Başta Çanakkale  savaşı olmak üzere tüm savaşlarda Mehmetçiğin başarısı, fedakârlığı, mütevazılığı, dini, dili, ırkı ne olursa olsun insana insan olduğu için değer vermesi, elindeki bir tas suyu gerektiğinde düşmanı ile paylaşabilmesi, çoluk, çocuk, yaşlı, kadın, din adamları vs. dokunmaması, bayat ekmeği kendine tazesini biraz önce kurşun atan düşman askerine verebilecek kadar üstün özellikli olması takdire şayandır. Bu tür ender özellikleri taşımak dünyada her millete sahip olmaz. Mehmetçiğin  bu özellikleri bırakın Türkleri, savaş sonrası düşmanlar tarafından bile takdir edilmiştir.

                 Mehmetçik  bir keresinde esir düşman subaylarına taze ekmek verir… Hâlbuki aynı sofrada kendileri bayat ekmek yemektedirler… Bu çocuğumuzun olmaz diye düşünebileceği bir durumdur. Ama  Çanakkale savaşında gerçekten yaşanmış bir olaylardan sadece bir tanesidir.

            Bu durumu gören Subaylar kendilerine verilen taze ekmeği yemekten çekinirler. Daha doğrusu korkarlar. ‘’Bir peşin hükmü söküp atmak, atomu parçalamaktan zordur’’  sözünde ifade edildiği gibi, kendileri  bayat  ekmek yerken neden bize taze ekmek versinler. Çünkü biz olsak vermeyiz. Demek ki, taze ekmeğin içine zehirli madde kattılar. Biz esirlere verip bizi zehirleyecekler diye düşünürler.

            Hani darbı mesel halinde dolaşan bir söz var. ‘’ Kişiyi nasıl bilirsin? Kendim gibi…’’  esir Subaylar da  Mehmetçiği kendileri gibi bilir. Demek bu taze ekmekte bir bit yeniği var diye endişelenirler. Mehmetçik eliyle koluyla yemeğe çağırsa da bir türlü yaklaşmazlar. Ger geri dururlar.

            Bakarlar olmuyor. Bu sefer komutanlarına haber verirler. Onların kullandığı dili bilen komutan durumu anlamak için Mehmetçiğe  sorar: ‘’Niçin taze ekmekleri siz yemiyorsunuz da bize silah doğrultmuş olan düşman askerlerine veriyorsunuz?’’ diye.

             Mehmetçiklerden biri öne çıkar ve ‘’ Kumandanım, bunlar bayat ekmeği yemeği bilmiyorlar.(Afetlere hazırlık için çocuklarımıza zaman zaman bayat ekmek yedirmeliyiz. Çünkü afet sonrası bir haftalık bayat ekmek yemek durumunda kalabilirler.) Bayat ekmeği yerken yüzleri kırışıyor. Çünkü hiç yokluk kıtlık nedir görmemişler. Mademki bunları burada besliyoruz o halde bari adam gibi yesinler, tadına varsınlar diye bayat ekmekleri biz yiyoruz. Taze ekmekleri bunlara veriyoruz. Biz zaten yokluğa, kıtlığa, bayat ekmek yemeğe alışkınız. Asker ocağına da gelmeden köyümüzde bayat ekmek yerdik. Burada da yersek ne çıkar… Ölmeyiz ya…’’ Diye cevap verirler.

            Bu açıklama düşman Subaylarına pek inandırırcı gelmez. Dünya üzerinde böyle insanlar olamaz diye düşünürken Türk subayı bunlara güvence olsun diye taze ekmeklerin kenarından bir parça alıp yemeye başlar… Bakın sizin düşündüğünüz şekilde herhangi bir şey yoktur manasına. Bundan sonra düşman subayları taze ekmekleri yemeye başlarlar…

            ÖZETİN ÖZETİ : ‘’Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. Bu millete gidecekleri yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, keşiflerinden, ilerlemelerinden  istifade edelim. Lakin unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak zorundayız.’’ (Atatürk)

            ‘’Malumun kötüsü olmaz.’’ sözünden hareketle geleceğe güvenle bakabilmek için, geçmişimizden haberdar olmak zorundayız. Bu nedenle, her zaman en yakınımızda  bir kitap bulunmalı. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci daima okumalı, okumalı,  okumalı…

DİKENLİ TELLER

Bir gece yarısı gelirse zalimlerden bomba

Denirse çabuk olun düşüyoruz meçhul yollara

Bakıyorum da, bize kucak açacak dostlara (!)

Hep dikenli teller çıkıyor, karşımıza

Dünden bugünlere, yaşamak zordur bu coğrafyada

Aman tarafını bekler, Gâvuru da Müslümanı da

O halde, topyekün edelim dua … dua… dua

Muhtaç eyleme Yarab bizi, hiçbir zaman bunlara

*

Dualar vardır, dilden dile dolaşır

Dualar vardır, İl’den İl’e dolaşır

Dualar vardır, ağızdan çıkmadan yerine ulaşır

Sen yerine hemencik ulaştır Yarab

Mehmetçiğimizin işini kolaylaştır Yarab

Dualarımızla

………………,

Kutsaldır ezan, bayrak, vatan

Budur bize zor günlerde gücümüze güç katan

Ey dünü unutup ta, bugün ortaya kem söz atan

Hele bir düşün, niye şahadet şerbetini içti atan?

Ne olur vefasızlık eyleme, beddua eder sana

Şehitlikte kanlı gömleği ile kefensiz yatan

Dersen ki, şehitlik de ne imiş,

Kimdir, onu düşünüp kafaya takan?

Sözün bittiği andır, işte o zaman

Sözde Müslüman… Müslüman!

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın