Uzun zamandır yazmadım belki bilerek belki bilmeyerek ya da istemeyerek de olabilir. Zaten şu zor günlerde insanın içinden hiç bir şey yapmak gelmiyor değil mi? Hiç bir şeyin eski tadı tuzu yok. Merak etmeyin “Nerde o eski ramazanlar” geyiğine girmeyeceğim nerde o eski bayramlar daha olmayacak gibi duruyor nerde o eski dostluklar artık kurulamıyor nerde o eski insanlar o konuya girmeyelim hiç çıkamayız. 🙂 Kısacası pandemi ile hayatımıza dahil olan maske -mesafe – temizlik (gerçi temizlik bizde imandan geliyor) üçlüsü ile bir çok şey değişti hayatımızda bittiğinde ise artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. İnsan şu güzel günlerde niye eve tıkılıp kalsın ki yoksa her şey kendi sağlığımız için değil mi? Bu öyle bir şey ki tabiri caizse sen arabayı ne kadar iyi kullanırsan kullan karşıdan gelenin tek hatası ile kaza kaçınılmaz olur ya bu hastalık da öyle bir şey sen ne kadar dikkat edersen et karşıda ki çok sevdiğin bir insan bile olsa seni her an şarampole yuvarlayabilir. Neyse bunlar tatsız konular geçelim. Biraz kendimden bahsedeyim efenim en son obezite merkezine gittim az buçuk obezmişim ya ben hemen diyetler sporlar aç kalmalar yaklaşık 1 aydır biraz süzüldüm ama daha da süzülmem lazım ki ben yemek yedikçe mutlu olan bir insanım düşünün ilk zamanlar çok mutsuzdum. Huysuz şirin gibi dolaşıyordum ortalıkta ama onun 50 kilo fazlası tamam özür dilerim gözünüzün önüne geldi. 🙂 Türk insanı için mutfağın ayrı bir yeri vardır. Biz yiyerek mutlu olan insanlarız ayrıca yiyip yiyip kilo almayanların hangi türe ait olduklarını İsviçreli Bilim Adamları boş boş duracaklarına araştırsınlar, buradan kendilerine sesleniyorum. Gerçi annem sen önceden incecik bir çocuktun bu kiloları hep sevdadan aldın dedi. Düşündüm de haklıydı be insan başka ne uğruna bu kadar mutluyken mutsuz olur ki! Nerden aldatıldık arkadaş içimize ata ata obez olduk. O değil de 11 senedir de ne sevebiliyorum ne güvenebiliyorum. Galiba en kötüsü de o iyi kötü denemelerim oldu ama galiba obez olmak beni daha çok mutlu ediyor. Ne demiş Cemal Süreya “Sevmek, Ne Uzun Kelime!” işte öyle bir şeyler veya “Özledimsöyleyeceklerim bu kadar. Kısa ve derin” ya da “Yıllar Utansın” yok onu Müslüm baba demişti pardon 🙂 aslında nasıl bağlayacağımı da bilmiyorum yazı oradan buradan gidiyoruz saçmalarsam onunda kusuruna bakmayın. Aslında saçmalamayınca da hayat çekilmiyor. Her hüzünde bir neşe, her neşede de bir hüzün mevcut ama dilerim sizi hep hüzündeki neşeler bulsun. Vallahi bağladım yazıyı 🙂 size slaydını kendim yaptığım bir video bırakıyorum. Çok hüzünlü bir anıma denk gelmişti. O zaman daha güzel günlerde görüşmek üzere oldu ben kaçtım hadi öperler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın