Kars, uzun yıllar siyasi nedenlerle gidemediğimiz şehirdi.
Kars’a gidebildiğimiz yıllarda çok modern bir şehir olduğunu gözlemleye biliyorduk. Örneğin şehrin imar planı mükemmeldi.
Şehir merkezini çıktığınızda varoşlarda alt yapı sıkıntıları, yoksulluk kendini göstermekteydi.
“Cumhuriyet balosu Kars’ta yapılmakta” sözünü duyduğumda inanamamıştım fakat eğitimde yetişkin insanlara sahip olduğunu düşündüğümde kabullenmiştim.
İnsanları, insanın yüzüne dobra konuşur.
Siyasette çok nüfuzlu, derin insanları olmuş, 1984 öncesi, Kars beklediğini çeşitli nedenlerle alamamıştı bence. Iğdır şehrimiz gibi.
Bunlar doğunun makus talihi maalesef.
Türkiye ortamının yumuşaması, terör eylemlerinin durması ve akabinde seçimle iktidara gelen hükümetin memur – işçi alımları yapması sonrası iş imkanı bana da doğdu ve bunun neticesi Kars TEK (sonra TEDAŞ olmuştu) de 02.01.1985 tarihinde başlamıştım.
Kurum içi tanışma ve sohbet fasılları devam etmekteydi.
Kurumun İdari İşler Müdürü Selahattin Yasuk bey vardı.
Bir sabah ziyaretine gittiğimde bana sorular sormaya başlamıştı,
Selahattin bey “ismin Emir’di deyil mi?”
Ben “Evet müdürüm”
Selahattin bey “Emir sigara kullanıyor musun?”
Ben “hayır müdürüm, askerde sigarayı bıraktım”
Selahattin bey “ya içki, içki içiyor musun?”
Ben “yok müdürüm ben içki de kullan mıyorum?”
Selahattin bey “eğlence, gazino falan ayağında mı yok”
Ben “yok müdürüm o ayaklar da yok”
Selahattin bey “desene sen yaşamıyorsun” dedi ve kahkahalarla güldü.
Ben “sizin kriterlerinize göre evet yaşamıyorum” dedim ve son cümlesine alındığımı fark etti, fakat düzeltme ya da gönlümü alma gibi bir girişimi de olmadı.
Sohbet devam etti ve ben sabah çayımı yudumlarken, odasına sarhoş halde, burnu akmış, saç başı dağınık, elbisesi berbat, pejmürde birisi girdi.
Selahattin bey “Doğan hayırdır, bu ne hal, sarhoşsan bari evde otur, kuruma niye geldin” tarzında öğütler vermeye çalışınca kurum personeli olduğunu anlamıştım.
Bu fırsatı kaçırır mıydım. Ayrıca bir de kuyruk acısı var ki lafı gediğine oturtmalıyım diye içimden geçirmekteydim. Neye mal olursa olsun deyip söze girdim. Fakat Doğan alkolik biri imiş ve dili tutmuyor ki meramını anlatsın.
Ben “Müdürüm bu kurum personelimiz galiba sizin yaşayanlardan biri” dedim.
Selahattin beyin bam teline basmıştım. Sert bir üslupla “kardeşim ben böyle mi diyorum?” diyerek tepki göstermişti. İdari İşler Müdürü Yasuk’un çok bozulduğu kocaman gözlerinden belli oluyordu. Doğan, hiç istifini bozmadan, sarhoş halinden memnun odadan çıktı.
Bende söylediklerimin kırıcı olduğunun farkındaydım. Lakin bende düzeltme yapmamakta kendime direndim..
Kurumdan ayrılarak, 1989-1999 yılları arası iki dönem Susuz Belediye Başkanı seçilen Selahattin Yasuk, 2006 yılında beslediği boğasının saldırısı sonucu hayatını kaybettiğini öğrendim ve çok üzüldüm..
Mütevazi, samimi, iyi niyetli bir insandı. Allah rahmet etsin. Emir Şıktaş

Reklamlar

By EMİR ŞIKTAŞ

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın