Turgut Korkut ve eşi 16 kişinin vefat ettiği İstanbul, Avcılar Gümüşpala Mahallesi, Şükrü Bey Durağı 138 numarada apartmanın 5. katında oturuyorlar. 17 Ağustos depreminde bina çökmüş ama gardrobunun yerini değiştirmeleri ve çıkışta yastık kullanmaları sebebiyle kurtulmuşlar. Makine mühendisi olan Turgut Bey evde değişikliği seven birisi olduğu için, deprem gecesi yatak odasındaki gardrobunun yerini değiştirmişler. Diyor ki; ‘’Eğer gardrobunun yerini değiştirmeseydik, şimdi ölmüştük. Çünkü deprem esnasında gardolap eski yerinde olsaydı, direk kafamıza düşecekti.’’
Bu nedenle eğer yatak odamızdaki gardoplarını sabitleme imkanımız yoksa, hiç olmazsa yönünü değiştirelim. Belki hanımlar için görüntüsü kötü olabilir ama depremlerde düştüğü zaman üzerimize düşmesin veya kötünün iyisi hesabı ayakuçlarına düşsün ki zararı en az olsun.
Yine Turgut Korkut ve eşi, ‘’Çok ilginç. Bizi sağ salimen dışarı çıkaran yastık oldu’’ diyor. ‘’O yumuşak yastığı kimi zaman eşim ve kendim için yol açmakta kullandım, kimi zaman da bir kask olarak başımızı korudum. Dışarı çıktığımızda ayaklarımız çıplaktı ama yanımızda yastığımız vardı. Onun sayesinde sıyrık bile almadık. Bir yastık bunu nasıl yaptı derseniz, cevabını ben bile bilmiyorum.’’ diyor.
Nasıl dışarı çıkmışlardı? Bunu yine onlardan dinleyelim:
‘’ Yatakta kaldık. Bir gürültüyle gözlerimizi açtık. Deprem olduğunu anladık. Ama beklide yapmamız gereken son şeyi yaptık. Altı katlı apartmanın beşinci katında oturuyorduk. Her bir katın tek tek birbiri üzerine çökmesini hissettik. Sarsıntı diner dinmez, kendimizi dışarı atmak istedik. Zifiri karanlıkta dua eden, ağlayan çocukları duyuyorduk. Nedensiz bir şekilde elimize yastığımızı aldık, pencereden dışarı çıktık.. Bir arabanın üzerine adımlarımızı atana kadar hiçbir şey hissetmedik. Çıplak ayaklarımız arabaya değdiğinde yaşadığımızı anladık. Geriye dönüp, enkaza baktığımızda ise tek yaptığımız kucağımızdaki yastığa daha sıkı sarılmak oldu.’’
Eşini kayınpederinin evine bırakıp sonra enkaza dönen Turgut Korkut,’’ Çıktığımız yerden yeniden girmek ve birkaç parça eşya almak istedim ama başaramadım. İkimizin çıktığı yerden, içeri tek olarak bir türlü giremedim.’’ diyor.
*
Bazı yaşlılarımız canının kıymetini fazla bilir. İşte bunlardan bir tanesi de Sakaryalı yaşlı bir teyze. Sobalı evde oturduğundan mı bilinmez yanında sürekli minder gezdirirmiş. Yani hep yastık misali kaba minder üzerine otururmuş. 17 Ağustos gecesi depreme yakalanınca gayri ihtiyari eline yastığı alıp dışarı kaçmaya çalışırken bina yıkılınca merdivenlerde mahsur kalıyor. Çaresizlik içerisindeyken karşıda küçük bir ışık görüyor. Yanındaki kaba minderi sağına soluna, önüne koyarak cam kırıklarından, diğer zarar verebilecek malzemelerden korunarak ışığa doğru ilerliyor ve neticede enkazdan kendi imkânlarıyla çıkmayı başarıyor. Cam kırıklarının arasından geçmesine rağmen, hiçbir yeri çizilmiyor. Dışarı çıktığında, ‘Teyze, bu cam kırıklarının arasından nasıl çıktın?’ diye sorulunca, ‘’Evladım, şu gördüğünüz minder kurtardı. Onu sağıma soluma koyarak ışığı takip ettim ve enkazdan çıkmayı başardım.’’ diyor.
ÖZETİN ÖZETİ: Bilhassa büyük depremlerden sonra binayı tahliye ederken yanımıza yastık, minder, battaniye vs. almamız çok önem arz eder dediğimizde, ‘hocam boş şeylerle uğraşıyorsunuz her şey bitti de o mu kaldı? Gücünüz yetiyorsa büyük işler yapın. Temelden çözün, yani depreme dayanıklı binalar yaptırın’ diyenler çıkıyor. Bende diyorum ki, konumumuz gereği büyük işler yapma imkânımız olmayabilir, fakat ‘’Let it be! – bırak kalsın, ne halin varsa gör!’’ demek yerine ‘Karanlığa küfredeceğine, bir mum yak’’ misali en azından küçük görülen ama hiçte öyle olmayan, ihtiyaç halinde en önde önem arz eden işleri yapabilirsek belki bir afette can kurtarabiliriz diyorum. Binadan kaçarken enkaz altında cam kırıklarının arasında bir yorgan bulmuş ve bir iki gün kurtarılmayı beklemek zorunda kalmışsanız, bu yorgan size beş yıldızlı oteldeki konforlu yataktan daha iyi gelir. Önemli olan çok şeye sahip olmak değil, aradığında aradığını bulmaktır…
‘Dağ başına kış gelir, insan başına iş gelir
Uzmanların tavsiyelerini dikkate alın
Olası depremlerde vallahi hoş gelir!
Billahi hoş gelir’

MAHİR ODABAŞI

Reklamlar

By MAHİR ODABAŞI

1966 yılında Çorum ili Osmancık ilçesi Seki Köyünde doğdu. İlkokula köyünde başlayıp daha sonra Ankara Çankaya Mithatpaşa İlkokulundan 1977 yılında mezun oldu. 1985 yılında Kargı ilçesinde memuriyete başlayıp sırayla Osmancık ve Mecitözü ilçelerinde 2001 yılına kadar görev yaptı. 1990 yılında İşletme Fakültesini bitirdi. 1991 1992 yılında Ankara Mamak Muhabere Okulunda kısa dönem olarak vatani görevini yaptı. 1990 - 2000 yılları arası çeşitli ilköğretim ve liselerde dışardan İngilizce ve İlk Yardım derslerine girdi. 2001 yılında açılan Sivil Savunma Uzmanlığı sınavını kazanarak Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başladı. 2019 yılında, ikinci üniversite olarak Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Okulunu bitirdi ve C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı belgesini aldı. Halen İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Sivil Savunma Uzmanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 İlköğretim Matematik Öğretmeni babasıdır.

Bir Cevap Yazın