Türkiye’ye 1985 yılında Japonya’dan ‘’ Gençlere milli şuur nasıl verilir’’ hususlarında temas ve incelemeler yapmak için bir heyet gelir. İncelemelerden sonra bir Japon uzman anlatır.’’ Biz çocuklarımıza daha okula başlamadan önce şok testler uygularız. Mesela uçak gibi hızlı giden trenlere bindirir, bir tur yaptırırız. Mini mini çocuklar teknolojinin bu baş döndürücü neticesini görünce şok olurlar. Bundan sonra ikinci dünya savaşında atom bombası atılmış olan Hiroşima’ya götürürüz. Burada değil hayvan bitki bile yeşermediğini ve hiçbir canlıya hayat hakkı tanımayan yerleri gösteririz ve deriz ki;  eğer siz daha çok çalışırsanız, bizi geçer ve bu bindiğiniz trenlerden daha hızlı giden trenler yapabilirsiniz. Çok çalışarak her alanda güçlü olursanız böyle bombalanmış şehir gelecekte görmezsiniz, düşmanlarınız bile sizi güçlü görünce, sizinle dost olmaya çalışır deriz ve böylece ikinci bir şok daha yaşarlar ve daha çok çalışmaya gayret gösterirler’’ der.

             Yetkililerin; ‘’ Peki Türkiye için bir tespitiniz var mı? ’’  sorusuna şöyle cevap verir. ‘’Elbette var. Bizimkinden de önemli. Bir tanesi Çanakkale savaşının geçtiği bölge, iğneden ipliğe çocuklara gezdirilir ve anlatılırsa şok olmalarına yeter ve artar bile. Bir metre kareye altı bin merminin düştüğü savaşta en son teknolojiye ve donanmaya karşı inancın, vatan sevgisinin nasıl galip geldiğinin ispatı yapılır ve denir ki; eğer sizler çalışmazsanız düşmanlar geçmişte Çanakkale’ye geldiği gibi, gelecekte de başka yerlere gelir ve size yaşam hakkı tanımazlar. Ama çok çalışırsanız memleketinizi müreffeh hale sokarsınız.’’

             Dünya da birçok ülkenin tarihi olmadığı için, çocuklarına tarih bilgisi yerine efsane anlatmak zorunda kalır ve çocuklarını öyle yetiştirmeye çalışırlar. Ama bizler çok şanslıyız ve bunun kadri kıymetini bilmek zorundayız. Çünkü şanlı şerefli bir milletiz. Topraklarımızın her parçası tarih kokar. Hangi milletin sınırlarının dışında 42 ŞEHİR VE ÜLKEDE ŞEHİTLİĞİ var? Elbette sadece Türk milletinin. ’Milletlerin geleceği, tarihlerinde gizlidir’’ sözünden hareketle, sadece bakan değil, gören gözlerimiz olmalı. Bunun için; öğrencisinden öğretmenine, memurundan amirine, küçük esnafından sanayicisine devlet destekli, bir program dâhilinde duruma göre ücretsiz veya kar amaçsız turlar düzenlenerek tarihimizin yerinde doğru şekilde öğretilmesi hepimizin ortak temennisidir. Böyle bir uygulama gerçekten çok farklılıklar oluşturacak diye düşünüyorum. Ben kendi çocuğumu Çanakkale gezisine gönderdikten sonra, tarihimize bakış açısının çok değiştiğine şahit oldum. ’’ Aşığa Bağdat uzak gelmez’’ demişler ama özellikle öğrencilerimizin, gençlerimizin ekseri çoğunluğu ekonomik nedenlerle bu tür gezileri gerçekleştirememektedir. Son dönemlerde bu tür gezilerin yapılmaya başladığını görüyoruz  çok mutlu oluyoruz. (Bir de Koronavirüs engeli çıktı)

             Çanakkale ve diğer savaşlara ülkemizin her köşesinden katılım olmuş, her evden, her köyden, her kasabadan, her ilçeden ve her il’den şehit verilmiştir. Bizler, şanlı tarihimizden gelen örf ve adetle, alışkanlıkla EZANI – BAYRAĞI –TOPRAĞI – VATANI canımızdan aziz sayarız. Bu uğurda can vermeyi en kutsal görev kabul ederiz. Anadolu’nun birçok bölgesinde çocuklarımızı asker ocağına kına yakarak ve kutlamalarla göndeririz ki, vatana kurban olsun diye. Hani büyüklerimiz hep anlatır, birçok savaşlarda düşman askerleri kaçmaması için, tanklara zincirlerle bağlanırken, KAHRAMAN MEHMETÇİK şehit olursam nurlanır, gazi olursam onurlanır aşkıyla gözünü kırpmadan ateşin içerisine girebilmiştir. Halende girmeye devam etmektedir ve gelecekte de aynı şekilde devam edecektir. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Böyle bir vatan aşkı dünya da her millete nasip olmaz. Çünkü bu cennet vatanın doğusu –  batısı bizim, temeli sağlam çatısı bizim, insanı bütün hepsi bizim!

              ‘’ Geçmişi iyi okumayan milletler geleceği inşa ederken hata edebilirler’’ sözünden hareketle,  tüm ülke olarak dünden ders alalım, bugünü yaşayalım ve yarını en güzel şekilde hazırlayalım ki; herkesin yüzünde tebessüm, ailesinde huzur, cebinde para ve hayatında mutluluk olsun! ‘’

             Ne dersiniz efendim, çok şey mi istiyoruz?

*

 AMİN

Ortadoğu

Kaynıyor,

İç savaş;

Irakla başladı,

Mısır, Libya,

Ürdün derken,

Suriye’ye sıçradı

Hangi birine yetişsin,

Güzel ülkem Türkiye!

Herkes bize bakıyor,

Bölgede güçlü abi diye

Araplar çekilmiş kabuğuna,

Dinleniyorlar gölgede yine

Ama yarın ne getirecek,

Hesap edemiyor hiç kimse

…………………………..,

O halde gelin ey aziz millet,

Dua edelim hep birlikte:

Ağız tadımız bozulmasın,

Kardeş kardeşi kırmasın

İç karışıklık hiç olmasın,

Pusuda bekleyen hainler,

Aman aramıza dalmasın,

Analar, babalar ağlamasın,

Çocuklar öksüz, yetim kalmasın,

Bu ülkeye ihanet eden, ömrü billah ağlasın

Cennet ülkem TÜRKİYE bakiye denk yaşasın!

Amin desin hep birden Laz’ı, Kürdü, Türk’ü, Çerkez’i,

Allah’a ulaşsın, kalbi aminlerin hepsi…………………!

                                       (Mahir Odabaşı)

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın