Saklamak istiyorum herkesin, içinde olan sırrı. Bütün kem gözlerden sakınmak karanlık aynalarını… İstedikleri de bu değil mi zaten kırmızıya boyarken dudaklarını kadınlar, arabalarını adamlar, oyuncaklarını çocuklar! Aç değiller mi kendilerine, tutkuyla bağlı değiller mi diğerlerine? Kendilerini terk ettiklerinde kül gri bulutlardan aşağı, brakıldıklarında, akmıyor mu gözlerinden siyahları al yanakları üzerine çarpık yollar çizerek? Karışıyor renkleri birbirine. Bilinmenin parlaklığı sönüyor göklerinde. Düşüşe geçiyorlar ıslak topraklar altına. Bilinmemekliğe doğru ölüyorlar. 

O’nsuzluk soğuk, O’nsuzluk yer altı. İtiraf etmekten köşe bucak kaçmıyorlar mı? 

Yalnızlık, suratını kaç parçaya bölen kırık bir ayna. Kanlı kesikler saklanmalı bir sır gibi. Bir sır gibi göstermemeli gerçek yüzleri. Kalpli balonu elinden kayıp uçarken maviliğe, çocuğun penceresi buğulu. Yarası derin dudağı ısırılmış kadının, yan koltuğu boş üstü güneş arabanın. İyi bilinmeli herkes. Kim itiraf eder ki kalbindeki karayı? İtiraf etseler kim onlara inanır ve güvenir ki? Yalanlar saklanmalı. Dürüstlük riskli iş. Sırlar saklanmalı. Ruhlar saklanmalı bedenlere. Bakanlar surette kalmalı. Duyanlar karanlığı, görmek istediğine inanmalı. Kimse bilmemeli ay ve yıldızları. Siyah olmakla suçlamalı herkes beyaza aşık grileri. Bakmamalı kimse kimsenin içine zira insanın içinde kalmalı bazı şeyler. Anlatılmamalı. Sırrın dostu düşmanı çok olur. Herkesle ama hiç kimsesiz olmalı… 

Bir Cevap Yazın