Ülkemizin tarihine baktığımız zaman neredeyse her on yılda bir darbe ya da darbe girişimi olduğunu görürüz.

24 yıl önce bugün, Post Modern Darbe…

28 Şubat 1997 yılında Başbakan Rahmetli Necmettin Erbakan, başbakan yardımcısı Sayın Tansu Çiller zamanında Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında yapılan açıklamalarla gerçekleşen milyonlarca mağdur…

Bin yıl sürer, denilen etki o kadar sürmedi. Yanıldılar ! Fakat binlerce kişinin mağdur olmasına sebep oldu.

Demokrasi, tanımı itibari ile net ve tek olmadığı görülmüştü. Mağdur olan halk, ezilen halk, hakkı başkaları tarafından yenilmiş, huzuru aykırı olmakla suçlananların cezası ile suçu olmayanların cezası büyük manevi değerlere tekamülü anlatılamayan hâl almıştır.

1997 yılında ilkokul yıllarımda demokrasi nedir, darbe nedir, kim ne yapmış bilmeden yaşadığım zaman, bazılarının köyümü ve memleketimi karıştırmak için yaptıklarını gayet iyi anlayabiliyordum. Biz büyük bir ülkeyiz, birileri bize bir şeyler yapamazdı tabi lakin içimizdeki hainleri iyi bilmek lazım !

28 Şubat süreci sonrasında futbol maçı yaptığımız okul bahçesinde maça ara vererek “Erbakan’cıyız” ya da “Erbakan’a karşıyız.” diyerek öğrenci arkadaşlarımın tartışmasını anlamsızca izlemiştim. Bizim meselemiz okul, oyun iken siyasetin içine girmiş olduk.

Ortaokul ve lise yıllarımda da bu devam etti.

Asıl karşılaştığım durum, üniversiteye ilk başladığım gün oldu. Okulun giriş kapısında öğrencilerin başörtülerini açarak okula girmeleri ve dersleri bitip de okuldan çıkarken açtıkları yerde başlarını kapatmaları o kadar farklı gelmişti ki anlam verememiştim.

Neden böyledi, neden yasaktı, neden başörtüsü okuyan öğrencilerde saçlarını açmak gerekiyordu?

Bu sorular bugün anlamsız ve gereksizdir. Tıpkı 1799 yılında Fransız İhtilalinde idam edilenlere iki yüz sonra Fransız Meclisi’nde idam edilenlere af çıkması gibi…

27 Şubat 2008 yılında üniversitelerde başörtüsü serbest oldu ama o zamana kadar üniversite girişlerinde öğrencilere başlarını açmaları, kılık kıyafet üzerine zorlayıcı çalışmalar öğrencilerin hayatlarına yansıtılıyordu. Soru sorduğum zaman sessiz kalan hocalarım vardı.

“Sen dersine bak, bırak bu konuları.” zihniyeti ile çok karşılaştım.
Eğer böyle bir sorun olmasaydı ne olurdu?

Sadece başörtüsüne yönelik ya da siyasi olarak laiklik adına demokrasiye bir darbe mi yapıldı? Tabi ki hayır.Bu ekonomik ve sosyal hayatımıza yansıdı.

28 Şubat’ı ve sonrasında yaşadığımız 15 Temmuz Darbe girişiminden dolayı darbecileri ve darbe yapmak isteyenleri kınıyor, ülkemize karşı yapılan alçak planların karşısında duruyorum. Hainler asla demokrasimize ve ülkemize zarar veremeyecektir.

Reklamlar

By Hasan Akbal

Şair, Yazar, Editör, Fotoğrafçı... Çorum İskilip doğumlu. Bülent Ecevit Üniversitesi Maliye Bölümü Mezunu. Yine aynı Üniversitenin Maliye Anabilim Dalında ve İstanbul Üniversitesi Maliye Anabilim Dalında Yüksek lisans yapıyor. Şiir ve denemeleri, Bülent Ecevit Üniversitesi Maliye Bülteni, Bülent Ecevit Üniversitesi Kampüsün Sesi Gazetesi, Zonguldak Halkın Sesi Gazetesi, Çorum Yayla Haber, Aşkın E Hali Dergisi, Gökyüzü Dergisi, Çorum Bidergi, Halk Edebiyatı Dergisi, www.kunyeonline.com, kunyeedebiyat.blogspot.com ve kendi bloğu olan (hasanakbalnet.blogspot.com) ile bir çok internet sitesinde yayımlandı. Künye Edebiyat E Dergi’yi kurdu. Genel yayın yönetmeni ve imtiyaz sahibidir. İstanbul’da yaşayan yazar edebiyatla ilgili söyleşilere ve yazı çalışmalarına katılıyor.

Bir Cevap Yazın