YALAN DOSTLUKLAR ÜSTÜNE SOHBET 3

YALAN DOSTLUKLAR ÜSTÜNE SOHBET 3
“SEN ORDA BEN BURDA YAŞANILMAZ BU DÜNYA”

Ben bunca yıldır çok yaralar aldım dostun elinden. Anka kuşunun gözyaşları bile iyi edemedi açılan yaralarımı. Oysa Anka kuşunun gözyaşları iyi edeceğini sanırdım.  Önceki yazılarımda dediğim gibi bunca yıldır bana eziyet etmelerine izin verdim, onlar beni salak sandı. Oysa ben oturup bir köşede onların iki yüzlülüklerine küfrederek seyrettim. Bunca yıldır ben hep içime attım dost sıkıntılarımı. Ama gel gör ki sığmadı, sığmadığı yetmezmiş gibi de taştı çoğu zaman. Nice yürek kaplarım vardı rengarenk, küçüklü, büyüklü onlar dolsun dedim ama onlarda boş kaldı.

Benim bildiğim sırları hiçbir kimselerle paylaşmadım. Yüreğime kazıdım, diğer sırlarla birlikte onlarda yok oldular. Ben de çok sırlar verdim dağlara. Acılarımı ağaçlar dinledi, toprağa söyledi sonra, toprak kızdı, yıldızlara müjdeledi. İnanmazsanız yıldızlara sorun, sonrasında kardeşim Karadeniz’e sorun ki söylesinler size.

Bir hikâye geldi aklıma Büyükbabamın masalmış gibi bizlere anlatığı. Kim bilir Büyükbabam kimden dinlemişti veya kim yazmıştı bilmiyorum şimdi. Ama sizlerle paylaşmanın güzel olabileceğini düşünerek yazıyorum…

“Dünya hayatında hep kötülük işleyen bir adamı ölünce cehennem kapısında bir melek karşılamış. Melek adama şöyle bir bakıp seslenmiş; ‘Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan şayet buraya girmeyeceksin. Ama yapmadıysan kaderine küs demiş’

‘ Günahkâr adam uzun süre düşündükten sonra, ‘ şey demiş hatırladım.

‘Bir keresinde ormanda gördüğü örümceği hatırladı. Balta girmemiş ormanda yürürken önüne bir örümcek ağı çıkmıştı. Adam ağı bozmamak ve örümceği ezmemek için o gün yolunu değiştirmişti. Heyecan içinde o günü meleğe anlattı. Melek adama gülümsedi ve ardından elini şaklattı. Gökten gürültüyle bir örümcek ağı indi. Melek bir adama baktı bir de örümcek ağına. ‘Bu ağa tutunarak cennete girebilirsin haydi başla’ demiş. ‘Adam bu ağa tutunarak cennete girebilmek çocuk oyuncağı’ diye düşündü kendince. Adam neşe içinde ağa tırmanırken cehennemden bazıları da bu ağa tutunarak cennete gitmeye çalıştılar. Ama adam ağın o kadar çok insanı taşımayacağından korkarak onları itmeye başladı. Tam o sırada ağ gerçekten koptu ve diğerleri ile birlikte adam da cehenneme düştü. ‘Yazık’ dedi melek. ‘Bencilliğin, hayatında işlediğin tek iyiliği de kötülüğe dönüştürdü. O insanlara şefkat gösterebilseydin eğer, ağın herkesi taşıyabileceğini de görecektin” demiş…

”Unutmayın ki yaşamın örümcek ağını ören insanın kendisi değildir. O, bu ağda sadece bir teldir ve bu ağa yaptığı katkıyı aslında kendi yaşamında yapmaktadır. Örümcek ağınızı örerken bile iki kere daha fazla düşünün. Zira her ördüğünüz ağ kendi geleceğinize attığınız bir düğümdür. Çözmek için dost aradığınızda bulamayabilirsiniz”…

Her ne kadar kazık da yesem, sırtımdan da bıçaklansam defalarca dost elinden yine kızamam onlara. Dileğim budur ki; beni benden eden dostlarım, küskün geçen her sabahımda, gecelerin beni saran hüzün yağmurlarında yine de ıslanmasınlar bir daha. Onlara değmesin hüzün.

Bekleyin dostlar. Yarın gün yepyeni elbisesini giyecek pencerenizden içeri girecek. Tüm acılarınızı çekip çıkaracak gönül fırınından ve sizde o vakit karalarsınız kahır defterlerinizi.

Selam olsun dost gözüken dostsuzlara,
Selam olsun dost bildiğim dostlarıma,
Dost görünenlerime selam olsun….

Unutmayın ki;
“Yaşam gülmeyi, sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluksa sadık kalmayı bilenler içindir…”

Yolun ne yanaysa yönün ne yana
İster düne olsun istersen yarına
Gülen yüzüne kara bahtına
Yarenlik yaparım be DOSTUM…

Her biriniz dost kalın, ama lütfen hep böyle kalın…
Unutulmamak dileğiyle……………

Emre Vehbi ALKAN
Şiirbaz
‘ Bir Çift Deniz Kabuğu ‘ İsimli Şiir Kitabından

Bir Cevap Yazın