Modern yaşamın bir gereği haline gelen bilgisayar ve internet şüphesiz çocuklarında hayatına girdi. İletişim ve eğitim hayatında başta olmak üzere çeşitli alanlarda yararlı olsa da çocuklarda yarattığı psikolojik, sosyal olumsuz etkilerinin yanı sıra tehlikeler içerdiği de bir gerçek. Çocukların internet, bilgisayar, tablet ve cep telefonlarından uzak kalmaları pek mümkün değil.  Artık teknolojik oyuncak niteliğinde kullanılıyor. Maalesef ki bu renkli dünyayı keşfetmeleri çok küçük yaşta başlıyor. Eskilerin deyimiyle, 40 gün gözü açılmayan bebekler, şimdi neredeyse elinde cep telefonuyla dünyaya geliyor.  Bebek ya da çocuktan çok biz anne ve babaların rolü asla göz ardı edilemez.  Sevgili Sezen Aksu’nun şarkısı gibi “Masum değiliz hiç birimiz”

Rol modeller yani bizler onların öncüsüyüz. Beş dakika rahat kahve içeyim, bir nefes alayım diye verilen cep telefonları, tabletler yine ileride nefesimizi kesmek için diğer tarafta fırsat kolluyor. Biz yetişkinlerin dahi elinden düşmeyen, yolda yürürken bile içine düştüğümüz o minik tehlikenin boyutu akıl alır gibi değil. Evlere kapandığımız yasaklara boğulup sosyalleşmeyin dense de sosyalleşmenin dibine ekmek banmış durumdayız. İnternet ve bilgisayara olan ihtiyacın şekli ve şiddeti çocuğun yaşına göre değişim göstermekte. Burada değişmeyen tek faktör ebeveynlerin tutumu ve onların kontrolünde olan internet kullanımıdır.

Genellikle anne ve babalar kendi hesapları üzerinden çocuğun internet kullanmasını sağlıyor. Bu sayede çocuk sınırsız bir internet hizmeti alıp, dilediği gibi sörf yapıp, uygun olmayan ne varsa, parmağının ucunda oluyor ve beyninin tam ortasına gereksiz bilgiler yerleşiyor. Bunu ancak kendi boyunu aşan sorular, ağzına yakışmayan cümleler, garip davranışlarla karşılaşınca anlıyorsunuz. Daha az sıkıntılı hali ,çocuğun doğru bilgileriyle( doğum tarihi) kendisine açılacak bir mail adresidir.

Aynı sorunu yaşamış bir anne olarak en kontrollü çözümün bu olduğu kanısındayım. Sınırlı internet ve yaşının ötesine geçemediği gibi tüm bildirim ve izledikleri de sizin mail adresinize geliyor. Onayınız olmadan da asla giriş yapamıyor. Bu sorunun sadece çözülmüş en ufak hali oluyor. Çocuklarımızın yanlış ve fazla internet kullanımı, aile içi ilişkilerinde de sorun yaratıyor. Kontrolsüz internet kullanımı ve seyrettikleri şeyler maalesef bağlılık yapıyor. Artık kötülük ve tehlike bizden çok uzak kapının diğer tarafında değil. Aksine evimizin içinde. Neredeyse her günün birbirinin aynısı olan bu dönemlerde çocuklarımızı oyalamak, sağlıklı vakit geçirmesini sağlamak zor hatta imkansız olduğu durumlar yaşıyoruz.  Annenin ilk tercihi cep telefonunu, tableti çocuğun eline tutuşturmak. Haberleri yada maçı rahat, sakin seyretmek isteyen babanın da ilk tercihi yine aynı. O minik bedenler bizim bu hayata tutunmamızı sağlayan tek varlıkları, biz kendi elimizle tehlikenin ortasına bırakıyoruz. Gerçek hayatta nasıl kurallar koyabiliyorsak, sanal ortam içinde kurallar koymak zorundayız. Yasak bu işin asla çözümü değil.

Kabul etmemiz gereken bir gerçek var ki o da çocuklarımızın internet bağımlısı, seyrettikleri youtuber’lara da bağlı olduklarıdır. Eskiden çocuklara meslek sorulduğunda doktor, öğretmen olmak isterlerken şimdiki meslek grubu youtuber olmak. Geçtiğimiz günlerde de gündem haline gelen youtube da zengin olan 8 yaşında ki çocuk da olaya tam anlamıyla tuz, biber ekti. Üretmekten ziyade sınırsız tüketen, tüketirken abartan, abarttıkça kaybolan bir toplumuz. Tehlikeyle bu kadar burun buruna yaşarken eleştirecek, kızacak, yargılayacak merci çocuklarımız değil biz büyükleriz. Çocuklarımıza neyi nasıl ve ne kadar verirsek almaya hazırlar. Onlar bizim aynamız. Aynada ne görmek istiyorsak öyle davranmak durumundayız

Reklamlar

By ebru

Bir Cevap Yazın