Bugün herkes için, hele de çocuklar için çok farklı bir gün. Hiç duymadıkları sesleri duyuyorlar. “Patlama” diyor birisi, “bomba” diyor ötekisi, “silah” diye katılıyor diğerleri. Gökten ışıklar düşüyor, ışıklar yükseliyor göğe doğru. Hiç alışık olmadıkları bir koşuşturma, kargaşa var etrafta. İnsanlar bağırıyor, ağlıyor; korku içinde. Bugün güneş de doğmamış. Ortalık her zamankinden biraz daha karanlık ve puslu.

Bir çocuk. Kara, kapkara saçları kıvır kıvır. Şehrin meydanına doğru yavaş adımlarla amaçsızca yürüyor. Karşısından koyu yeşil, homurdanarak bir makine geliyor. Görmemiş bugüne kadar böylesini. Adını da bilmiyor. Hortumunu havaya kaldırmış koca bir file benzetiyor. “Tank!” diye bağırıyor birileri. Kaçması için uyarıyorlar. Duymuyor onları. File benzettiği o makineye doğru kolunu uzatıyor. Kolu uzuyor, uzuyor, uzuyor… Sıcak metale değiyor. Yakmıyor elini. Aksine çocuğun elinin dokunmasıyla birlikte erimeye başlıyor. Kirli, yeşil bir suya dönüşüyor. Akıp toprağa karışıyor, dünyadaki bütün emsalleriyle birlikte.

Bir çocuk. Tombul, yanakları al al. Meraklı, ışık saçan gözleriyle dolanıyor ortalıkta. Koca, koskoca bir kuş, ateş saçan oyuncaklar atıyor yeryüzüne. Koşuyor, “Bir tane de ben kapacağım.” diye. Kocaman kuş, gürültüler çıkararak uçuyor. Attığı oyuncakların ardı arkası hiç kesilmiyor. Biri de ona doğru geliyor. Ellerini açmış bekliyor. Gözleri ışıl ışıl. Dikkatle bakıyor, yaklaşmakta olana. Bakışları değince, oyuncağa benzettiği ateş topu güle dönüşmeye başlıyor. Kucağına yumuşakça, tek bir gül olarak düşüveriyor. Bütün ateş topları onunla birlikte güle dönüşüyor.

Bir çocuk. Sarı saçlı. Açık mavi gözleri su duruluğunda. Aynı renk elbiseler giymiş, aynı boyda abiler görüyor. Sıra hâlinde. “Bir, iki, üç… Yüz, bin… Ama ben bu kadarını saymayı bilmiyorum ki.” Üzerine doğru geliyorlar. Ellerinde uzun, sopaya benzer bir şeyler tutuyorlar. “Oyun oynuyorlar herhâlde.” diye geçiriyor aklından. Onlara gıpta ile bakıyor. Bağırıp, katılmak istediğini söylemek istiyor. Konuşamıyor. Çocuk şeffaf bir ışığa dönüyor. Sadece kalbi gözüküyor. Onun kalbine bakıyorlar. Kendilerine doğru akan sevgi selini görüyorlar. Askerler de birer kalbe dönüşüyor. Engel olamadıkları bir ışık olup çocuğun kalbinden gelene doğru akıyorlar. Birleşip bütün kalpler sevgiye kesiyor.

Bir çocuğun gözyaşı dünyanın bütün nimetlerinden değerlidir. Kin sevgiye, gözyaşı gülücüğe dönüşsün. Çocukların saf, masum duyguları kaplasın âlemi. Olmasın savaşlar.

By veyselissi

Öğretmen/Yazar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: