Hani dökersin ya içini
Küfredercesine bağırır çağırır
İçinden tren geçer
Anılar depreşir
Zılgıt olur
Yaşlar inci tanesi gibi dizilir
Koynuna girip
Uykulu uykulu
Bedenine yaslanır
Hüzün kaderine kadeh kaldırır
Şerefe nidalarıyla
Eylül de bütün öfkesini
Yaprakları dökerek
Fırtınalı tokat atar
Köpürüp köpürüp kadehlere sığmaz
Bardaktan boşanırcasına dökülür
Ayaza bırakır nadasa bırakır gibi
Yeri göğü inletir
Sessizliği bıçak gibi keser
Yine de umudu güneşin koynuna bırakır
Sabahın ilk ışıklarıyla süt dökmüş kedi gibi
Kıvrılır…
Ben Eylül’ü içimde yaşarım
Mevsim baharsa da
Hüzün damarımda
Eylül Eylül akar…
Sibel Karagöz

Bir Cevap Yazın