Yanımda bir delikanlı oturuyor. Zayıf ve esmer. Gidiyoruz, uzun bir yolculuğun yükü var üstümüzde. Hiç bu kadar sessiz olmamıştım. “Memmet Ağa’nın oğlunu kumar masasından kaldıramıyorlarmış” diye laf atsam yine sessizliği kıramam. Köydeki kahvede çok işe yarıyor oysa. “Ah beni zorladılar çok zorladılar hem de.” Köy halkı kapıma geldi, nasıl hayır diyebilirdim ki? Kanıma girdiler bir kere “Okumuş adamsın, biz nasıl konuşacağımızı bilmeyiz, süslü laflardan sen anlarsın, şu işimizi hallediver” dediler. Arabam bile tökezliyor ben dilimi doğrultup da “Mutsuzluktan söz etmek istiyorum/ Dikey ve yatay mutsuzluktan/ Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun/ Sessizliğimiz acıyor, diye lafa girmeye çalışsam çocuğun yarasına tuz basmış olmaz mıyım? Duramadım yine de ” Yiğidim bu sessizlik boynunun borcu değil ya konuş hele” dedim. Pencereden bakan, boş arazilerde gezinen bir çift göz bu sefer de benim yüzümde gezindi. Sonra yine sustu, ben de sustum…

 Arabadan indiğimizde bir kadın koşarak yanımıza geldi. Büyük bir gürültü eşliğinde delikanlıya sarıldı. Sevginin boyutunu anlamamız için Anadolu’da en çok kullanılan bir eylemdir. Ne kadar çok gürültü o kadar sevgi. Bu aynı şekilde acının da büyüklüğünü ölçer. Gürültülü milletiz, sessizliğe dayanamıyoruz.

Kadında dayanamadı. Yüzünü, gözünü öptüğü delikanlıdan hiçbir tepki göremediği için daha çok feryat etti. Etrafımızda toplanan insanlar “Oğlum o senin annen sarılsana”, “Bunca zamandan sonra nasıl bu kadar soğuk olabilirsin öpsene annenin elini”, “Yavrum hadi üzme” dedilerse de çocuk, daha çok sustu. Bir ara çocuğun gamsız ve duygusuz olduğunu düşündüm. Lakin bugün, tamda şu zamanda yanımda cılız bir omuz sarsıla sarsıla ağlıyor. Sarıldım “Darıkma” dedimse de dinletemedim.  “On yaşındaydım” diye söze başladı “Bir sabah uyandığımda annen gitti dediler.” Gazeteye doğru titreyen elini uzattı “İşte bu kadın arayıp sormadı ölümün nefesini soluduğu için mi aklına düştüm. Nefsini düze çıkarmak için hepsi” dedi hıçkırarak. Sarıldım bende ağladım, ağlamaktan başka ne yapabilirim ki. Böyle zamanlarda görünmez olur kelimeler, konuşamazsın ama susmakta istemezsin. Şimdi düşünüyorum da keşke bu acıya ait olmasaydım.

Reklamlar

By Fadime Polat

2000 Kahramanmaraş/Elbistan doğumlu. Kayseri Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 3. sınıf öğrencisi. Şair/yazar. Yürüdüğümüz yollar gibiyiz Hayatta, bir gökyüzü arar kimimiz...

Bir Cevap Yazın