Türk toplumu ve bu toprakların sahibi olan diğer mozaikler Avrupa’nın özellikle dikkatini her daim gelenekçi olmasından ziyade sevdiklerine karşı dürüst ve saygılı olmasıyla bilindiğinden bu yönü Türk halkı için bir artı puan olmuştur. Şimdilerde ise bu konu hayli bir tartışma konusu aline geldi ne yazık ki.

Ailede başlayan sıcak ilişkiler Akraba ve eş dost ilişkileriyle dikkat çekerken bu aynı zamanda toplum içerisindeki birlik ve beraberliğin temelini oluşturuyordu. Zaten bir toplumu yakınlaştıran sebeplerde bu yukarıda saydığım değerler değil mi? Bu sayede toplum ayakta durmayı becerir ve dışarıya karşı haklı savunmasına sahip çıkar ve ülkesini ve ailesini korumuş olur. Dışarıdan gelecek her türlü tehditte karşı savunma mekanizmasını geliştirerek koruma kalkanını geliştirir.

Tarihler hep güçlü milletlerin karşısında boyun büken zayıf ve az gelişmiş toplulukların bu güçlü devletler karşısında neden çaresiz kaldıklarını konuşuyorsa bunun bir tek nedeni var; o da millet olmayı becerememiş ve birlikte hareket etmeyi bilmediklerindedir. En önemlisi ise ülkeyi yönetenlerin kazanmayacakları korkusudur. Halbuki özgüven bir çok silahtan daha güçlü ve kuvvetli bir savunma aracıdır. Akıllı bir strateji uygulamasını bilen bir lider tıpkı geçmişten bugüne kadar gelmiş devletlerin oluşmasına vesile olan şeydir özgüven ve inanç.

Roma imparatorluğundan itibaren Osmanlıya kadar süreç böyle devam etmiş ve en sonunda Cumhuriyeti kuran Atatürk ve silah arkadaşları buna en iyi örnektir. Bugün Amerika ve Avrupa’yı güçlü kılan gelişmiş stratejik silah sanayisi ve güçlü ekonomisi ve kendini kabul ettirmiş olması.

Bugün Osmanlıyı Bizans karşısında güçlü kılarak zafere ulaştıranda Osmanlının zafere olan inancı ve birliğine beraberliğine sahip çıkmış olmasıdır. Yıllarca aşiretlerin güçlü olduğu bölgelerde ailelerin çok çocuklu olması nüfus yoğunluğu sayesinde diktalarını egemenliğini topluma kabul ettirmiş olmalarına neden olmuştur, birlik ve beraberliği sağlayan önderleri sayesindedir.

Şimdiye gelirsek eğer; insanlar artık çok seslilikten ve kalabalık aileden sanki uzaklaşmak istiyormuş gibi davranmaya hataları büyüterek eleştiri dozunu artırarak adeta Allah senin canını almasın ben senin canını almaya hazırım dercesine karşısındakinin kim olduğunu önemsemeden yermeye aşağılamaya ve onun hakkında düğün ortamındayım herkes bu söylediklerimi dinliyor, cenazedeyim cenazeye yani ölen kişiye rahmetten saygı göstereyim demek yerine kini ve nefretini kusmayı ne yazık ki seçiyor. Özellikle bu tür toplantılarda insanların yan yana gelme gayesi düğün ve nişan gibi bir ortamsa sevince ortak olmak ve onlarla beraber mutlu olmaya çalışmak, ya da bir cenaze evindeysek sadece ölen mevtanın ruhuna saygı göstererek mevtanın arkasında dua ve niyazda bulunarak mevtayı ahirette rahat etmesini sağlamaktır. Ama bizler ne yapıyoruz Türk insanı olarak üzüntü ve sevincimizi dile getirmekten ziyade dedikodu ortamına çanak tutacak, uluorta konuşulmaması mübah olmayan konular hakkında konuşarak adeta sorun yaşadığımız insandan intikam almak için yarışırız.

Zayıflıklar; yıllarca ben kendi adıma bunun mücadelesi içine girdim. Nedir bu? Kişilerin zayıf yönlerini deşifre ederek adeta kendileri çok bilgili ve akıl bariymiş gibi davranarak akıl vermeye kalkışarak karşısındaki insanları rencide etmek için yırtınırlar. Bu aslında o kişinin kendi zavallılığını ortaya koyma çabasıdır. Çünkü ona bunu yaptıran kendi cehaletinden başka bir şey değildir. Halbuki herkesin kendince yaptığı hesapları vardır. Artık bir insan kâmil bir yaşa geldiyse muhakkak yaptığının doğruluğunun da ve yanlış olduğunun da farkındadır. O insan reşittir evlenmeyi akıl ediyor ve çocuk yapmayı biliyorsa o insana doğru ve yanlışı anlatmak aptallıktır. Umarım sizler böyle yapmazsınız

By davutzol

İçimdeki yalnızlığım adlı kitabın yazarıyım burada sizlerle dostça paylaşımlarda bulunarak ortak noktada ve görüşte buluşmak için varım

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: