“BİLDİĞİM TEK ŞEHİR SENİN GÖZLERİNDİR”

Biliyor musun Sultanım sensizliğimde yüreğimin her bir köşesinde yıllık sayımlar yapılır ve bir tek sen eksik çıkarsın. Gördüğüm her şey senle çarpılır, duyduğum her heyecan sana bölünür. Seni düşünmediğim her an benden çıkartılır, beni düşündüğüm her an seninle toplanır. Ve sonuç hep ‘SEN’ çıkar tüm işlemlerde. Bir tek ‘SEN’ in sağlaması beni ‘BEN’ yapar. Ve ben böyle yaşamaktan mutluluk duyarım…

Rüyalarımda yolumu eşkıyalar keser, kırk haramiler seni benden alır. Sen gittiğinde ben bir eksilirim, her yarım diğer yarımı arar. Bir yanım hep eksik kalır senin anlayacağın. Senin yokluğunda intihar komandoları benimledir, her an patlamaya hazır bir bomba durur yanıbaşımda. Sen yokken yüreğimin sahillerini kumlar kaplar, yunuslar toplu intiharla kendilerini kumsallara vurur.

Tüm çocuklar al – bal satarken, ben çocukluğumun eskicileri misali sensizlik alıp sensizlik satarım. Emin ol kan kaybı değil bu, sensizlik tek çektiğim. İnan bana kan kaybından değilse bile bir gün sensizlikten ölecek bu Şiirbaz.


Şiirbaz
05. EYLÜL. 2020

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın