Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Tarihi Atatürk’ün Özgeçmişidir. Birisini bilmek için diğerini de bilmek gerekir.
Oluşturucu ve enerji kaynağıdır. Yeryüzünde toprak, bitki, taş ve sudan başka ne varsa hepsi Atatürk gibi insanların eseri yani buluşları değil midir? Doğadaki tüm nesneleri üç boyutlu görerek onlardan katma değer oluştururlar. İnsanlardaki güç, enerji, bilinç, ayrıcalıklı nitelikleri, yine bu insanlar görür ve onlardan yeni değerler oluşturmayı başarır, toplumun gelişmesini zenginleşmesini sağlarlar.
Atatürk’ü bilmek demek; bir insanın insanlığa yapabileceği tüm yeni oluşumları oluşturan bir insanı ve yapıtlarını öğrenmek demektir.
İnsanlık ağacı; bir Atatürk yemişini vermek için, yüzyıllar boyu sayısız yaprak döker çürütür. Çok az insan Atatürk gibi doğar. Herkes elektrik, yeni malzeme veya başka yeni bir buluşu bulamaz ancak, birçok bulunmuş malzemenin nasıl bulunduğunu ve bu malzemelerden ne tür yeni buluşlar yapılabileceğinin yöntemini öğrenip uygulamak, insanlığın hizmetine sokmak da çok önemli ve gereklidir. Atatürk’ün kurmuş olduğu yenilikleri devam ettirecek olanlar, Atatürk’ün yapım yönetim yöntemlerini öğrenmelidirler.

Gerçekler, nasıl karmaşık değil yalınsa, Atatürk de yalındır. Uzaktan bakıldığında anlaşılması kolay görünür. Bilim insanlarının buluşlarını insanlık yüz yıllarca beklemek durumunda kalmıştır, yaptıkları ayrıntılı uzun araştırmalar sonucu, kullanıma geçebilmiştir.
“Büyük buluşlarda şansın rolü çok azdır.” Büyük buluşçular gelecekte de olacak ancak henüz doğmadılar. Onların dünyaya gelip yenilikleri bulmaları ve insanlığa sunmaları çok önemli değil midir? Bu insanlar o toplum için gurur kaynağıdır, unutulmazlar.
Atatürk yeni Türkiye’yi çocukluğundan beri kendi içinde oluşturmaya başlamıştı. Öyle bir zeka, öyle bir düşünce biçimi, algılama yetisi ve onun sabrı ve enerjisi olmadıkça Atatürk’e benzeyemeyiz.
Bir yazısından, bir öyküsünden veya söylevlerinden anladığımızı sandığımız Atatürk’ü, araştırdıkça ayrıntılarda yeni, gizemli yapılara ulaşırsınız. Yaklaşılan bir dağ gibi büyür. Tam da anladım dediğimiz zaman, artık onun tamamını göremediğimiz zamandır.  

Metin Cansız
7 Temmuz 2020

Kaynakça
Falih Rıfkı Atay, Çankaya Kitabı, Sayfa 652-653, Kasım 2012 Pozitif yayınları  

Reklamlar

Bir Cevap Yazın