PUSULA SÖZLER — Yiyin efendiler, yiyin, bu doyumsuz sofra sizin,....


Memleketi eşkıya düzenbazlar sarmış
Türklüğümüzü adamlar bir pula satmış
Bak namusumuz kimlerin eline kalmış
Yiyin Efendiler yiyin bu ülke sizin…



Biraz ara verin bizlere de kalsın
Karnımız yalandan doyduğunu sansın
Çalan o eller cehennemde yansın
Yiyin Ağalar yiyin bu ülke sizin…



Umrundamı onların kimin canı yanıyor
Bilmezler ateş düştüğü yürekleri yakıyor
Analar paramparça ciğerleri kanıyor
Yiyin Beyler yiyin bu ülke sizin…



Zam üstüne zam vatandaş bezdi
Atını alan Üsküdar’ı çoktan geçti
Emre bu işten bir hinlik sezdi
Yiyin Efendiler yiyin bu ülke sizin…



Şiirbaz
19. ŞUBAT. 1990

By şiirbaz -emre vehbi alkan

Önce anamın çığlığı yankılanmış dört duvarda. Sonra kıçıma inen tokatlarla benim çığlığım sarmış dört bir yanı. Annemin yorgun ama gülümseyen yüzünü kıskanmış melekler. Babamın telaşlı yüzünü, yeni bir can sahibi olmanın sevinciyle, canının yani annemin acıyan canının hüznünü, bir yüzünde iki duyguyu nasıl taşıdığını hiç kimse görememiş. Dişlerinin arasında parçalanan dudaklarını sadece annem fark etmiş öperken yüzünü. Bir saniyenin ne kadar da uzun olduğunu sadece babalar, babam bilirmiş ben doğarken. Doğmuşum velhasıl. İlk tokadı ebemden yemişim kıçıma. Sonra babam nakşetti avucunun izini yüzüme. Sonra amcalar. Neymiş efendim, duvarlara yazı yazmamalıymışım. Daha sonraları söküp yüreğimi göğsümden avucuna bıraktığım güzeller tokatladı beni. Hem de ne tokat. Dünya döndükçe ben batıya döndüm. Baktım ki ben büyüdükçe hayat da büyüyor, bıraktım ipin ucunu. İstemem büyük olmanın suçunu. Sonra dediler ki her şeyin bir kuralı var. Evet ama ne yaparsın; büyümek için geç kaldım, hep yüreğimden güç aldım. Kırk yıllık bir tomurcuk gibi asılı kaldım gül dalına. Eğer ben açarsam yapraklarımı, sırasını bekliyor sonbahar, biliyorum gözlerini bana dikmiş. Şişşşşt, aman ha duymasın bizi aramızda kalsın, uyandırmayın kerizi...

Bir Cevap Yazın