Merhaba arkadaşlar. Geçen haftalarda bir abimizin desteğiyle almak istediğim ama bir türlü nasip olmayan Son Timurlu kitabına kavuştum. Bu kitabı okudukça sövdüğüm, heyecanlandığım yerlerde oluyor. Misal kitapta Tahir karekteri nişanlısıyla gizliden anlaşıp görüşüyorlar aralarında ki âşk dillere destan. Kitapta iki kardeş padişah arasında kavga çıkıyor. Hepsi birbirinin köyüne, şehrine saldırmanın derdinde. Bu iki kardeşin dalaşması Tahir ve nişanlısını da vuruyor. Düşman oldusu Tahir’in köyüne girecek diye bir duyum alıyorlar. Molla Fazlıddin karekteri Tahir’in akrabası. Ne olup bitiyorsa gelip anlatıyor. Savaş bitene kadar Tahir bir yanda nişanlısı bir yanda saklanıyorlar. Sonra padişahlar anlaşıyor savaş duruyor ama askerlerin bundan haberi yok. Tahir 4 arkadaşını topluyor köylerinde ki köprüyü yıkmak için. Hava yağmurlu dışarısı kıyamet alameti. Yaksalar sönecek. Mecbur ellerinden geldikçe köprüyü sökmeye başlıyorlar. Düşmanlar içinde kızgın dereye düşen düşene. Yalnız köyün başka tarafından gelen düşmandan kimsenin haberi yok. Molla Fazlıddin öğreniyor ki padişahlar barıştı yeğenine anlatıyor durumu. Meseleyi nişanlısı da duyuyor. Yazık kız düşman gitmiştir diye düşünüp ahıra geçiyor ineklerden süt sağmak için. Bir bakıyor düşman askeri karşısında. Düşman askerleri bunu bir şekil yakalıyor ve bağırmayı kızın annesi ve Tahir duyuyor. Tahir kendisini tehlikeye atıp nişanlısını kurtarmaya gidiyor. Kızın annesi kızını kurtarma düşüncesiyle kızının nişanlı olduğunu söylüyor. Düşmanlar duyunca nişanlıysa daha değerlidir kafasında. Tahir yetişiyor elindeki bıçakla düşmanlardan birinin böğrüne saldırıyor ama arkadan bir askerde ensesine yapıştırıyor. Tahir yerde kanlar içindeyken kızı Semerkand’a kaçırmaya götürüyorlar. Hiç hayatında küfretmeyen ben bu sahnede ” ağzınıza sıçayım ” dedim. Neyse kitabın 79uncu sayfasında Babür Oş şehrinde bir imaret yaptırıyor. O zamanların cahilliğini anlatan bir dipnot paylaşıyorum şimdi:

” Oş’daki bu imaret 450 yıldan fazla ayakta kalmış zaman içinde kubbesinde ki çiniler yıpranıp düşmüş içindeki nakışlar solmuş ve yeniden restore edilmiştir. Ancak bazı kimseler renkli mermerleri çalarak hançerlerinin kabzalarına süs olarak koymuşlar bazı tamahkar şeyhler işe binayı “Süleyman peygamber tarafından kurulmuş imaret” olarak niteleyerek cahil insanlara bunu inandırmış ve uzun yıllar getirilip bırakılan adaklarla geçimlerini temin etmişlerdir. Sovyet bilim adamları bu imaretin Babür tarafından yapıldığını tespit etmişler ve ana cephesine bu yönde bir levha aşmışlar. Bununla birlikte bazı şeyhler imareti “taht-ı Süleyman” adıyla zikretmeye devam etmişler araya başka anlaşılmayan hurafeler de karışınca 1963 yılında yıkılmıştır. İmaretin şuanda sadece temelleri kalmıştır”…

Pirim Kadirov’un Son Timurlu kitabı sayfa: 79

Bir Cevap Yazın