iman etmese bile cennete gidecek, filan demeyin! Çünkü böyle bir şey yok. İnanmıyorsanız veya inandıktan sonra inanmaktan vazgeçmişseniz ebedi Cehennemliksiniz!’ Kaynak için bkz. Kur’an…”(1)

Zira, öyle değil mi; sonsuz kudret sahibi yaratıcı, aciz insanı sonsuz cezalandırmayı neden istesin? Bir diğer söylemle, sonsuz kudret sahibi olan ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah, kendi yarattığı aciz kulları olan inanmayanları cezalandırmak için neden bu kadar istekli ve onlara karşı bu kadar kızgındır? Bugün modern hukuk ve/veya doğal hukukta inançlar bile yargılanmazken, ancak eylemler yargılanabilirken sonsuz kudret sahibi bir yaratıcının son derece sübjektif değer taşıyan inançları yargılaması ve ebedi ceza ve ödül yaptırımına tabi tutması ne kadar hakkaniyetli ve objektif bir tutum olabilir?

Dahası, ardında sopa gösterilerek yaptırılan seçim, seçim midir? Bu şuna benziyor; adamın birinin elinde sopa var ve muhatabına diyor ki: “Bana inanmazsan seni bu sopayla döverim, inanırsan kebap ısmarlarım(!)” Tercih senin, istediğini seçmekte özgürsün.

Öyle değil mi; baskı ve tehdit altında alınan ifadeler mahkemelerde delil sayılır mı hiç?

Yine, Allah’ın adaleti sıkıntılı bir söz, adil karar verse kurtulmamız çok zor. “Rabbimiz adaleti bize emrediyor, kendisi rahmetiyle bize muamele ediyor!” diyen, kendince kaş yapayım derken göz çıkaran birine sormak gerekir: “Yakmak rahmet midir? Yakmanın neresinde bir rahmet var? Zira merhamet varsa, yakmak da neyin nesidir?

Ötesi de var; ontik otonom inanç-din-dogmaların Tanrısı, Cehennem üzerine söz bile veriyor ‘seni insanlar ile dolduracağım’(!) diye. Yukarıda dillendirilen böylesi türden bir inanç absürt bir inanç ve mantıksız bir gerekçe değil de nedir?

Söyler misiniz; insana böyle bir acı tattırmayı vadeden bir Tanrı gerçekten otantik bir tanrı olabilir mi? Bana göre olamaz.

Son tahlilde, bu tür bir Tanrının asla ve asla varlığın gizemi olan o gerçek kardinal gizli değişken ile uzaktan yakından bir benzerliği ve ilişkisi yoktur. Görünen ve gözlenen o ki S.A.R (Otantik Sevgi & Akıl & Rahmet) üçlü paketinin ya yoksunluğu ya da noksanlığı, ilgili semptomun kardinal nedenselliğidir. Bana Tanrı’nı söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!

Yine bu bağlamda; “Amerika’daki katil 30 yıl cezadan sonra infaz edildi. Küçük kız çocuğuna tecavüz eden adama dünyada ne yapıyorlar? Ceza niyetine gıdıklıyorlar mı?” diyen birine de şunu sormak gerekir: Demek ki beşerî düzlemde insanla, onu yaratan kudret sahibi aynı potada buluşuyor. Peki, o zaman her ikisi arasında fark nerede kaldı? Öyle değil mi; sonsuz kere yakmak da neyin nesidir? Tanrı önüne geçemediği bir hırsa mı sahip demek istiyorsunuz? Oysa değil mi ki insan, Tanrı’dan daha merhametli ki birçok gelişmiş ülke idamı kaldırdı. Kaldı ki sonsuzluğa mahkûm olma ile yok olmaya mahkûm olma aynı şey değildir. Öyle değil mi; cezasını ver, sonra da yok et. “Ben adilim, kısa bir ömürde işlenen hatayı sonsuza kadar cezalandıramam, cezayı verip yok ederim” de, bunu anlarım. Sonsuza kadar derilerini tekrar tekrar yaratıp yakmak da neyin, nesidir?

Sözün özü, özgür değilsin; böyle bir seçim hakkın bu dünyada yok. Ehli kitapsan cizye, müşriksen öldürülürsün… Şu da var: “İnanırsan!” şartlı cümlesinin arka fonunda “Benim itaatkâr bir kölem olacaksın!” anlamı da enplisit (örtük-imalı) bir biçimde mevcuttur. Lütfen, otantikçe dikkatlerinize kaldırarak bir bakıp idrak ediniz.

Bir Allah’ın kulu da çıkıp sorduğum sorulara açık açık, “yahu o Allah, bizi yarattı, bizim sahibimiz, O’nun karşısında biz bir hiçiz, o bizim üzerimizde mutlak tasarruf sahibi. İsterse işkence eder, isterse yakar, isterse yok eder, isterse yok edip tekrar yaratır, tekrar yakar, isterse de affeder…” diyemedi. Bir kişi bile cesurca çıkıp bunu söyleyemedi. Sadece mazeretler, kıvırmalar, teviller! Neymiş, ayetlerdeki ifadeler mecazi imiş. Allah merhametli imiş. Kullarını yakmazmış. Neymiş, ayetlerdeki ifadeler dünyadaki azaplara karşılık geliyormuş. Neymiş, cehennem ıslah yeriymiş. Neymiş, iman etmeyen nefsine zulmettiği için ebedi azabı hak ediyormuş. Acaba ben Kur’an yerine yanlışlıkla aynı isimde farklı bir kitap mı okudum? Doğru düzgün iman bile edemiyorsunuz! 2

Demiştim. Ya S.F.İ (Otantik Sanat & Filozofi & İlim) üçlü paketi ile S.A.R (Otantik Sevgi & Rahmet & Akıl) üçlü paketinin aydınlattığı hakikat yolundan gidersiniz -ki S.F.İ üçlü paketi ile S.A.R üçlü paketinin tercihi bundan yanadır. Biz de tüm dünya insanlığına ve özelde de sizlere bunu önerir, salık verir, tavsiye ederiz. Ya da (madem ilkinden yana değilsiniz) Kur’an’ın işaret ettiği türden iman edebilmeyi beceriniz bari.

     (1) Bkz. TAYFUR, Hamdi; 24.04.2021 tarihli, kendi “facebook” ana sayfasındaki paylaşım yazısı, https://www. facebook.com/hamdi.tayfur. (Erişim Tarhi: 24.05.2021).

     (2) Bkz. TAYFUR, Hamdi; 25.04.2021 tarihli, kendi “facebook” ana sayfasındaki paylaşım yazısı, https://www. facebook.com/hamdi.tayfur. (Erişim Tarhi: 25.05.2021).

By zekicoşkunsu

Şair, yazar, araştırmacı. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Bilgi Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Mütevelli Heyeti üyesidir. "Natürel İlimler Felsefesi", "Operasyonel Araştırmalar", "Sibernetik" & "Semiyotik" vb. ilmi disiplinlere ilişkin konularda çalışmalar yapmaktadır.

Bir Cevap Yazın