1971’in Ocak/Şubat gibi ilçe merkezine yerleştiğimizi hatırlıyorum.
O tarihlerde Iğdır Ortaokuluna yazılmıştım (mezun olacağım yıl Atatürk ortaokulu açıldı ve biz ikinci dönemi okuduk ve ortaokulundan mezun olduk) okulun ikici dönemi idi.
Bir yıl kadar, ya da bir buçuk yıl kadar şimdiki adıyla Emek mahallesinde Alman Muharrem lakabıyla tanınan şahsın ciddi ve büyük bağının olduğu yerin ilerisinde kirada oturmuştuk.
Sonrasında Fatih caddesi Halfeli yolu, tahliye kanalı, emniyet lojmanlarından sonra kanal üzeri ara sokakta aldığımız eve taşınmıştık.
Şehir merkezine uzaktı ama sakindi.
Ev komşularımızda gariban insanlardı bizim gibi.
Emek mahallesi sınırları içindeydi yeni evimiz, lakin en iyi özelliği Iğdır Muharrem Bartın şehir stadına yakın olmasıydı.
1971-1974 yılları arası futbolda, 1952 yılında kurulan kulübün takımı Iğdır spor çok güçlü idi.
Iğdır sporda futbol heyecanı vardı. Top koşturan değerli futbolcular da yetenekli ve başarılı idiler.
Kaptan Şeref, göçmen Salo, vidalı Kemal, İsi, İzzet, vd isimler maça çıktığında sahaya gol heyecanı geliyordu, tezahürat yeri göğü iletiyordu.
En heyecanlı amigoları ise namı diğer Rutto Yusuf’tu.
Futbol maçlarına gelenler hatırlarlar en önemli sloganı ise “bastır Ankara kara kara gücü” diye nara atardı.
Özellikle Şeref Iğdır hocaya özel tezahürat yapardı.
Hiç unutmuyorum Şeref hoca ceza sahasının dışından, yani orta sahadan biraz içeriden tahmini otuz metre uzaklıktan bir ceza vuruşunu gole çevirince rutto Yusuf emi coşmuş, tribünlerden bağırarak “Şeref, Şeref.. senin t….. yiyeyim.” demekteydi.
İki iyi dost olan Hacı Şeref hocayla Rutto Yusuf bir gün sohbet etmekteydiler. Caminin önünde Yusuf emi heyecanla eski maçları anlatıyordu.
En başarılı sezonlardan biriydi o dönemler, doğu takımları arasında çok önemli takımları yenen Iğdır spor Sivas Demirspor ile en son karşılaşmış ve yenilmişti.
O günleri yad eden Yusuf emi büyük taşlı tespihini heyecandan hızlı hızlı çekmekte, arada birde kalın ve uzun bıyıklarını parmaklarıyla eşelemekten de geri kalmıyordu.
Şeref hocanın maçlarını anlatırken en heyecanlı yerinde Rutto Yusuf eminin sözünü kesen Şeref hoca “Rutto Yusuf sende (ben gol attığımda) az benim t…… yemedin ha” diye espriyi patlatmıştı.
Yusuf emi de sinkaflı küfürlerle Şeref hocaya tepki göstermekteydi. Benim gibi birçok kulak misafiri olanlar çevreden kahkaha atmaktaydılar.
Çok heyecanlı geçen dönemin maçlarından hatırladığım futbolcuların bazılarının isimleri şöyleydi; kaptan Şeref (Iğdır), İsi, kaleci Mikail (Göleli), göçmen Salo (Selahattin İnan), vidalı Kemal (Özgür), Timur Selçuk, Sabri Kılıçtek, Baycan Karadağ, Nurhat Tek, İzzet, Selo, Timur Aksu, Aytekin Önal,
Maçlara Iğdır’dan yaşlı, genç, akın akın seyirci gelirdi. İlçenin Kaymakamı, halkın ekabiri, eliti, avamı Pazar günü Iğdır sporun maçlarını iple çekerdi. Pazar günü eğlence yeri ilçe şehir stadı olurdu.
Onlarca yaşlı, genç, çocuk ellerinde ayran, soğuksu, meşrubat, gazoz, ekmek arası köfte, gofret, sakız, bolca siyah çekirdek/çıtlama, limonata, dondurma vd satar, panayır yerine dönen maçta evlerinin nafakasını çıkarmaktaydılar.
Iğdır spor yendiğinde şehir meydanına kadar fanatik taraftarlar tezahürat ederek yürüyerek gelirlerdi.
Yaşlılar, ekonomik durumu iyi olanlar, ekabir kesim faytonla şehir merkezine dönerdi.
Takım yenince mutluluk tüm Iğdırlıların gözlerinden okunuyordu. Maçın kritiği fanatik taraftarlarla diğer haftaya kadar devam ederdi.
Sonra siyasi ayrışmalar, parasal sorunlar, başarılı futbolcu kiralayamama, yetiştirememe gibi vs sorunlar Iğdır da futbolu geri plana itti.
Bu Pazar tatilinde, korona yüzünden evden çıkamama yasağında geçmişin futbollu, voleybollu günlerini yad etmek geldi içimden..
Bu hastalık dolu zor günleri millet olarak atlatmak temennisiyle.. Emir Şıktaş

Reklamlar

By EMİR ŞIKTAŞ

Bir ömrün sonbaharı..

Bir Cevap Yazın