Sevgili dostlar, kıymetli yazar ve kitapsever arkadaşlar, bugün sizler için Diyarbakır’dan kalkıp ta İstanbul’a, Şanlıurfa’da bulunan Göbeklitepe’nin konu alındığı Ruhların Tohumu isimli kitabın yazarı Nilgün Batıyeli ile uzun ve güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimiz sırasında bir çay, azıcıkta çekirdek alıp soru ve cevaplarımızı okuyabilirsiniz.

Devrim AKTÜRK: Kendinizden bahseder misiniz?

Nilgün BATIYELİ: Türkiye Cumhuriyetinde doğmuş, Almanya’da büyümüş, ülkemizde çalışmış ve olgunlaşmış bir insanım. Genç yaşta evlenen ve erken yaşta da boşanan 2 çocuklu bir kadın olarak sorumluluk sahibi olmayı da öğrenmem pek uzun sürmedi. Hem çalışıp, hem de çocuk büyüten biri olarak çok zamanınız olmuyor. Fakat bu şartlarda da olsa her daim ilgi odağım olan bilimkurgu ve tarih ikilisinden vazgeçmedim. Elime her geçen fırsatta okudum ve sinemaya gittim. Film olarak da kitap olarak seçimlerim çok büyük oranda aynıydı; Tarih ve bilimkurgu.
Birçok büyük uluslararası firmada üst düzey görevler aldım. İş hayatıma yön verip bana imkanlar sağlayan Türkçe dahil 4 lisan biliyor olmamdır kuşkusuz.

Devrim AKTÜRK: Bugüne kadar yayınladığınız eserlerinizden, yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Nilgün BATIYELİ: Bundan yaklaşık 15 yıl önce ilk romanımı yazıp yayınlattım. Hem hala başka işlerle meşgul olmam, hem bu sektörü bilmemem, hem de karşıma çıkan dolandırıcı bir grup nedeniyle ilk romanım ‘’Son Uyarı’’ tabiri caiz ise ‘saldım çayıra, Mevlam kayıra’ oldu ve hiç ses getirmedi. 3 yıl önce aynı romanı İngilizceye tercüme edip Amerika’da bastırdım. Orada da en iyi satanlar listesine girmese de 15 sene içerisinde burada görülmeyen ilgiyi gördüğü kesin. Ne var ki ilk romanımın verdiği üzüntü, hayal kırıklığı, maddi kayıplar başka kitaplar bastırmamı engelledi. Engelleyemediği son eserime gelene değin başka iki romanı daha kaleme almış, evde bekletmem olduğu gerçeğidir.

Devrim AKTÜRK: Ruhların Tohumu adlı eserinizde nelerden bahsettiniz? Anlatmak istediğiniz konu neydi?

Nilgün BATIYELİ: Bilimkurguya olan tutkum, gizem, fantezi, büyü ve evren ile bütünleşince çekirdek olarak ele alırsak; reenkarnasyon, gezegenler, farklı yaşam türleri, insanların ve ruhlarının ilk var edilişi ve gelişmeler hakkındadır. Üç dünya gezegeninin nasıl oluşup, nasıl ilkinin battığıdır. İkinci, bugün yaşadığımız dünyanın, benim gözümden kurgulanmış olsa da, gerçekleri yansıtmasıdır. Üçüncü dünya ise, tekamül etmiş ruhların yaşadığı, insan türünün gelişmiş ve üst bilince erişmiş olanıdır (- ki bunların yardımıyla ikinci dünyadan gezegeni kurtaramasalar bile mümkün olduğu kadar çok ruhun kurtarması üzerinedir). Zira Tanrı hiçbir ruhun kolayca ziyan edilmemesini emretmektedir.
Romanımdan bir cümle ile aktarmaya çalışayım; ‘’Her insan bir ayağı karanlıkta, bir ayağı aydınlıkta doğar. Hangi ayağını diğerinin yanına çekeceğini ise, zamanı gelince öz iradesi ile yapacağı seçim belirler.’’
Konu bu kadar ileri geri seyredince eserimde birçok mit, efsane olarak bildiklerimize de yer verilmiştir. Bilinen eski uygarlıklardan birinci cildin sonunda dinlerin doğuşuna kadar seyreden bir dizi fantastik kurgu olarak ortaya çıkmıştır.

Devrim AKTÜRK: Kitabınızda Göbeklitepe’yi anlatmanızdaki en büyük sebep neydi? Göbeklitepe’yi diğer tarihi alanlardan yerlerden ayıran nedir? Bize biraz bunlardan da bahseder misiniz?

Nilgün BATIYELİ: Göbeklitepe anıldığı gibi tarihin sıfır noktası olmanın dışında, altında henüz ortaya çıkmamış bilinmezlerle bizlerden öte dünya çapında ilgi duyulan bir mekan olduğu kesindir. Benimde dikkatimi ve ilgimi daha ilk yıllarda çekmiş ve takibe almışımdır. Yıllar sonra yine bir yabancı tarihçinin yaptığı yorumları okuyunca, o günlerde, “Acaba nedir, ne olabilir?” dendiğinde kafamda neler olabileceği, neler yazılabileceği şekillenmeye başlamıştı. Göbeklitepe’den 5 bin yıl sonra yapılmış olan 5 piramit yıllardır yazılıyor, filmler çekiliyor ve devam ediyorsa, bir Göbeklitepe bundan çok daha ileri boyutunda bir öneme ve muammaya sahiptir kanımca. Aslına bakarsanız şimdi birtakım otoritelerin “İbadet mekanı, tapınak” olarak ortaya atması ve bunun kabul görmesi benim için yeterli ve gerçekçi bir yaklaşımın çok dışında, hafif kalmaktadır. Ortaya çıkmış ve tespit edilmişlerin ötesinde yer altında kat be kat Göbeklitepe olduğuna dair benim inancım tamdır.
Ruhların Tohumu eserimin birinci cildinde başlayan, ancak ikinci cildinde daha ayrıntılı olarak sade Göbeklitepe’nin alt katmanlarına inilmiyor. Aynı zamanda Diyarbakır, Mardin ile başlayıp, dünyayı birbirine bağlayan mağara, tünel ve yaşam alanlarına yer veriliyor. Her şeyin gün yüzüne çıkması için bugün yüz elli yıldan bahsediliyor. Gerisini ancak hayal edebiliyorum. Zaten öyle de yaptım ve Göbeklitepe’den yalnızca dünya gezegenini değil, evrene uzanan bir yol ve ruhlarla birleştirdim.

Devrim AKTÜRK: Gelecek tarihlerde yeni bir kitap çalışmanız olacak mı?

Nilgün BATIYELİ: Hazırda biraz ekleme, düzeltme yapılarak yayınlatmak istediğim iki romanım var. Tabii bunlardan önce Ruhların Tohumu’nun ikinci cildi üzerinde çalışıyorum ve şu an piyasada satışta olan birinci cildim ikinci baskıya geçer geçmez dikkatimi ve enerjimi takip eden kitaplarıma vermek istiyorum.

Devrim AKTÜRK: Bu söyleşi için sizlere teşekkürlerimi eder, şükranlarımı sunarım.

Nilgün BATIYELİ: Bende böyle bir şansı şahsıma tanıdığınız için müteşekkirim. Sevgiyle ve edebiyatla kalınız.

Reklamlar

By devrimaktrk

Gazeteci ve Araştırmacı @hivru.kitap'ın Yazarı Sanal Azrail ve Hivru Filmleri'nin Yönetmeni @bilinc6fanzin'in İmtiyaz Sahibi Ata Üni./İ.F./RTS📻 📺

Bir Cevap Yazın