Hayatımın hiçbir döneminde matematikten anlamadım.Elliden otuz beş çıkanca on beş kalacağını biliyordum sadece.On dört saatlik bir çalışma günü sonunda aldığım elli Lira günlüğün otuz beş Lirasını kaybettiğimde kafama kazınmıştı bu ayrıntı da.Artık anlamadığım gibi sevmiyordum da matematiği ama onun bunu çok da taktığı yoktu.
A şehrinden yola çıkan bir araç yüz kilometre hızla x kadar yolu bilmem kaç saatte alır. B şehrinden yola çıkan bir araç aynı yolu yarı hızla gidip C şehrinde karşılaşma olasılıkları araçların içinde birbirine kavuşmak için sabırsızlanan iki kişi olmadıkça beni ilgilendirmiyordu.
         İlkokul öğretmenim toplama işlemini öğretirken “elmalar ile armutlar toplanmaz ” derdi.Çocukluğumda hiç sorgulamamıştım bunu değişmez kat-İ bir kural olarak kabul ettim.Öğretmenim yaşam tecrübesi ve bildikleriyle karşı çıkılmaz bir otoriteydi benim için.Birgün alışveriş yaparken aldığım yarım kilo elma ve yarım kilo armudu aynı poşetin içine doldurmuştu manav.İçinde bir kilo meyvanın olduğu bir poşet vardı elimde ve gayet uslu duruyorlardı.Sonra diğer kat-İ kurallar gibi bu da bana saçma gelmeye başladı.birbirlerinden farklı olmaları eşittir işaretinden sonrasını fazla etkilemedi.Mutfağın bir köşesinde çürümeye terk edildiler.Bir iki tanesi de tazelikleriyle sivrilip tarafımdan sindirilerek katledildiler.
Birgün “matematik müspet bir bilimdir” diye birşey duydum.Yalan Yok hoşuma gitti sonuçta yeni birşey öğrenmiştim.Matematik de sonuç odaklı olduğuna göre kurduğum mantıkla bu kez kazançlı olan bendim.Bu cümleyi farklı yerlerde bir kaç defa kullandım ama birşeyler beni rahatsız ediyordu.Bahsi geçen müspet ne demek oluyordu.Bir heyecanla açtım sözlüğü beş farklı anlam çıktı.Birinde “gözetilen amaca veya beklentiye uygun” yazıyordu.Biraz düşününce matematik bu yaşıma kadar benim hiçbir beklentime uygun olmamıştı.Ya matematik insan seçiyordu müspetliğini göstermek için ya da bu sözü söyleyen yalan söylemişti.
         “Yalan” deyince bir de zıt anlamlısı geldi aklıma.Bu aralar bana en sevimsiz gelen şey sayı doğrusu.Küçükten büyüğe doğru sayıların sıralandığı afaret ok işareti.Hayatımın bir döneminde kendimden dört yaş büyük X e aşık olmuştum.Utana sıkıla gidip konuşmayı başardım ama ona göre aramızda dört yaş vardı.Bana göre biz iki kişiydik ve iki kalbimiz vardı.İki kere iki dört ettiğine göre kalplerimiz birbiri için çarpsa ortada sorun kalmayacaktı.Bir süre sonra X kendinden iki yaş küçük olan Y ile çıkmaya başladı.İki kere iki eşittir dört yerine bir artı bir ikiyi seçmişti ve iki dörtten küçüktü.Bu sıralamayı henüz yedi yaşımda sayı doğrusunda görmüştüm.Sonuçta reddedilmiştim ve matematik bir kez daha beklentilerime cevap vermemişti.
    Çift haneli yaşlarımın başındayken tanıştım kapitalist patron zihniyetiyle.İbrahim Abi bir işi sekiz saatte yapıyordu.Niyazi Abi aynı işi İbrahim Abi’nin yarısının iki eksiği sürede yapıyordu.Ne Niyazi Abi’nin ne de İbrahim Abi’nin hatrı sorulmuyordu.İkisi aynı anda çalışsa işin ne zaman biteceği kısmıyla ilgileniyordu matematik.Bana göre Niyazi Abi evli iki çocuk babası ve geçinmek için işe ihtiyacı olan birisiydi çünkü hızlı çalışıyordu.ibrahim Abi’ye gelince belki hastadır yoksa onun da Niyazi Abi kadar çalışacağını düşünürüm hep.

Bir Cevap Yazın