Yaşamı evetlemek.. daha önce hiç duydunuz mu? ya da duyduysanız tepkiniz ne oldu? anlam arayışına giriştiniz mi? yaşam süregelen bir algı sureci değil midir? yoksa bildiklerimiz yanılgıdan mı ibaretti? Yaşamı evetleyerek veya yaşama hayır diyerek seçenekleri biz mi belirliyoruz? Aslında ben de sizlerle bu konu hakkında konuşmak istiyorum.. şöyle bir düşünsek insanın yaşam boyu serüvenini ne için yaşadığını biliyor muyuz? ne uğruna savaşıyoruz? ne için çabalıyoruz? boşuna.. koca bir hiç uğruna.. insanın bir amaç uğruna dünyaya ayak bastığı gibi genel bir kabulü ele alacak olursak insan günü geldiğinde ya kendine bir yaşam kuracak, herkesten uzak hür bir hayatın sorumluluğunu alarak yoluna devam edecek.. ya da hep birilerinin kanatları altında olacak ve ne dünyayı tanıyabilecek ne kendini var edebilecek.. bu düşünceler fazla sofistike.. bizler çoğu zaman bize sunulandan fazlasını yaşamaz, yaşayamaz ve göremeyiz.. çünkü ipimizi eline verdiklerimiz bizim önümüze duvarlar inşa eder ve görüşümüzü daraltır.. bazen rest çekip başkalarının esaretinden kurtulabilmemiz gerekir.. ama ya bunu beceremiyorsak o zaman ölümü istemek ve bununla yaşamı evetlemek doğru bir yol olmaz mı? kendimden örnek verecek olursam çoğu zaman ölümü düşlediğimden bahsedebilirim.. yaşadığımı düşündüğüm ve içinde olduğum bu zaman beni benden ediyor.. yaşamıyorum, ölürsem eğer gerçekten yaşayacağıma inanıyorum.. duygularımızı açıkça ifade edemiyoruz, içimize kapanıyoruz, soyutlanıyoruz gerçeklerden ve kendimize kurmaca bir dünya kuruyoruz.. yaşadığımızı sandığımız anları yaşayacağımız anların gölgesinde büyütüyoruz.. cesaret edemiyoruz ölmeye.. yeniden var olabilmek için hemen bir karar vermeliyiz.. ölümü evetleyerek yaşamımızı daha iyi hale getirmeliyiz.. bu arada bahsettiğim fiili bir ölüm değil.. ölü ruhumuzu ortadan kaldırıp yeniden kendimizi var edebilmek için çöpe atabilmeliyiz.. ne derler bilirsiniz… bir insanı tanımak istiyorsanız çöpüne bakınız.. bu dünyada tanınmak, iz bırakmak istiyorsak yenilenmeliyiz ve çöpümüzü karıştıranlara yaşamı evetlediğimizi göstermeliyiz.. görsünler cesaretimizi, kurtulduğumuz esaretimizi, yaşama tutunuşumuzu, ölü bir ruhun pençesinden nasıl da sıyrıldığımızı.. ve daha bir çok yeniliği.. fiili bir ölüm istediğin zamanlarım olmuştu.. yaşamıma bakınca uğruna yaşama evet diyeceğim bir şey kalmamıştı.. bu benim gerçek manada yaşayabilmek için ölmeyi istetecek kadar yıldırmıştı.. bir olgudan ibaret değil yaşam ve ölüm.. gerçeklik ve kurmaca arasında bir devinim.. birbiri ardınca gelen iki robot ya da hayalet.. yaşam ölümü önceleyen bir tohum, ölüm yaşamı besleyen bir fidan.. düşünsenize bir gün öleceğini bilmesine rağmen nasıl da hoyratça gülüp mutlu oluyor insanlar öyle değil mi? çünkü ölümle yetişiyor, gelişiyor insan kurmaca dünyada.. gelişmek ve ilerlemek daha cazip geliyor ölümün olduğu bu yerde.. bu da yaşamı evetlemenin bir başka yolu..

Pınar Yalçınkaya

By Pınar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: