Zeki COŞKUNSU

Editör: Simge ARMUTÇU

Kuşkusuz, maksim/vecize/özlü söz/aforizma/atasözleri içinde elbette faydalanılacak çok şey var. Ancak çok dikkatli, titiz ve selektif (sélectif: seçici) olmak da gerekir. Zira zaman içinde rapor edile edile aktarılan bu sözlerde eliptik (elliptique: eksiltili), hiperbolik (hyperbolique: artırmalı-eklemeli) türden distorsiyonlar (distortion: çarpıtma) oluşmuştur. Bunlar dikkatle, titizlikle ayıklanmalı, elenmeli [“selektivite(sélectivité: seçicilik)” ve “analitik(analitique: çözümsel-çözümlemeli)”] ve yeniden dikkatlere kaldırılmalıdır.

Gelgelelim; distorsiyonel (distortional: çarpık-çarpıtılmış) açıdan bu rapor edile gelen verbal/literal aktarımlar ya eliptik ya da hiperbolik olarak orijinalliklerini yitirirler. Buna, eliptik yapıya giren tipik bir örnek de işte, ele alacağımız atasözüdür. (Eliptik Yapı: “eksiltili; yani beyan içinden bir harf, bir sembol ya da kelimenin çıkartılması, atılması, yok sayılması sonucu ortaya çıkan ‘eksiltili’ bir yapı”.)

“Çok bilen, çok yanılır!”(1) Diğer versiyonuyla “Çok bilen (söyleyen) çok yanılır!”(2) şekliyle kayda giren maksimi, yani bu vecize/özlü söz/aforizma/atasözünü sanırım duymayanımız yok gibidir. Fakat bu atasözünde sizce de bir tuhaflık yok mu? Yoksa, bu atasözü tıpkı birçok beyan üzerine yapılan o makûs (kötü) akıbete uğratılıp zamanla eliptik yapıya büründürülmüş olmasın…    

Gerçekten de ilgili atasözümüzdeki bir kelime, zamanla yanlış rapor edile edile eliptik bir hâl almış ve günümüze çarpık-çarpıtılmış hâliyle ulaşmıştır. Nedir o eksiltilen bir kelime? Şu: “Sanan-zanneden”. Yani, “Çok bildiğini sanan-zanneden çok yanılır!” Doğrusu bu iken, o bir kelime bilerek yahut bilmeyerek düşürülmüş, eksiltilmiştir. Sonuçta anlam, aslından sap(tırıl)mıştır.

Böylece “bilgisine aşırı güvenen kişilerin hata yapabileceği” anlamı çıkmaktadır. “Bilgisine çok fazla güvenen kişiler bunun özgüveni ile bazı şeylere müdahale ederek yanlış yapabilir. İnsan ne kadar çok şey bilse de yine de bilmediği birçok şey vardır. Ancak insan, bilgisine aşırı şekilde güvenirse başka konulara müdahil olabilir ve yanlışlar yapabilir. İnsanlar her zaman bilgisini iyi tartmalı ve ona göre hareket etmelidir. Sadece bilgiye güvenerek özgüvenli şekilde bazı durumlara karışmak hatalar yaptırabilir.”(3) Bu şekilde söylenerek tevil edilip kurtarılmaya yeltenilmiş olsa da, elimizde bulunduğu hâliyle bu atasözü orijinal ve otantik (doğru-gerçek-güvenilir) değildir.

Eğer bu bozuk hâlini dikkate alırsanız bakınız ne olur: “Madem çok bilen çok yanılır, o zaman az bilen az yanılır ve/veya az bilelim de az yanılalım.” Diğer bir söylemle, “Hiç bilmeyelim ve dolayısıyla da hiç yanılmayalım(?)” Öyle değil mi, “çok yanılmamak için, az bilmek lazım(!)” Oldu mu şimdi? Hayır! Burada ciddi bir lojik paradoks (mantıksal çelişki/tutarsızlık) var.  Oysa işin aslı şu: Zira, “çok bilen çok yanılmaz; çok bildiğini sanan-zanneden çok yanılır.” Özellikle cahil (deneyimsiz-toy) ve pedantik, yani malumatfuruş (bilgiçlik taslayan) tipler”(4) bu kapsamdadır.    

Yineliyorum. Aksi takdirde eğer ilgili atasözünü bu bozuk-çarpık-çarpıtılmış hâliyle ele alır ve kabul ederseniz, doğrusu, orijinal atasözünün vermek istediği epistemolojik (bilgibilimsel-bilgikuramsal) ve otantik anlamı yok saymış-yok etmiş olursunuz. Buna karşın, orijinal atasözünden çıkarılması gereken epistemolojik anlam, “çok bildiğini sanan-zanneden çok yanılır” biçiminde olmalıdır. Dolayısıyla prinsipal (ana) bilgi kümesi zengin, ancak “ker-kümesi, yani “bildiklerimiz içinden anladıklarımız kümesi” oldukça azsa, işte o zaman “çok bildiğini sanan” kişi -otantik anlamadan mahrum (ker-kümesi fakir) olacağı için- çok yanılacaktır. Zaten öğrenmenin asıl amacı da yanılgıyı ve/veya -diğer bir teknik ifadeyle- kayıp fonksiyonunu minimize etmektir(5).

