Büyükçekmece sahili martılar balık yerken - YouTube

Şimdi sensiz suskunluğun sensiz küskünlüğün en acımasız olduğu zamanlardayım. Biliyor musun ben hiç bu kadar uzun susmadım. Şimdi bir kibrit’in ucuyum. Hangi sevdalı yakar beni, hangi hain kırar bilmiyorum. Şimdi susuyorum. Yaralı bir martı ayaklarımın dibine düşüyor anlamsızca ve de öksüzce bana bakıyor ve ben ona ağlıyorum. Bu sahil kenarında ve ben bugün sensizdim, kimsesizdim. Ben bu zamana kadar hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim kendimi. Sahile yabancı, denize dargın mışım gibi dolaştım bir uçtan bir uca. Deniz kabukları da bulamadım toplayacak. Deniz her zaman ki gibi yine almıştı tüm getirdiklerini. Bir beni alamadı oysa. Alır diye bekledim ama almadı işte. Ulan her martı bir deniz, her nota bir şarkı ve her mezar bir ölü bulur da ama ben bulamadım seni. Kardeşim Karadeniz yine sahili döverek alıyordu hıncını. Ama sadece denizi taşlayarak ve de ağızlar dolusu küfürler ederek hınç almaya çalışıyordum. Keşke dedim, keşke deniz olaydım, sana ulaşsaydım sarsaydım seni kimselere görünmeden öpseydim kurumuş dudaklarından…

Anladım ki her sevda çeken gülmüyormuş. Gülmeye yeltense de yalan oluyormuş. Gözlerden akan damla damla yaş kahkahan da kayboluyormuş. Yani gülerken, ağlamayı unuturmuş insan. Yağmurun her yüzüme vuruşunda sen akıyordun damla damla. Gül güneşe aşık doğarmış derler ama Ay güneşle oynaşırmış. Fakat gül yıldızlara kanmayıp güneşi asla unutmazmış. Unutulmadın yani bilesin.

Bilirsin senin sesini duymak sana olan özlemimi daha çok arttırıyor . Bazen kafam atıyor bu sensiz geçen her saniyeleri alnının ta ortasından vurasım geliyor. Daha da fenası bu sensiz geceleri çarmığa geresim geliyor işte ondan korkuyorum. Seni özledim, seni çok özledim biliyor musun yürek sünnetçisi. Bazı akşamlar sırf buraya küfür etmek, içimdeki atamadığım kini haykırmak için gelirim. Oysa çok sırrım var bu sahilde, bir dile gelse sonum olur her şey. Bir de gecelerde çok sırlarım var. Martılara anlattıklarımı kimseler bilmez, sen bile bilmezsin. Sahil bitti, cebimdeki sigaramda öyle. Ama sen her daim bendesin.

Dilime doladığım şarkı “ gülü susuz bırakmam “ diyordu. Gözyaşlarım yağmura karışıyordu. Gökyüzüne yaptığım resim kayboluyor, nefesim tükeniyordu artık. Adını yazıp da denize saldığım kağıt sandallar kıyıya vurmaya başladı bir bir. Her kıyıya vuran sandalda yüreğimden bir serçeyi azat ediyordum. Ama sen korkma, sen hep orada kalacaksın. Ömür dediğin ne ki zaten bir tutam mutluluk. Kâh ağlaya kâh-i güle geçiyor zaman, nefesler tükeniyor. Ben tükeniyorum…

Şimdi sensizliğin kol gezdiği sahildeyim. Suskunluğun tam ortasında yani. Bu kadar uzun sürmemişti suskunluğum, hasrete olan kinim hiç bu kadar bilenmemişti. Anladım ki yaşayabildiğin biriyle değil, onsuz yaşayamayacağın biri olmalıymış hayatında insanın.
Ellerini aradım, yaslanıp ağlayabileceğim bir omuz. Ama ellerin benden bu kadar uzaktaysa benim ne suçum var.

“Ayrılık bu kadar komaz sanırdım.
Bir nefes kadar yakın,
Ama yıldızlar kadar uzakmışsın meğer.
Ötelere gidersem,
Biliyorum öksüz kalır bu sahil,
Bu martılar beni arar.
Ateşler söner yüreğim sende kalır…”

Şimdi hüznün başladığı, yarınların umut olduğu yalnızlığınla geziyorum bu dost sahilde. Onca özlemlerimin içinde bir sen kalıyorsun unutmadığım. Balıkçı kayıkları bile çekilmiş kıyılara, yalnızlığımı onlara anlatıyorum. Biliyorum onlarda sevdası olan denizi özlüyorlar. Benim özlemime denk yani. Ama onlar benden şanslıydı yinede. Elinden tutuyorlardı sevdalarının, öpüyorlardı yakamoz dudaklarını denizin. Titreyerek söylediğim şarkılar hasrete dairdi. Bir mülteci gibiyim şimdi vatandan uzak, bir köleyim hürriyete aç. Oysa düşlerim sanaydı, sanaydı her kayan yıldızdan dilediklerim. Seni ilk gördüğümde güneş vardı, kim bilir belki bir güneş doğar, ben sönerim. Belki arkamda bitmemiş bir şiir, yarım sevda ve gözü yaşlı martılar bırakırım.

Zamanla nasıl değişiyor insan. Hangi resmime baksam ben değilim sanki. Bir şeyler var değişen, beni değiştiren bir şeyler var. Ama değişmeyen birçok şey var. Gözlerimin daldığı yerde sen varsın hala. Artık gözyaşlarım bendini yıktı, hovarda yağmura uydu yine. Uzak kentlerin soğuk sokaklarında geziniyor gözlerim.

Dudaklarım yalancı buseleri özledi. Anladım ki ne haz senden ayrı, ne de bir tat senden öte buralarda. Demek ki sensiz günler sonsuzluk demekmiş. Sararan yapraklar dökülüyor sensizlik ve bende onlarla gidiyorum. Hayatın tüm güzelliklerinden vazgeçip sessiz sedasız ölüme gitmek istiyordum ama sensizliğin ölüm olduğunu unutmuşum affet.

“Haydi şimdi kalk yanımdan.
Bak eli oraklı göründü uzaktan.
Seni de almasın benimle.
Şiirlerimi, yazılarımı sen yaşatmalısın.
Sevda gülleri hep sana açar
Ve unutma bu Şiirbaz senin için yanar.
Sevdama, şiirlerime, martılara ve denize iyi davran…
Unutma ki onlarda bir tutam ben varım…..
Ve hep de ben olacağım”………………

Ruhunuzu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum sizlere.
Dost kalın ve hep böyle kalın………………….

ŞİİRBAZ
24. Mayıs. 1984

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın