herkes herkesi sever miydi ?
ya da sevmeli miydi ?
büyük ihtimalle inatçı uçurumlardan,
daha inatçı keçilerin inadıydı,
yoksa bu kadar inat neden,
illaki sevmeli,
ya da sevmeyeni sevene kadar
öldürmeli mi?
inadın uçurumu,
ya da uçurumun inadı,
yoksa bu kadar kadın,
neden öldürülür,
öfkeli mısırlar patlıyordu,
gözlerinizin ateşinde,
o güzel kadınlar,
pamuk tarlaları gibi,
belki nergis bahçeleri,
demet demet dökülür,
kimi namusunu temizler,
kapısının önünü kanata kanata,
kimisi bana yar olmuyorsa,
toprağa olsun der,
derken kızıl karanfil takar,
kimini toprağa,
kimini yakasına,
kimini sol iç cebine,
herkes herkesi sevemez elbet,
ama kutsallar vardır,
ana evlat, karın kardeş, yar yaren gibi,
en çoğu da burdan gol olur,
vurdu ve gol oldu ,
konu komşu , en yakın dost,
teyzeler, amcalar
diller, dillendirmeler,
işte bana en dokunan da,
senin ölmeden, öldürmen,
yok sayman,
aramaman,
herkes herkesi sevmez elbet,
sevmedi de,
ama sende beni,
hiç sevmemiştin zaten,
öyle ya,
hasta bir kadını ,
kim sever ki ?
kim arar ki ?
aramadın da zaten,
ben özlemin tahtında sallanırken,
sen , ölmeden toprağa koydun,
kırmızı karanfil,
senin koynunda,
kokusu benim boynumda,
kaldı,
ve kimsenin kimseden,
haberi olmadı.
sevmek, sevmemek
iki inatçı keçinin boynuzlarında,
bir süre harp etti,
uçurum, uçurumu
nefret, sevgiyi alt etti.
Sibel Karagöz

Bir Cevap Yazın