Aşk Nedir - Aşkın Hayatımızdaki Önemi
O SENİN NEYİN OLUR DEDİLER. UZAKTAN YANDIĞIM DEDİM.




          Nasılda coşku dolu başlanır ilk sevdaya. Nasıl da yanar yer gök. Nasıl da kesilir ayaklar yerden. Kartallara inat göklerden inmezsin. Yemeden içmeden kesilir insan. Uykusuz geceler birbirini kovalar. Aç-bilaç gezinir durusun sokaklarda. Bütün sokaklar sevdan kokar, her gördüğün ona benzer. Dünya içine sığmaz olur o sonradan yanacağını bilmeyen zavallı yüreğinin. Gecelerin gündüzlere karışır, gündüzler geceye küser ve yalnızlık gelir içindekileri kağıda döker.


            Bir yumru peydahlanır boğazına nefes alamazsın. Boşa koysan dolmaz doluya koysan taşmaz bir durum içinde avare gibi ve dilinde anlamsız bir ıslık bir o duvara bir bu duvara çarpa çarpa yaşarsın hayatı. Sonrasında göz kapakların uykuya darılır hale gelir. Sigara veya içki içiyorsan daha çok içmeye başlarsın zira nedeni odur. Her özlem bir fırt her hasret bir nefestir bundan sonra. 


          Ya bülbül olursun ya da gül. Bülbülsen güle hasret, gülsen bülbüle hasret yaşarsın. Hiçbir vakit nedenini bilmeden ama. Zira o vardır hayatının anlamı, o senin dünyan, o senin aldığın nefestir. Olmazsa, yani hayatından çıkarsa diye düşünürsün bazı zamanlar, nefesin kesilir, boğazın düğümlenir ölürsün sanki, Ölmeyi henüz tatmadan oysa. Ömrünü sevdana adamaya hazırsındır. Pembe panjurlu ev düşünürsünüz bahçe içinde, baraberce diktiniz rengarenk çiçekler ve bir düzine çocuk. Türk filmi gibi yani. Ama geçim sıkıntısını, kadın dırdırını, çocuk ağlamalarını unutursunuz.

          De ki sevdanla barışıksın, de ki dünya onun etrafında dönüyor. Senin hayatına yön veren tek pusulan bu sevda. Ama sonrasında her gün yeni bir yönünü öğrenip şaşırırsın.

          Buna da katlan bakalım katlanabilirsen.

Sonrasında sudan sebeplerden kavga çıkarırsınız biriniz susması gerekirken susmaz ve susmamanın nemenem bir şey olduğunu görürsünüz. Bir hışımla kopmaz dediğiniz bağ kopar, ve bir ucu sizde kalır. Küfürler daha yere inmeden hasret başlar yine. Gizli gizli kapı önlerinde, sokak aralarında dolaşırsın. Ve aylar sonra anlarsın, onu biriyle el ele gördüğünde. Düşmanların başka uzuvlarıyla gülerken sana sen salya sümük şabalak haline ağlarsın.


Bırakın AŞIK olacakları bir başına. Onlar kendi egolarıyla yüzleşe dursun. Benim sizden istediğim her sevdada AŞK olmanız.


Her yaş ÇOCUK, Her dem GÜZEL, Her nefes DOST kalın. Ama lütfen hep böyle kalın…






Şiirbaz
21. Mayıs. 1980

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

2 thoughts on “AĞLA ŞİMDİ ŞABALAK HALİNE”
  1. Bu çok hoştu gerçekten sevda ise aşk gerisi yalan dolan yürekten tebrik ederim …

Bir Cevap Yazın