Bu bağlamda, tekrar yukarıdaki maksime dönüp, “çok yanılmamak için az bilmek” değil, bilakis “az yanılmak için çok bilmek” gerektiğini bir kez daha vurgulayalım. Çok bilmek ama otantik anlamak; anlayarak, kavrayarak, idrak ederek yola devam. Evet, ne kadar çok bilir, öğrenir ve anlarsak o kadar az yanılırız; lakin yanılma sıfıra çekilemez, sıfırlanamaz.  Çünkü reel dünyada her zaman, probabilite-posibilite (olasılık) vardır. Ancak S.F.İ. (Otantik Sanat, Felsefe ve İlim) ile S.A.R. (Otantik Sevgi, Akıl ve Rahmet) üçlü paketleriyle hareket edenler, o tip durağan-donuk kimselere göre elbette ileridedir. Epistemolojik faz farklılığı olanlar da birbirlerine göre ileridedirler. Bu hakkı da sahiplerine teslim edelim.

Son tahlilde, sözün özü, hem prinsipal bilgi kümemizi hem de ker-kümemizi, yani ‘bildiklerimiz içinden anladıklarımız kümesi’ni zenginleştirelim. Artı olarak, bununla birlikte ne kadar çok şey bilir, öğrenir ve anlarsak o kadar da tevazu içinde olmamız gerekliliğinin de hakkını verelim. Zira çok bilip böbürlenmek ve/veya bunu ima edercesine konuşmak kesinlikle gerek matür (olgun) insan doğasına ve gerekse doğanın evrensel kardinal değişmez ilkelerine uymaz, yakışmaz.

[NOT]: Dahası, yanlış kullanıma açık olan çok sayıda başka vecize ve atasözümüz var. Örneğin; (a) “Kısa kes, Aydın havası (abası) olsun.” (b) “Güzele (güzel) bakmak sevaptır.” (c) “Göz var, nizam (izan) var.” (ç) “Aptala (abdala) malum olurmuş.” (d) “Su (sü/asker) uyur düşman uyumaz.” (e) “Saatler (sıhhatler) olsun.” (f) Su (sus) küçüğün söz büyüğün.” vd.

Sözün özü, belki bu ve benzeri vecize ve atasözleri sonradan politik amaçlı eliptik (eksiltili) bir biçimde distorsiyona (çarpıtma-eğip bükme) uğratılarak gelecek kuşaklara rapor/servis edilmiş de olabilir. Birçok alanda zaten yapılagelmiş ve hâlen de yapılmakta olan bu türden teamüller buna da uygulanmış olabilir; neden olmasın?

     (1) Bkz. AKSOY, Ömer Asım; “Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü: 2-Deyimler Sözlüğü”, : İnkılâp Kitabevi Yay., İstanbul, 1995. Ayrıca bkz. https://tr.wiktionary.org/wiki/%C3%87ok_bilen_%C3%A7ok_yan%C4%B1l%C4%B1r. (Erişim Tarihi: 17.06.2021).

     (2) Bkz. https://atasozu.org/cok-bilen-cok-yanilir/ & https://www.atasozlerianlamlari.com/Harf/C-04/Atasozu/cok-bilen-cok-yanilir/. (Erişim Tarihi: 17.06.2021).

     (3) Bkz. https://www.milliyet.com.tr/gundem/cok-bilen-cok-yanilir-atasozunun-anlami-nedir-kisaca-atasozu-aciklamasi-6194449 & https://www.hurriyet.com.tr/egitim/cok-bilen-cok-yanilir-atasozunun-anlami-ve-ornek-cumle-icinde-kullanimi-tdk-41736789. (Erişim Tarihi: 17.06.2021).

     (4) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Gerçek-Gerçeğe Giden Yol (The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Geleceğimiz Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makaleler(I-II-III)”, C.I, ss. 71, 545, Çizgi Kitabevi Yay., Konya, 2019.

     (5) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Gerçek-Gerçeğe Giden Yol (The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Geleceğimiz Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makaleler(I-II-III)”, C.I, ss. 82, 99, 287, 355, 676, 721, 726, C.II, ss.1261, 1399, 1435-1436, 1483, C.III, ss.1791, 1793, Çizgi Kitabevi Yay., Konya, 2019.

Reklamlar

By zekicoşkunsu

Şair, yazar, araştırmacı. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Bilgi Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Mütevelli Heyeti üyesidir. "Natürel İlimler Felsefesi", "Operasyonel Araştırmalar", "Sibernetik" & "Semiyotik" vb. ilmi disiplinlere ilişkin konularda çalışmalar yapmaktadır.

Bir Cevap Yazın