Bu kızıldan alev

saracak

bir kızıl ki yekpare

kime saracak

kimi kül kimi kul

çuldum soluk gri

damı görmez

pencere sofa bulmaz

ele gelmez kul

bir yele kapıldım

kızıl kükreyen

alev alev yakan

bahçeme açan gonca

yerden yere vuran

yetmedi çırpıp çırpıp

avluya asan

yandım dedikçe

başım üstünde

kızıl alevler gezdiren

hem dövüp hem seven

al al pembesi azıcık dursa

morunan çürük elması

yetti gayrı meşru peydahlanan

elsiz ayaksız düş’ü

gel aşka sofra açalım

iki kadehe şarap rengi telinden

bir de eskilerden türkü

yarama merhem dokur

gerisini gözlerimden oku

kör kütük efsane

sayfası yanık

yarısı kül’ün

yarısı kul’un

kopsun kızıl kıyamet

cennetim de sen

cehennemim de sen

yanmaksa kefalet

küllerimden doğar

yanar yanar

sönerim

Sibel Karagöz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın