Daha demin çıktık bir usta zalimin elinden.
Ciğerinde şusamışlığın lekesi vardı
Ve bizi acemi bir mutsuzluğa sürüklüyordu.

Sadakatimizden emindi
Sessizlik için susun demezdi.
O susardı, biz susmaya mecbur olurduk.

Avuçlarımıza birçok yara bırakmıştı,
Her güne yeni bir yara.
Özenle seçerdi onları.
Yaraları yetiştirdiği laleleriydi onun.
Avuçlarımız hep lale kokardı.

Huzursuzdu daima, telaşlıydı.
Her an demir alacak bir gemiye benzerdi.
Kibri siren çalıp dururdu korkularımızın üstünde

Giyinip kuşanırdı bazen.

Beğendirmek isterdi kendini sevgiye

Sevgi hep üç adım

ötesinde dururdu onun.
Yakışmıyordu sevginin rengi ruhsuz suratına.
Giremiyordu sevginin şeffaf kalıbına

O yüzden biz olmasak yalnızdı hep.
Kaç kere aynada kendine yalan vaatler verirken bulmuştuk onu
Buram buram yalan kokardı.
Ve en çok kendini kandırırdı gülmeye çalışmakla.

Bazen de üzgündü.
Kuru bir ekmek atardı bakışlarımızın ışığına
Sonra suratını asardı hüzünle.
Ve biz, biz deli olmayı bile beceremeyenler,
Üzülürdük bu hüznün ânımızdaki izine.

Usta bir zalimdi evet,
Biz de acemi mutsuzlardık.
Neye üzülür insan, neye kırılır hiç bilemezdik.
Neye acır insan, neye ağlar çözemezdik.
Ona sığınmıştık bu yüzden.
Bizler mutsuzluğun çıraklarıydık
gözlerimizdeki ışığa atılan iki parça ekmeğe kanardık

Reklamlar

By gazelimsi

E, Anne, okur, yazar, izer. Seyyah nakkal, Kzl ylandan sonra ve Gazel kitaplarnn yazar.

Bir Cevap Yazın