GÖZLERİN KONUŞTUĞU DİL HER YERDE AYNIDIR.


”Şimdi bir resim çiz gözlerinde,
Yağmurlar mürekkebin olsun,
Hadi bir resim çiz şimdi yüreğinde
Yanıbaşınada koy beni.
Dalıp dalıp gideyim ötelere,
Tek misafiri olayım gözlerinin,
Gözlerine bakıp dalayım işte.
Ellerini ellerimin içinden alma sakın,
Hissetsin sıcaklığını,
Sıcaklığa hasret yaşayan ellerim.
Bir yaslanayım yüreğinin üzerine
Öylece kalayım işte.
Ve beni hiç alma oradan,
Ben orada seninle yaşlanayım.
Gözlerinden denize bakayım
O çok sevdiğim denizi göreyim gözlerinde.
Tüm sevda yüklü gemiler o denizden geçsin.
Ve limanı da bizim yüreğimiz olsun.
Martılar hüzün taşır çoğu zaman
Ama bize sevgi taşısınlar bir tutam,
Yani ağızlarında biz olalım,
Yani sevgimiz olsun bitimsiz.
Martılarla oynaşalım seninle,
Yani martı olalım bizde.
Denizler aşkımız olsun,
Yakamozlarda çocuklarımız…
Her hüznümde,
Hayatla bitmeyen kavgalarımda,
Her yenilgimde mesela,
Hep sen ol, sadece sen ama…
Bilirsin ki ben çok ağlarım,
Demek ki her an,
Yani her nefesimde yanımda olmalısın.
Zira korkar bu Şiirbaz yalnızlıktan,
Karanlıktan korkar.
Sen aydınlat karanlığımı,
Ölüme doğru koşarak giderken şu günlerde
Daima sen aydınlat karanlık gidişimi.”
Şimdi bir resim çiz yüreğinle
Yüreğinde hep ben olayım…


Emre Vehbi ALKAN
Şiirbaz
15. Aralık. 2002

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın