Küçük şeylerle mutlu olmayı öğrettiler bize.
Ne her gördüğümüzü isterdik, ne de her
istediğimiz olurdu.
Ama bunalımlara girip çıkmazdık.
Ertesi gün unuturduk.
Bir giydiğini bir daha giymemek, önüne
konan yemeği beğenmemek ne haddimize.
Bunları sorgulayacak kadar zengin
değildik.
Hani bir kıyafetin miras gibi büyükten
küçük kardeşe kaldığı günlerden
bahsediyorum.
Sökülenin atılmayıp dikildiği,
yıprananların yamalarla saklandığı günler.
İşte bu yüzden her anne iyi bir terzi ve
her baba yenilerini alamadığı için içi biraz
buruk olurdu.
Ama modayı yinede takip ederdik biz.
Mesela; ipten kemerlerimiz, çoraplardan
eldivenlerimiz vardı.
İşte bu yüzden ekmek ve emek bizim için
nimettendir.
Kaybetmemek için sıkı sarılırız ekmeğimize
de, sevdiklerimize de..

By armesasamev

Mimar olarak hayatımı sürdürüyorum. Aynı zamanda nacizane şiirlerim ce yazılarım var.Yazi dukkani derneginin korucularındanım.

Bir Cevap Yazın