Bekleyişi beklemek güzeldir bazen. Doğacak çocuğu beklemek gibi. Çoğu kez geç gelir mutluluk denen o yel. Ama bir gelir ruhu titretir bazen. Düşünsene doğmayı beklemekle adım atıyorsun hayata sonra ebenin kıçına atacağı tokatla devam ediyorsun yazılana. Kah mutlu kah ağlak halde. Ama yine de güzeldir gecenin sabaha yetişmek için koşuşturma telaşı. Güneş her gün doğar ama bazen sana bazen onlara.

İşte böyle bir sabahtı kehribar ablayı tanıdığım gün. 76 yaşında 7 çocuklu. Çok acılar çekmişliği belli oluyordu yüzündeki çizgilerden. Yorgundu, yalnızdı, zoraki bir tebessüm yüzünde hep o yanağındaki çukurda saklıydı. Ama her defasında gözleri dolu doluydu. Yüreği yangın yeri ama itfaiyenin tankı boş gibiydi yani. Hoş beşten sonra başladık sohbete. Kehribar anne diyebilir miyim diye izin almak istedim ki lafımı bitirmeden bana herkes anne der sende de oğul dedi.


“14 yaşında anne oldum diye başladı söze. Ama ilk kızımla birlikte büyüdüm dedi. Çocuktum çocuğum oldu dedi. Analığın ne menem bir şey olduğunu bilemeden ikinci kızım oldu. Sonrasın da üç-dört.  Benim herif hamaldı. Dünyanın yükünü taşırdı ama ekmek parasına yeterdi. Zordu yaşamak. Bizler köy insanlarıydık cahildik bilemezdik bilemedik. Sonra beş- altı. Erkek oldu yedincisi ve benim herif komşu köyden zırganlıların kümesinden bir tavuk çaldı ve onu da adak niyetine kestik yedik. Çoğu gün açtık ama mutluyduk.


Kızlar büyüyüp serpildikçe evlendirdik. Yaşının küçük olduğunu söylemedim bile. İlk kızımı gelin ederken yediğim sopadan sonra. Sessiz sessiz ağladım arkalarından. Oyun çağındaki kızlarımı gelin olarak yollamanın acısı içinde el salladım arkalarından. Oğul her nefes alışımda yüreğimdeki o çaresizlik bir hançer gibi batmakta. “


Dedim ki ne oldu da düştün dama. Kafasını kaldırdı kaşlarını çattı. Anan sağ mı dedi. Evet dedim Allaha şükür şimdilik sağ. Benim anam hiç olmadı dedi. Ama ben 7 kere ana oldum dedi. Keşke olmasaydım diye de ekledi sonuna. Dört kızım doğum yaparken öldü. İkisini de ben vurdum dedi ve ağladı. Sustum…


Emre Vehbi ALKAN
Şiirbaz
2020

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın