Arzu Kök

Yasak Sevişmek isimli şiir kitabı, Bilgi Yayınevi tarafından 1968 yılında yayımlanmış. Kitap, Attilâ İlhan’ın 1962 – 1965 yılları arasında kaleme aldığı şiirlerin bir derlemesidir. Kitapta “Biraz Paris”, “Yasak Sevişmek”, “Ç Koçaklaması” ve “Şehnâz Faslı” olarak dört ayrı bölümden oluşmaktadır.

Kitabın ilk bölümü olan “Biraz Paris”, genel anlamda cinsel içerikli şiirlerden oluşur ve cinsel çelişkileri yansıtır. Attilâ İlhan bu kitabında, tarihsel olanı göz değiştirme metoduyla okuyucuya/dinleyiciye sunarken, Divan Edebiyatı şekil ve seslerinden yararlanır. Şair, bu kitabındaki şiirlerinde Divan Edebiyatı nazım biçimlerinden gazel, kaside ve şarkı formlarını da kullanır.

Yasak Sevişmek kitabı, geçmişte yaşanılan gerilimler, benin kendi kendisiyle hesaplaşması şeklinde sunulur. Hayatını gerilime, serüvene adamış ben, artık durulmuştur. Benin kendi kendisiyle hesaplaşması söz konusudur ve bu hesaplaşma kitabın “Yasak Sevişmek” bölümünde ele alınır.

Kitabın son bölümü olan “Şehnâz Faslı”nda Divan Şiiri’nden esintiler bulunur ve toplumculuk eğilimi belirginleşir. “Şehnâz Faslı”, Dünya Savaşı ‘ndan Kurtuluş Savaşı ‘na dek uzanan zamanı konu alır. Toplumun genel durumuyla kişilerin özel durumu birlikte ele alınır. Bunun için tipik kahramanlar seçilir. Öyle ki, onların yaşantısı bir yerde Türkiye’nin de yaşantısı gibidir. “Şehnâz Faslı”, daha çok bir destanı andırır. Alttan alta birbirine bağlı yirmi bir şiirden kuruludur. Şiirler, gazel, şarkı, müstezat gibi Divan Edebiyatı’nın koşuk düzenlerine yaslanır, onun geleneksel sesini ve deyişini burada ustalıkla kullanır.

Yasak Sevişmek‘in geri kalan bölümlerinde de toplumsal örnekler eksik değildir, ama bireysel olanlar daha baskındır. Önceki eserlerin düzeyini yükselten bu örneklerde gene kişisel mutsuzlukla yoğrulmuş temalar ele alınır. Tabiat, şairin sıkıntılı yaşayışına bir dost gibi ortaktır bu şiirlerde. Yalnız biçim biraz başkalaşır; özgür koşuk yerini ölçülü koşuğa bırakmaya başlar. İyi seçilmiş uyaklar, denk düşürülmüş sesler, içeriğin ve içtenliğin sağladığı lirizmi çekici bir ezgiyle pekiştirirler. Bu olumlu yönleriyle Yasak Sevişmek olgun bir eserdir. Şairin evrim sürecinde ileri bir konaktır, ama son konak değildir.

“Biraz Paris” Yasak Sevişmek kitabının ilk bölümünü oluşturur. Bu bölüm; “Biraz Paris”: – 1 Place Pigalle”, “- 2 Place Blanche”, “- 3 Place Clichy”; “Yanlışlık Balladı”: “- 1 Josiane”, “- 2 Saksonya Düşesleri”, “- 3 Margot”, “- 4 Tombul Magda”; “İki Sonbahar Kaçakçısı İzmir’de Yakalandı”: “- 1 Yalnızgezer”, “- 2 Semplon Treni”, “- 3 Venedik”, “- 4 Üç Yaşamak”, “- 5 Savcılıktaki İfademdir” şiirlerinden oluşur.

Şair, “Biraz Paris” bölümünü kendi içerisinde üç gruba ayırmıştır. Biraz Paris ve Yanlışlık Balladı şiirleri, şairin Paris izlenimlerini ve cinsellikle ilgili düşüncelerini yansıtmaktadır. İki Sonbahar Kaçakçısı İzmir’de Yakalandı bölümü ise, serüvenci beni ele alan şiirlerdir.

“Biraz Paris” şiirlerinde, mekân ve mekânla birlikte bu mekâna ait olan insanlar tanıtılmaktadır. Bu bölümdeki tüm şiirlerde Attilâ İlhan’ın Paris yaşantısı ve burada tanıdığı insanların etkileri büyük gibi görünmektedir.

“Biraz Paris” şiirleri, Batı ‘nın kültür değerleri üzerinde olduğu kadar Doğu’nun kültür değerleri üzerinde de düşünmeye başlamış, kendini Batılı sayan bir Doğulu ‘nun duygu ve izlenimlerini yansıtmaya çalışmaktadır.  Şairin bu bölümde anlattığı mekânlar ve insanlar daha sonraki Hangi Seks kitabına da ilham kaynağı olmuştur.

“Biraz Paris” bölümünün ikinci kısmı, Yanlışlık Balladı’dır. Bu bölüm de Biraz Paris gibi, Paris izlenimlerini ve cinselliği işlemektedir. Dört şiirden oluşan bu bölümün, “- 1 Josiane”, “- 3 Margot” ve “- 4 Tombul Magda” şiirleri, Paris’te tanışılan kadınlara yazılmış şiirlerdir. “- 2 Saksonya Düşesleri” ise, Avrupa tarihinde yer etmiş kadınlar için kaleme alınmıştır. Jasoine, Hangi Seks’teki Josy’yi, Margot aynı kitaptaki Margot’u, Magda ise Hangi Sol’daki Magda’yı çağrıştırır. Şair, bu şiirlerinde cinsel ilişkilerden ortaya çıkan ve Doğu – Batı çelişkisinden doğan yanlışlıkları ele almaktadır.

“Biraz Paris” bölümünün son şiirleri, İki Sonbahar Kaçakçısı İzmir’de Yakalandı şiirleridir. Beş ayrı şiirden oluşan bu bölümde; seyahat tutkunu, maceracı ben, gerilimli hayatıyla anlatılmaktadır. “Sonbahar kaçakçısı” ifadesindeki kaçakçı sözü, şiire getirilmiş kısıtlamaları ve baskıları vurgulamaktadır. Buradaki şiirlerde, mevsim olarak sonbaharın seçilmiş olması, anlatılan benin şairin kendisi olduğunu çağrıştırır bize. Şair, bu şiirlerde, izlenimlerini, seyahatlerini, gerilimlerini anlatırken, kendi kişiliğini ve toplumcu düşüncesini de ortaya koymaktadır.

Bu bölümün ilk şiiri, Yalnızgezer’dir. Burada, Sisler Bulvarı’ndan itibaren karşılaşılan serüven tutkunu ve gerilimi bir yaşam tarzı olarak benimsemiş ben vardır. Bu kişi, şiirin başlığından anlaşılacağı üzere hayatta, yaptığı her işte yalnızdır, tek başınadır. Sisler Bulvarı ve Yağmur Kaçağı kitaplarında gerilimli ve maceralı hayatını dolu dizgin yaşayan ben, Ben Sana Mecburum ve Belâ Çiçeğinde durulma belirtileri göstermektedir. Yasak Sevişmek şiirlerinde ise, durulma isteği netleşmektedir. “Şiir, bütün hayatını gözden geçiren, mekânsız yaşayan benin kendini değerlendirmesi şeklinde düzenlenmiştir. ” Şiirdeki mekânlar ve şehirler, benin serüvenci kişiliğini, kadınlar da aşk dünyasını yansıtmaktadır.

Yasak Sevişmek kitabının ikinci bölümünü, kitapla aynı ismi taşıyan “Yasak Sevişmek” şiirleri oluşturur. Bu şiirler; “Yaş Kırktan Yukarı”, “Ölmek Yasak”, “Demirboğan”, “Artı Sonsuz”, “Exodus”, “Ağustos Mızıkacıları”, “Karanlığın Tadı”, “Ben Artık Küsüm”, “Yasak Sevişmek”, “Elimden Gelen Bu”, “Usturanın Ağzında”, “Gitmek Süleyman Şahkulu”, “Yüksek Gerilim” ve “Yorgunlar Sendikası”dır.

Bölüm, birbirinden farklı on dört şiirden oluşmaktadır. Şiirlerde, benin başından geçenler, yaşadığı gerilimler, benin kendi kendisiyle hesaplaşması, duyguları ve toplumsal düşünceleri anlatılmaktadır.

“Yasak Sevişmek” bölümünün ilk şiiri, Yaş Kırktan Yukarı’dır. Attilâ İlhan, şiirini kırk yaşını geçmiş olmasının verdiği hüzünle kaleme almakta, şiirde ölüme yaklaşmış olmanın hayattaki kırılganlıkları arttırdığını dile getirmektedir. Bu şiir, şairin kendisini anlattığı, kendisiyle hesaplaştığı bir şiirdir.

Bölüme adını veren Yasak Sevişmek şiiri, Hasan Basri adındaki siyasî suçlunun kendisini Sansaryan Han’ın üst katından atıp ölmesi üzerine ortaya çıkmış bir şiirdir. Hasan Basri, siyasî suçludur ve polis takibindedir. Ancak polis O’nu bulamayınca, karısını takip etmeye başlar. Hasan Basri karısını görmeye geldiği bir gün yakalanır ve Sansaryan Han’a atılır, sonrasında da intihar olayı gerçekleşir. Şair, bu olaydan yola çıkarak şiirinde, hürriyeti kısıtlanmış, korkarak, kaçarak yaşayan beni imkânsız aşk çevresinde ele alır; aşkı anlatırken, toplumsal düşüncelerini yansıtmayı ihmal etmez.

Yasak Sevişmek kitabının üçüncü bölümü “Ç Koçaklaması” şiirlerinden oluşmaktadır. Bu bölümde; “Ç Koçaklaması”, “Osmanlı Kasidesi” ve “Mehmed Sıradağları” şiirleri bulunur. Bu bölümde ulusal senteze ulaşma çabası söz konusu gibidir. Şiirlerin her biri Türk Tarihinin belirli dönemlerini ele alır. İlginçtir ki bu bölümdeki her şiir tarihsel olayın yaşandığı dönemin sanat anlayışına ve örgüsüne uygun olarak biçimlendirilmiştir.

Bölümün ilk şiiri, Ç Koçaklaması’dır. Bilindiği gibi koçaklamalar, yiğitlik ve savaş gibi konuları işlerler. Ç Koçaklaması şiiri de Türklerin Orta Asya’dan göçünü anlatmaktadır. Koçaklama, şekil bakımından olmasa sa söyleyiş bakımından aslına bağlı kalınarak yazılmıştır. Şiirde, koçaklamanın yarattığı heyecan ve coşkunluk hissedilirken, Türklere ait at ve çadır göstergelerinin kullanılması ile kültürel özellikler sergilenmektedir. Orta Asya’dan birbiri ardınca gelen göç grupları ile vatanı oluşturma sürecinin başlatıldığı anlatılır. Türkler, gözleri hafif çekik olarak tanıtılmakta, fizikî özelliklerden de bahsedilmektedir. “Ç Koçaklaması”, göçün başlangıcı ve bitişi üzerine kurulmuştur. Gerek söyleyiş gerekse konu bakımından “Gâvurdağları’ndan Rivayet”i hatırlatan bu şiirde, vatan olma mücadelemiz destanlaştırılarak anlatılmaktadır. “Ç Koçaklaması”, bir koçaklama örneği olduğu için Halk Şiiri formunda kaleme alınmıştır.

Bölümün ikinci şiiri, Osmanlı Kasidesi’dir. Şiir, Osmanlı İmparatorluğu’nu ve bu dönemin özüne inerek tarihsel olanı yansıtan bir şiirdir. Şiir, Divan Şiiri formunda kaleme alınmıştır.

Bölümün üçüncü ve son şiiri, Mehmed Sıradağları’dır. Şiir, Halk Şiiri’nden esinlenilerek bendler hâlinde kaleme alınmıştır. Halk Şiiri’nin etkisinin yanında, modern şiirin imkânlarından da yararlanılmaktadır. Şiir, Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya, Avrupa’ya yayılmalarından, Anadolu topraklarında yaşanan Kurtuluş Savaşı’ndan, Mustafa Kemal Atatürk’ten, sosyalizmden ve bu düşünce uğruna hapse atılan aydınlardan ve Nâzım Hikmet’ten bahseden bir tarihsel dönem şiiri olmaktadır.

Yasak Sevişmek kitabının son bölümü, “Şehnâz Faslı” bölümüdür. Bölümde; “Dersaadet”, “Eski Rumeli”: “- 1 Karşılama”, “- 2 Hânende Müjgân’ın Son Günleri”, “­3 Mülazim İhsan Bey’in Son Günleri”; “Müjgân’a Aşk Şarkıları”: “- 1”, “- 2”, “- 3”, “­4”; “Hasköy Bahriye Kahvesi”: “- 1 Hasköy Bahriye Kahvesi’ne Gazel”, “- 2 Hüseyin Avni Bey”, “- 3 Yüzbaşı “Kazbek” Rıza’ya Beşleme”, “- 4 Hisarlı İfâkat Hanım”, “- 5 İfâkat Hanım’a Şarkı”, “- 6 Spartakist Niyazi Bendeniz”, “- 7 Bahriye Kahvesi’nden Ayrılış Gazeli”; “Bir Özge Muammer Bey”: “- 1 O Nihavent Bahçe”, “- 2 Muammer Bey’in Karanlığı”, “- 3 Karantina’lı Despina”, “- 4 Muammer Bey’in Aydınlığı”, “- 5 Sarmaşıklı Yalı”; “Çalar Saat” şiirleri bulunmaktadır.

Şiirler, asıl olarak Dersaadet, Eski Rumeli, Hasköy Bahriye Kahvesi ve Bir Özge Muammer Bey bölümlerinden oluşmaktadırlar. Şair, bu bölümleri kendi aralarında ayrıca bölümlere ayırır.

Türk müziğinin en eski makamlarının birinin adıdır Şehnaz. Çok güzel ve karakteristik bir makam olup, “hicazkârın daha yumuşağı ve nazlısı, masal edasına yakın bir tür” olarak yorumlanır.  Attilâ İlhan, bölüm başlığından da anlaşıldığı gibi, imparatorluğa has sanat unsurlarını modern sanat ile birleştirerek dikkatlere sunar. Bu bölümdeki şiirler bir anlamda “Bela Çiçeği”ndeki Mahur Sevişmek’in devamı niteliği de taşımaktadır.

 Bu bölümde Attilâ İlhan tarihi olana benin dışına çıkmıştır. Düşüncelerini kendi ağzından değil de başkalarının ağzından söyletmeyi daha uygun görmüştür burada. Bu sanırım biraz da tarihsel olanı hikayeleştirme endişesinden kaynaklanmaktadır.

Yasak Sevişmek kitabının bölümleri, şiirlerin özellikleri ve içerikleri hususlarında kısaca bilgi verdikten sonra, kitaba ismini veren “Yasak Sevişmek” şiirini ayrıntılı olarak incelemeyi uygun bulduk.

Yasak Sevişmek

öteki kapımdan gel bunu açamazsın 
eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel 
hem tetik bulun ardında biri olmasın 
hanidir ben bu evde saklanıyorum 
adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum 
gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum 
öteki kapımdan gel bunu açamazsın 
sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel 

panjurların gerisinde kararıyorum 
içime belalar doğuyor sonbahar doğuyor 
telefonda sesini tanıyamıyorum 
yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor 
böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor 
sabaha karşı gel eski gözlerinle gel 
öteki kapımdan gel bunu açamazsın 
hem tetik bulun ardında biri olmasın 

artik hiç kimse beni yaşamıyor 
aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler 
korkularım oldum bittim kimsesizdiler 
yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum 
bir revolver romanımı tamamlıyor 
oyun bitti ışıklarımı söndürdüler 
yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel 
öteki kapımdan gel bunu açamazsın 
üzerime kilitleyip mühürlediler 
hem tetik bulun ardında biri olmasın

Yukarıda da biraz değindiğimiz gibi bu şiir, Hasan Basri adındaki siyasî suçlunun kendisini Sansaryan Han’ın üst katından atıp ölmesi üzerine ortaya çıkmış bir şiirdir. Hasan Basri, siyasî suçludur ve polis tarafından takip edilmektedir. Ancak polis tüm aramalarına rağmen kendisini bulamamıştır. Bu nedenle çok sevdiğini düşündükleri karısı takibe alınır. Tahmin doğru çıkmış ve Hasan Basri çok sevdiği karısını görmeye geldiği bir gün yakalanır ve Sansaryan Han’a atılır, sonrasında da intihar eder. Şair, bu olaydan yola çıkarak şiirinde, hürriyeti kısıtlanmış, korkarak, kaçarak yaşayan beni imkânsız aşk çevresinde ele alır; aşkı anlatır. Bunun yanında da toplumsal düşüncelerini çok net bir şekilde ifade etme olanağı bulur.

Attilâ İlhan’ın şiiri hakkında açıklaması ise şöyle; “Kitabın adı yasak sevişmek, şiirin adı da öyle, söz konusu olan da gizli saklı bir sevişmek öyle mi? Bu şiirin kökleri taa 1940’lara uzanıyor; gençlik bilmem ne örgütü vardı, önüne geleni Sansaryan Hanı’na topladılar, bu arada beni de! Hasan Basri diye bir öğretmen varmış, bu işlerle ilgiliymiş, tanımam görmem, ele geçirememişler, sonunda karısının ardına takılmışlar; adamcağız karısını seviyor, görmeden de edememiş, bu da yakalanmasına sebep olmuş! Sonra Hasan Basri kendini Sansaryan Hanı’nın üst katından atıp öldürdü, dehşetli etkilemişti beni bu olay. Yıllarca içimde ağrıdı durdu, günün birinde, yasak sevişmek oldu çıktı ortaya, eğer bu duyguculuksa, ben duygucuyum arkadaş…”

“Yasak Sevişmek, haksız yere tutuklanan ya da tutuklanma duygusu içinde bırakılan tüm dünya özgürlükçüleriyle dolu ozanların, sanatçıların, çizerlerin, yazarların ortak yaşantısını vermektedir. Özgürlük ve gerçek uğruna en güzel yaşantılarını çekinmeden kelepçelere uzatabilen bu yürekliler ne acıdır ki yasak sevişmek zorunda bırakılan sevgililer gibi kendi yurtlarında bile yasaklar içinde yaşamaktadır.” 

Bu şiirde anlatılan ben, yaşadığı korku ve gerilim yüzünden sürekli kaçmak ve saklanmak zorunda kalmış, hürriyeti kısıtlanmış olarak karşımıza çıkmaktadır. Korkuyla hayatını devam ettirmeye çalışan bu insanın vazgeçemediği tek şey aşkıdır. Fakat bu aşk, benin gerilimli hayatı yüzünden imkânsızdır. Yaşanan gerilimin arkasında, diğer şiirlerde olduğu gibi benin toplumcu kimliği bulunmaktadır. Şairin yani benin maruz kaldığı siyasal baskılardan dolayı yaşadığı gerilim ve ölüm korkusu hakimdir şiirin tamamında.

Şairin, şiirlerini kaleme alırken imlâ ve noktalamayı kullanmaması, bir başka dikkat çekici husustur. Attilâ İlhan, 1951-1952 yılları arasında yaptığı Paris gezisinden sonra, yeni anlayışlarla ülkeye dönmüş; sosyal realizm düşünceleri çevresinde imlâ ve noktalamayı reddetmiştir. Bunun bir başka sebebi de şiirin istendiği gibi okunup yorumlanmasını, okuyucunun yönlendirilmemesi gerektiğini savunmasıdır.

Yasak Sevişmek şiiri bir başkaldırı edasıyla yazılmıştır, bunu şiirde, büyük küçük harflerin ve noktalama işaretlerinin kullanılmamasından anlayabiliyoruz. Şiir modern tarzda ve serbest ölçüyle yazılmıştır.  Bentlerle kurulan bu şiirin şair tarafından oluşturulmuş bir kafiye atması vardır.

Şiirde çok güzel imgeler kullanılmıştır;

Eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel: Bu mısralarda ben, sevgilisine çağrıda bulunmaktadır. Eski gözlerinle ifadesi, sevgilinin geçmiş zamandaki hâlini hatırlatan bir ifadedir. Ben, uzun zamandan beri kaçıp saklandığı için sevgilisinden uzak kalmış ve onun zaman içindeki değişimine tanık olamamıştır. Bu sebeple sevgilisini bildiği, tanıdığı eski zamandaki hâliyle hatırlamaktadır. Bu ifade aynı zamanda şairin okuyucuyu etkileyebilmek, onlarda çağrışımlar uyandırmak amacıyla oluşturduğu estetik bir ifade ve alışılmamış bağdaştırmanın sanatlı bağdaştırma türüne de en güzel örnektir.

Öldürmek vakti ifadesi, mısrayı ilginç ve dikkat çekici kılan bir ifadedir. İfade, benin kendi hayatından vazgeçtiği bir vakti anlatmaktadır. Sevgilinin gelmesi, benin yakalanıp öldürülmesine yol açacağından şair böyle bir ifade kullanır. Sözcükler arasında anlam bakımından uyum olmaması, ifadenin alışılmamış bağdaştırma olmasına neden olmaktadır.

Adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum: Bir amaç uğruna yaşamdan uzaklaşmış, kinikleşmiş ve çilecileşmiş bir insanın kendinden bile vazgeçişi anlatılır.

Sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel: Şair, yani ben sevgilisinin sabaha karşı yanına gelmesini istemektedir. Şiirde bu vaktin seçilmesi, benin yakalanma riskini ortadan kaldırma amaçlı olarak düşünülebilir.

İçime belalar doğuyor sonbahar doğuyor: Mısrasında şair, yani ben, sürekli evde kalıp saklanmak zorunda olmasından ötürü ne denli sıkıldığını anlatmakta ve gelecek günlerde kötü şeylerle karşılaşacağını hissettiğini belirtmektedir. İçime belalar doğuyor ifadesi, “bir işin olacağını veya olduğunu hiçbir belirtiye dayanmadan önceden sezinlemek, malum olmak” anlamına gelen içine doğmak deyiminin bozulmuş şekline benzemektedir daha çok. Şair, bu ifadesi ile başına kötü şeyler geleceğini hissettiğinden bahsetmekte; deyimin yapısını bozmak suretiyle sapma – sözcüksel sapma örneği meydana getirmektedir.

Yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor: Bu mısrada, sevgilinin hayalinin kurulduğu ve bu hayale dokunulmaya çalışıldığı anlatılmaktadır.

Artık hiç kimse beni yaşamıyor: Şair, yani ben, bu mısrada artık hatırlanmadığını ifade etmek istemektedir. Unutulmuşluğun hüznü gelip oturmuştur yüreğine.

Aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler: Bu mısrada ben, geçmişte yaşadığı aşkların kaybolup gittiğini, artık hatırlanmadıklarını dile getirmektedir.

Korkularım oldum bittim kimsesizdiler: Attilâ İlhan bu mısra’ında benin yaşadığı gerilimli hayatında hep yalnız olduğunu, yaşadığı her zorluğu tek başına üstlendiğini vurgulamaktadır.

Yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum: Bu mısra, benin yalnızlığını mısra benzetmesi ile dile getirmektedir.

Bir revolver romanımı tamamlıyor: Bu mısrada benin yakalandığı ve silahla vurulduğu dile getirilmektedir.

Oyun bitti ışıklarımı söndürdüler: Bu mısrada, revolver cinsi tabancayla vurulan benin ölmek üzere olduğu anlatılmaktadır. Yaşam bitmektedir. Benin yaşamı, tiyatroda sahnelenen bir oyunmuş gibi biten oyunun ardından karanlığa bürünen tiyatro canlandırılmaktadır okuyucunun zihninde.

(İLHAN Attilâ, Yasak Sevişmek, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2006)

Bir Cevap Yazın