İnsanlar ve toplumlar arasındaki çatışmaların ilk insanların ortaya çıkışı ile başladığı ve en ilkel şartlardan günümüzün en modern imkânlarına kadar her türlü vasıtayı kullanarak geliştiği, bundan sonra da aynı hızla gelişmeye devam edeceği bilinmektedir.

            Toplumların bünyeleri değiştikçe istek ve ihtiyaçları artmış, dolaysıyla kişiler ve toplumlar arasında anlaşmazlıklar meydana gelmeye başlamış, bunların çözümü için çoğu kez savaşlara başvurulmuştur. Savaşlar insanların kendi kendilerine yol açtıkları en büyük felaketlerden biridir. Savaşın galibi olmaz. Kazananda kaybedende büyük zararlara, maddi ve manevi kayıplara uğrar. Çünkü savaşlarda ölüm vardır, yaralanma vardır, gözyaşı vardır, ailelerin parçalanması vardır. Ekonominin çökmesi nedeniyle fakirlik vardır. Masum çocukların, anaların, babaların ahı vardır. Vardır! Vardır! Hep vardır! Bunların bilinmesine rağmen, maalesef yine de savaşlara devam edilmektedir.

            O halde savaş nedir?

            Savaş: Barış yoluyla halledilemeyen sorunların bir devlet veya devletler grubunun, diğer devlet veya devletler grubu ile hiçbir sınırlama olmadan gücünü kullanmasıdır.

            Savaşların başlıca nedenlerini şöyle sıralayabiliriz;

  • Daha zengin olma, daha büyük toprak edinme isteği,
  • Ağır coğrafi şartların etkisi altında, göç etme zorunluluğunun doğuşu,
  • Kendi yaşam ve inanç tarzını başkalarına zorla kabul ettirme isteği,
  • Ülkenin terör örgütleri ve yandaşları tarafından tehdit edilmesini ber taraf etmek amacı.
  • Bağımsızlığın elde edilmesi amacı. Ayrıca;  gelecekte muhtemel savaşların su yüzünden çıkacağı ve en riskli bölgenin ise Ortadoğu olduğu, bazı ülkelerin devletleri kontrol için enerjiyi, insanları kontrol için ise, suyu kullanacağı gibi hususları sayabiliriz.

            Bu amaca ulaşabilmek için, devletler silahlanma yarışına girmişlerdir. Yaşlı dünyamız,   M. Ö. 3600 yılından günümüze kadar ortalama 15.000 defa savaş yaşamış, ancak 292 yılını savaşsız geçirebilmiştir. Bu savaşlarda yaklaşık dört milyar insan ölmüştür. Abdülkerim Saltuk Buğra Han’dan bu yana Türk Milletinin savaşlarda verdiği şehit miktarı 125 milyondur. 1945 yılından 2007 yılına kadar 200’ ün üzerinde savaşa tanık olduk ve 25 milyonu aşan insanın ölümünü ibretle izledik. Bombaların gölgesinde, mermilerin hedefinde, babalarının kucağında tir tir titreyen o masum küçük yavruların;

         ‘’ Gitme hep yanımda kal,

            Mermiler gelirken koynuna al,

            Seninle bombalar vermez zarar,

            Ölmekten değil, seni kaybetmekten korkuyorum babam! ‘’

            Diye haykıran o küçük yavruların gözyaşlarına Türk Milleti olarak ortak olduk. Şanlı tarihimizde olduğu gibi, şimdi de lokmalar boğazımıza tıkandı. Neticede dünyanın hangi bölgesinde yaşarsa yaşasın ana anadır, baba babadır, çocuk masum çocuktur. Dini, dili, ırkı, milleti fark etmez. Allah yar ve yardımcıları olsun diye dua ettik ve ediyoruz. Dünya da ve çevremizde olup bitenlerden gerçek manada ibret alıp 83 milyon topyekün olarak kenetlenmekten başka yapabileceğimiz fazla bir şey de yok zaten.

            Bugün dünyada 50 bin atom başlığı olduğu söylenmektedir. Tek bir, deniz altından fırlatılacak başlıkların II. Dünya savaşında kullanılan toplam bomba ve silahların gücüne eşit olması olayın vahametini daha açık olarak ortaya çıkarmaktadır.

             Bu silahlanma yarışı dünyamızı bir barut fıçısı haline getirmiş, nihayet I. ve II. dünya savaşları ile insanlar yüz yüze gelmişlerdir. Bu savaşlar sivil halkın, askerden daha çok tehlikeyle karşılaştığını açık olarak ortaya koymuştur. 4 yıl süren I.  dünya savaşında 9,5 milyon insan ölmüş olup; bunların  % 5 ‘ şi sivil,  % 95 ‘şi askerdir. 5 yıl 8 ay süren II. dünya savaşında 52 milyon insan ölmüş olup; bunların % 52’ si asker, % 48 ‘zi sivildir. 2,5 yıl süren Kore savaşında ise 9 milyon insan ölmüş, bunun % 84’ dü sivil,  % 16 ‘sı askerdir. İran – Irak savaşı da tamamen sivil halka yönelik bir durum göstermiştir. Yine komşumuz Irak’ta, Suriye’de olup bitenlerde aynı doğrultuda devam etmektedir.

            ÖZETİN ÖZETİ: Ortaköy İlçemizde Cuma namazı öncesi Ulucami’de cemaate yaptığım konuşma sonunda bir yaşlı amca ayağa kalktı samimi olarak; ‘’ Hocam, sen farklı ağızsın bi dua etsen de Amerika Kahrolsa ‘’ Ben de ‘’Amca en iyi dua tedbirdir. Güçlü olmaktır. Birlik olmaktır. Dâhili ve harici hainlere karşı kenetlenmektir. O zaman on tane Amerika olsa N harfine bir tekme atılır ve HİÇ olur’’ dedim.

*

İMHA EDİN FÜZELERİ

Çekilmesin tetikler, patlamasın bombalar, 
Binlerce yavrunun kaderinde ölmek mi var? 
Savaşta kazanan da, kaybedende görür zarar, 
İmha edin füzeleri, ölen çocukların ne günahı var? 

Korkulu rüyalar görmekten bıktı yavrular, 
Gülüp oynamaya elbet onlarında hakkı var, 
Masum insanları öldürmek için silah yapanlar, 
İmha edin füzeleri, bakarsınız başınızda patlar 

Afet mi yağdı, deprem mi oldu, nedir bu hal? 
Yok öyle bir şey, bu hale getiren kimyasal silahlar 
Binlerce insan ya öldü, ya da acı içinde yaralılar 
İmha edin füzeleri, artık gülsün – oynasın yavrular 

Doğu- batı, kuzey – güney artık verin el ele, 
Bakında insafa gelin, şu yavruların günahı ne? 
Açlık, sefalet, çile sürerken, yeryüzünde, 
İmha edin füzeleri, kıymayın minicik küçüklere 

Bu ne haldir, koca dünya da huzur kalmadı, 
Ağasınız, beysiniz dedik, dinleyen olmadı, 
Ölenler, binleri değil, yüz binleri boyladı 
İmha edin füzeleri, çocuklar hayata doymadı
                                               (Mahir Odabaş)

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın