SAĞ LOB DOMİNANT (BASKIN) ŞARK BEYİNLİLER

Zeki Coşkunsu

Editör: Simge Armutçu

Kuşkusuz, otantik anlama (kompraansiyon) ve/veya öğrenme,

Beynin serabral-serebrum korteksi

(Cerebral-cerebrum: bilinçli düşünmebilinçlilik bölgesi) ile

Doğrudan ilgili bir prosestir (işlem-süreç).

Tüm analizlemeler bu bölgede cereyan eder.

Buna karşıt bir okuyuş prosesi

‘Otantik öğrenme-anlama’ orijinli-patentli olmayıp

Ezbere dayalı ve/veya lip-servis (dudak-servis) olaraktan

‘Otantik öğrenme-anlama dışı’, yani

Serebellum

(Cerebellum: beyincik, ezbere dayalı-otomatik pilot) orijinlidir.

Yineliyoruz:

Otantik öğrenme-anlama,

Serabral korteks’in devrede olduğu bir prosestir.

Bu bölge devre dışı tutulacak olursa

O an

Devreye ‘serebellum’ girer -ki sonuçta bu,

‘Otantik öğrenme-anlama’yı değil, ezberi doğurur.

Dahası, otantik öğrenme-anlama prosesi için

Prosedürel (izleksel) bir yaklaşım değil, bilakis,

Deklaratif

(Beyan edici/ispat edici; öze inerek, nedenini-niçinini öğrenen)

Bir yaklaşım şarttır.

Otantik eğitim-öğretim faaliyetlerinde de asıl olan deklaratif yöndür.

Zeki Coşkunsu

Gelişmemiş, geri kalmış (bırakılmış) ülke insanlarının kahir ekseriyetinde (ezici çoğunluğunda), [örn. Sağ Lob Dominant(Baskın) Şark Beyinli: Türkiye, Ortadoğulu vb.] ontik-otonom inanç/din/dogma tipi zihniyet hâkim olduğu için pozitif anlamda bir deontoloji (ödev-yükümlülükler bilgisi)(*) ve etik-ahlâktan söz etmek olası değildir. Zira ontik-otonom inanç/din/dogma tipi kafalarda “otantik (gerçek-doğru) & efektif (etkin-verimli) & fonktör (el) (eşleştirici-işlevsel) akıl” olmaz.

Otantik akıldan yoksun (ebleh, idiotik; non-adaptif-akılsız)(1) bir kafanın da yine pozitif anlamda deontolojik ve etiksel-ahlâkî değerleri ol(a)maz. Hele hele “ahlâkın en yoğun hâli (top intensiveness of mora-lity)”, yani üstün ahlâk değerleri (ekstra değerler kümesi); hiç mi hiç… Olsa olsa onların yaşamları, serebral-serebrum (cerebral-cerebrum: bilinçli düşünme) kökenli değil, yani kognitif (cognitive: bilişsel -idraksal) değil, hayvanlar gibi parencephalon (beyincik), nâm-ı diğer serebellumcu (cerebellum: beyincik, ezbere dayalı-otomatik pilot) (2), salt empülsifdir (dürtüsel-içsel gerilim-içtepisel).

Salt empülsif, diyorum. Demem o ki dürtüsel bir yaşam, eleştirel akıl yoksunluğu ve (kısmen de) doğum travması: insanın anne rahminden mutlak yalnızlık’a mahkûm edilişine bir atıf bu.

 (*)[Deontoloji (Ödev-Yükümlülükler Bilgisi), “herhangi bir mesleği uygularken mutlaka uyulması gereken ‘ahlâkî değer ve etik kurallar’ı inceleyen bilim dalı”dır. İnsanın belirli ödevleri olduğunu varsayan ahlâk öğretilerini temel alır ve bu öğretilerden kaynaklanan görev ve kuralların çeşitli mesleklerdeki somut izdüşümlerini inceler. Deontoloji, semplisite (sadelik) gereği etik (ahlâk; ahlâkbilim) yapıya da yansımıştır. Ahlâk(etik)-moral ilmi de ilmî literatüre göre, deontolojinin bir alt birimidir].(3) 

Yine bu bağlamda zaten birey, herhangi bir kavramın doğruluğuna eğer onu test edip doğrulamadan inanacak olursa o birey ilmî anlamda (tıp literatürüne göre) serebellumcu, halk tabiriyle ezberci kabul edilir, edilmelidir de. Zira serebellumcular için anlam önemsiz-değersizdir. Dolayısıyla bu tipler de kelimenin anlamını kritik etmezler-edemezler.

Evet, serebellumcular için, kelimeler sahibine bir şey fısıldamaz. Eğer kelimelerin bize bir şey fısıldamasını istiyorsak ilkin ilgili kavramın ampirik verifikasyonunu yani, deneysel doğrulama-kanıtlama’sını gerçekleştirmemiz gerekir. Yine o kavramla ilgili olarak gerekli observasyonun (gözlemin) da yapılmış olması gerekir. Bu prosesler yerine getirilmeksizin kelime ve kavramların kullanılması bizi salt ezberci yapmaktan öteye götürmez.

Neden mi? Zira aldatmacalar-ezberler iyi gizlenmiş mantıksal hatalardır da ondan. İnsanın kendini tanıyabilmesi için düşünceleriyle çelişkiye girmesi lazım. Düşünme çelişki ile başlar. Çelişki olmazsa gelişme de olmaz; sorgulamanın ürünü ne de olsa. İnsan ancak bu şekilde görüş açılarını genişleterek aklı ve bilinciyle oynama olasılığı yaratarak yaşamdan zevk alabilir.(4)

Son tahlilde tüm ontik-otonom/dinsel/dogmatik inançlar, ön yargılar, kozmik fanteziler, kozmitolojiler vb. hep bu türdendir. Çünkü bunların hiçbirinde ilgili kavramların; ampirik verifikasyonu (deneysel doğrulama-kanıtlama),  observasyonu (gözlem) ve falsifikasyonu (yanlışlama: yanlışlayarak doğrulama) yapılmamıştır. İşte bu tip düşünüş-kabuller, ilmî literatürde hiçbir anlam ve değer taşımazlar. Ancak üzülerek ifade etmeliyim: bu tür gayr-i ilmî düşünüş-kabuller, kuşaktan kuşağa rapor edilerek yığınlarca halk tarafından benimsenmiş ve uygulamaya konulmuştur. Bunların ne denli tehlikeli bir girişim oldukları tefsire mahal olmayacak kadar açık seçik ortadadır. Yineliyoruz: Bu tür gayr-i ilmî düşünüş-kabuller, otantik ilim açısından bir anlam ve değer taşımazlar; olsa olsa bize cahil  toplumların genel karakteristiğini gösterirler.

Kaynak:

     (1) Geniş bilgi için bkz. ÖZENLİ, Sertaç; “İlmî Sohbetler”, ss.(C) 2-5, Karakuşlar Yay., Adana, 1999. Ayrıca bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Geleceğimiz, Non-Konvansiyonel Otantik  İlmî Makâleler(I-II-III)”, 06.06.1998 tarihli, “Öğrenme Prosesi(Süreci/İşlemi) Üzerine Kısa Bir Has-bihâl” & 11.11.2000 tarihli, “Dinamizmin Önündeki En Büyük Engel: Empüritonlar(Kirletici/Saflığı Bozan Maddeler) Üzeri-ne Kısa Bir Hasbihâl” & 16.06.2001 tarihli, “Pedantik(Malumatfuruş) Non Adaptif-Akıllılık İle İdiotik Non Adaptif-Akılsızlık Üzerine Bir Kaç Not[Ahmaklık Ve Eblehlik Genetik Akıl Değil Epigenetik Akıl Kökenlidir]” & 08.05.2004 tarihli, “İnancın Anatomisine Kısa Bir Bakış [Aparan(Görünür) Doğrulara Dayalı İnanç Mı Yoksa, Reel(Gerçek-Hakiki) Doğrulara Dayalı İnanç Mı? (Delibrasyon(-Derin Kavrayış/DüşünüşDesizyon(Karar)]” adlı makâlelerimiz, c.I, ss. 673-680, 721-725, c. II, ss. 1397-1403, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2019.

     (2) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Geleceğimiz, Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makâleler(I-II-III)”, 01.01.2000 tarihli, “Mantal Çözüm(leme) [Serabral Korteks Mi Serebellum Mu?  Deklaratif Mi Prosedürel Mi?] & Uyku-Rüya Prosesine İlişkin Bir Kaç Not” adlı makâlemiz, c.I, ss. 379-383, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2019.

     (3) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Gele-ceğimiz, Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makâleler(I-II-III)”, 09.10.1999 tarihli, “Natür-Nurtür(Nature-Nurture) Dilemması (İkilemi-Açmazı) Genetik Determinizm-Çevresel Determinizm & Davranışların Biyolojik Ve Kültürel Evrimi” adlı makâle-miz, c.I, ss. 305-314, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2019.

     (4) Bkz. BAHADIROĞLU Gülay; 16.04.2021 tarihli, kendi “facebook” ana sayfasındaki paylaşım yazısı(& post’a düşülen Hüseyin Aycan’ın notu-yorumu eşliğinde),  https://www.facebook.com/gulay.bahadiroglu. (Erişim Tarihi: 15.04. 2021).

Reklamlar

By zekicoşkunsu

Şair, yazar, araştırmacı. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Bilgi Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Mütevelli Heyeti üyesidir. "Natürel İlimler Felsefesi", "Operasyonel Araştırmalar", "Sibernetik" & "Semiyotik" vb. ilmi disiplinlere ilişkin konularda çalışmalar yapmaktadır.

Bir Cevap Yazın