İki çiçek varmış yokmuş üçüncüsü
Biri taze imiş biri darbeli
Biri ona sevdalı biri eh işte
Bilinmez kime konacak bu gidişle…

Çiçeklerden biri dağlarda çayırlarda
Diğerinin burnu bir karış havalarda
Biri kitaplarda, defterlerde
Diğeri bilinmez yaban ellerde…

Kelebek gibi bir günlük ömür
Kimini güldürür kimini öldürür
Yanar kalbi birinin kor bir alev
Diğeri kor alevler söndürür…

İki çiçek varmış yokmuş üçüncüsü
Biri hür imiş diğeri sürgülü
Biri ona sevdalı diğeri eh işte
Bilinmez kime konacak bu gidişle…

Emre Vehbi ALKAN
ŞİİRBAZ

Reklamlar

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

2 thoughts on “İKİ SARIÇİÇEK”
  1. Kararım odur ki Künye Edebiyata Yazmayı biraz erteleyeceğim sanırım. Bir ay kadar yazı yazmayı düşünmüyorum.

    Kimsenin şiirinin yazısının okuduğu falan yok. Kimse kendini kandırmasın lütfen. Bahaneler de uydurmasın. Şairlere şiir yazmamayı bir ölüm engeller. Zaten öldükten sonra şiir olurlar. Bakıyorum izliyorum da Herkes kendi aleminde. Tohumu toprağa attığında hemen fidan oluyor insan sanırım. O tohumu sulamak lazım. O toprağı eşelemek lazım. Sevmek lazım, saygı duymak lazım. O fidan oraya elin oğlu kırsın yaksın diye dikmiyoruz biz. Bu ağacın gölgesi var, yaşanılacak aşkları var.

    İnsanoğlu işte biraz aptal oluyor sanırım. Saf oluyor diyemiyorum o da doğru bir cümle olmaz diye düşündüm. Hayatı boyunca beyazı kirleten karaya bulaşan olmuştur. Olacaktır da. Ama ben bir ağaç gibi hür bir yağmur tanesi kadar özgür olmaya devam edeceğim. Zira o yağmur damlası şerefsizi de ıslatıyor. Her Aynaya baktığımda dost görüyor gözlerim. İki katlı şehrimden kucaklar dolusu selamlar saygılar efendim. Mutlu Kalın…

Bir Cevap Yazın