“Hayvanları seviyoruz” diyoruz, eve neşe kaynağı olduğunu düşünüyoruz; ona bakalım, biraz da eğlenelim diye. Bilmiyoruz ki özgürlük alanını kısıtlıyoruz.

“Gülü seviyoruz” diyoruz, birkaç gün sonra solacağını bile bile vazolarımıza alıyoruz, masalarımız güzel görünsün diye. Bilmiyoruz ki gül dalında güzeldir ve bekleyen bir bülbülü var.

“Papatyayı seviyoruz” diyoruz, canını acıta acıta koparıyoruz yapraklarını, “seviyor sevmiyor” diye. Bilmiyoruz ki sevgide şüphe olmaz, insan ya sever ya sevmez.

“İnsanları seviyoruz” diyoruz, kalplerini kırıyoruz, sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranmalarını bekliyoruz. Bilmiyoruz ki kırılan kalp ekince kök salan, yeşeren, yeniden çiçek veren dal değil.

“Tabiatı seviyoruz” diyoruz, kirletiyoruz. Elimizle, dilimizle kirlettiğimiz vicdanlarımız gibi. Bilmiyoruz ki bir kez kirlenen vicdan artık kolay kolay temizlenmez.

“Güzel olan her şeyi seviyoruz” diyoruz, güzellikleri görmezden gelerek incitiyoruz. Bir bir kayboluyor güzellikler, sonra “neden” diye soruyoruz birbirimize. Bilmiyoruz ki biz sadece kendimizi görüyor, kendimizi yaşatıyor, kendimizi seviyoruz.

Bilmiyoruz ki “ben” dedikçe kaybediyoruz kendimizi de etrafımızı da çevremizdeki güzellikleri de. “Biz” bilincine uyanacağımız mutlu sabahlara, “biz” bilinciyle yaşayacağımız ve yaşatacağımız mutlu yarınlara…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın