Bulunduğumuz zaman diliminde şehrin gürültülü yanı hepimizi içine hapseder. O gürültü ve telaşa ayak uydurmak zorunda kalırız çoğu zaman. Kimisi toplantısına yetişmeye çalışır kimisi ise dersine veyahut yıllardır görüşemediğin arkadaşlarınla görüşmeye yetişmeye çalışırsın. Ve bu koşuşturmalı tempolu bir günün ardından stres baş gösterir bunun peşinden ise yorgunluk sürüklenip gelir ardı sıra. Yaptığın toplantıda hiç hazırlık yapamayan veya geç gelebilen çalışanlardan kaynaklanan yoğun stres. Okulunda ise bir çok çaba göstermene rağmen asla geçemediğin o dersin verdiği stres ve bıkkınlık. Arkadaşlarınla gittiğin o kafede aniden söylenen hoşunuza hiç gitmeyen o sözün seni kırması ve bunu fark ettirmemeye çalışmak için sarf ettiğin o çaba, mutsuz bir sen. Bunlar sadece günlük hayattan gözlemlediğim örneklerdi.

Peki bizleri bu tür şeylere uğratan unsurlardan nasıl sıyrılabilirdik ki? Umursamayarak? Bu bazılarımız için çok kolayken bazılarımız için çok zor. Peki kendi benliğimize dönebilseydik bunu çözebilir miydik? Öz benliğimizle konuşabilseydik, kendi içimizdeki mutluluğu fark edebilseydik neler değişirdi? Bu konu hakkında çok sevdiğim değerli yazar Guy Finley’n bir sözü var ” Mutluluğun bize gelmediğini, bizden geldiğini bir kez anladık mı her şey açıklığa kavuşur.” Tam olarak da demek istediğim bu aslında özetle.

“Ama bunu daha önce hiç yapmadım nasıl yapabilirim?“

Elbette düşünce yolu ve farkındalıkla. Düşünebilme kabiliyeti insanlığa verilmiş en önemli değerlerden birisi. Kendi benliğimize dönebilmek için bunu kavrayabilmeliyiz. Daha mutlu olmak kendimizi iyi hissetmek için başkalarına ihtiyaç duymamalıyız ilk başta. Mesela sen en son ne zaman aynanın karşısına geçip “Heyy bugün efsane gözüküyorsun, muhteşemsin kızım.” dedin veya “Vayy canına gerçekten de gülmek bana yakışıyor gülerken daha güzelim.” dedin? Hayır, bunları aynanın karşısında söyleyerek kucak dolusu gülmen seni saçma birisi ilan etmez tam tersi kendi benliğini iyileştiren sevgi eli olup usulca dokunursun sadece. Unutmamalıyız ki bizi iyi yapan şey yine kendimizizdir.

“Ah evet bunu yaptım ve kendi benliğime hemen dönebildim mi?”

Tabii ki de hayır bu sadece birinci adımımız ve kendimizi daha iyi hissedebilmek, anlayabilmek için kullandığımız bir yöntemdi. Öteki yöntemimiz ise diğer hafta gelecek olan “Benliğinle Konuşabilmek” de olacak.

Sevgiyle Kalın…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: