“Yetim malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde âdil olun. Allah’ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır.”

Evet, güzellikle kullanmak hariç yetimlerin mallarına da yaklaşmayın. Ama onların mallarından onları istifade ettirmek, onlara kazandırmak, onları o mallarından menfaatlendirmek için onlar lehine o mallara el uzatırsanız bu müstesnadır. Onlar buluğ çağına ulaştıkları ve mallarına sahip olabileceklerini ortaya koydukları zaman da onları şöyle bir deneyin. Eğer onlar akıllanmışlar, haram helâl sınırlarına riayet edebilecek, mallarını koruyabilecek ve onlar üzerinde Allah’ın yasalarına uygun tasarrufta bulunabilecek bir noktaya geldiklerine kanaat getirmişseniz o zaman mallarını kendilerine güzellikle kendilerine teslim edin.

Evet, Rabbimiz yetimlerin mallarına hiç yaklaşmayın, hiç dokunmayın demiyor. Onların yararlarına olacak biçimde yaklaşın buyuruyor. Kendileri ergenlik çağına girip o mallarına sahip oluncaya kadar onların mallarını değerlendirin. Çoğaltın, kazandırın. Ama zararına dokunmayın.

Ölçüye ve tartıya da riayet edin. Aranızda ölçü ve tartıyı da adaletle yapın. Haksız yollarla insanların mallarını eksiltmeyin. Haksız yere insanların mallarını yemeye kalkışmayın. Reklamlar aracılığıyla ihtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaçmış gibi göstererek insanların mallarını sömürmeye çalışmayın. Zorla insanlara satmaya çalışmayın. Suni ihtiyaçlar oluşturmaya ve insanları şartlandırmaya çalışmayın, buna hakkınız yoktur. Yapmayın böyle. İnsanların ellerindeki malların tamamını alsanız bile yine de doymayacaksınız, doymuyorsunuz da zaten. Ekonomik gücünüz geçen yıla oranla bu yıl en az iki üç misli arttı, ama siz yine de köleliğinize devam ediyorsunuz. Malınız arttıkça aynı oranda köleliğiniz de artıyor. Bir türlü doymuyorsunuz, doyamayacaksınız da bu gidişle. Başka değil ancak gözlerinizi toprak doyuracak sizin.

Hâlbuki Müslümanları kardeş bilecektiniz. Onların mallarını kendi malınız, onların menfaatlerini kendi menfaatiniz bilecektiniz. Dükkânınıza alış veriş yapmak için gelen kardeşlerinize, ihtiyaçları olmadığı halde ihtiyaçmış zannederek size gelen kardeşlerinize: “Kardeşim vazgeç bundan, senin buna ihtiyacın yoktur, şu anda evinizdekiler sizin için yeterlidir” demeliydiniz. Bu insanları sömürmekten vazgeçip, akıl vermeliydiniz onlara. Ama sizler tam tersini yapıyorsunuz.

Evet, ölçü ve tartıya riayet edin. Ama bu sadece para ve mal ile ilgili değildir. Her konuda ölçü ve tartıya riayet edeceğiz. Meselâ şimdi İslâm’a göre yapılmaması gereken bir şeyi net ve düzgün bir şekilde yapınca buna ölçülü diyebilecek miyiz? Allah’ın istemediği bir tarzda kendince çocuklarına dengeli davranan bir ana-baba ölçülü müdür? İçki içen bir kişinin, zina eden bir kişinin kendince dengeli davranmasına ölçü diyebilir miyiz? Ölçüp biçip en uygun bir şekilde hırsızlığı gerçekleştiren kişi Allah’ın istediği ölçüyü yerine getirmiş sayılabilir mi? Allah’ın istemediği bir ev tefrişi düzenine nasıl düzen diyeceğiz? Allah’ın istemediği bir hukuk düzenine, bir eğitim düzenine, bir toplum düzenine nasıl düzen diyeceğiz?

“İyi de biz bunu nasıl becerebilelim? Buna nasıl güç yetirebiliriz?” Demeyin.

Allah hiç kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez. Allah’ın sizden istediklerinin tamamı size göredir. Bunların tamamı sizin fıtratlarınıza uygun ve sizin yapabileceğiniz cinsten şeylerdir. Yani sakın ha bu devirde bunlar mümkün değildir, bu devirde ölçüye tartıya riayet imkânsızdır, kazanmak için çeklerde senetlerde şöyle şöyle yapmak zorundayız, yetimlerin, güçsüzlerin mallarından yemek zorundayız, buna riayet gerçekten zordur filan demeye kalkışıp Allah’a iftira etmeyin. Çünkü Rabbinizin sizden istediklerinin tamamı tam size uygun şeylerdir.

Konuştuğunuz zaman, söz söylediğiniz zaman da âdil davranın. Konuştuğunuz zaman Allah’ın istediğini konuşun. Peygamberin örneklediğini, razı olduğunu konuşun. Peygamber modeliyle konuşun. Hep haktan yana, hep adaletten yana konuşun. Asla zulme sapmayın. Kendi aleyhinize bile olsa, akrabalarınız aleyhine bile olsa konuşmalarınızda adaletten ayrılmayın. Zulme sapmadan hep adaletten yana olun. Eğer bu doğru söylemenizin karşılığında zarar görecek olan yakınlarınız, akrabalarınız bile olsa fark etmez siz zinhar adaleti gerçekleştirin. Allah’ın ahdine vefalı davranın. Allah’ın ahdini gerçekleştirin. Rabbinize verdiğiniz sözlerinize sadık olun.

Ya da şahitliği adaletle yerine getirin. Sözlerinizi yamultmayın. Eğri büğrü konuşmayın. Allah’ın ahitlerini de yerine getirin. Kitaplar göndererek, peygamberler göndererek, insanlar öldürüp dirilterek her bir dönem Allah’ın sizden aldığı ahitlerine de riayet edin. Allah gönderdiği kitapları ve peygamberleri vasıtasıyla size sizden istediklerini bildirmiştir. Sizler Rabbinizin sizden istediklerini yerine getirin. Siz ona karşı verdiğiniz sözlerinizi yerine getirin ki o da size olan vaatlerini yerine getirsin. Allah’a verdiğiniz sözlerinizi tutun.

Bir de Allah kullarına karşı verdiğiniz sözlerinizi de yerine getirin. Randevularınıza ve verdiğiniz sözlere sadık davranın. Allah’a verdiğiniz sözlere sadık davranın ki kullara verdiğiniz sözlerinize sadakat alışkanlığı kazanasınız. Zaten Rabbine verdiği söze sadık olmayan bir adamın insanlara verdiği sözlerine sadakati beklenemez. İşte tezekkür edesiniz diye, bunları akıllarınızın en üst köşesine yazıp unutmayasınız diye, bunlarla hayatlarınızı düzenleyesiniz diye Rabbiniz bunları size vasiyet ediyor, tavsiye ediyor. İşte Allah böyle emrediyor, böyle vasiyette, tavsiye de bulunuyor, belki tezekkür eder, tefekkür eder, öğüt alır, üzerinde düşünür ve bunu gündemde tutarsınız.

Rabbimizin bizleri uyarı niteliğinde gönderdiği ayetlerden ders çıkarmayı ve hayatımıza uygulamayı, Rabbim bizlere nasip eder inşaAllah. ( Amin )

Cumamızın hayrı ve bereketi üzerimize olsun, hayırlı cumalar. Selam ve dua ile.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın