Yaşamak dediğimiz karın ağrısı ; mecbur bırakılan , yön verilemeyen bir girdap , bir santranç oyunu, bir senaryo ve daha bir çok şey. Bir yığın kelime tüketildi belkide  bir kelimeyi anlatabilmek uğruna . İnsanoğlu neyin içine düştüğünü yüz yıllardır anlamaya ve anlatmaya çalıştı. Kimi tarihçesini tuttu kimi ruhuna dokundu. Atılan kahkahaların akıtılan gözyaşlarının çetelesini tutan oldu mu bilmek pek mümkün değil taabi ki. Kimine göre derin bir felsefe oldu , kimine göre yalnızca bir olgu lakin ortak noktası herkesin mutlak sorusuydu.Neydi yaşamak ?
Kimine göre bir tebessüm , kimine göre bir şarki , kimine bir çift göz, kimine söz, kimine umut , hayal… Kim nereden tutunduysa hayata en çok ona oydu yaşamak. Ve bilmeden tutunduklarının en büyük karın ağrısı olacağını inadına yaşadılar onunla.
Özlüyoruz dedik, özlemeyi sevdik. Gidenlerden şikayet edip, gittik. Karanlıktan korkup geceye aşık olduk. Uğruna gözyaşı döktüklerimizin mübtelası olduk -lakin uğruna ağladıklarımızın değil , gözyaşlarımızın- .
Kim bilir belki de tüketmeyi seviyoruz. Tükettikçe var oluyoruz. Yitirdikçe yeniden kazanıyoruz. Kazandıkça kaybediyoruz. Aslında bitirebilmek için yaşıyoruz. Dünyaya geliyoruz. Büyüyoruz, ömrümüzü tüketiyoruz. Seviyoruz , umutlarımızı yitiriyoruz. Başarıyoruz, masumiyetimizi hırsımız katlediyor. Yaşlanıyoruz, ömrümüzü tüketiyoruz. En çok da zamandan yiyoruz. Kendimizi bulabilmek umudu ile yaşayıp benliğimizi yitiriyoruz.
Son belli. Sonsa eğer yolu belli. Kargaşaya açıyoruz gözlerimizi , yalnızlık baş ucumuzda iken. Kargaşa ile kapatıyoruz gözlerimizi , yalnızlık ruhumuzdayken…
Yani ‘Şah-Mat’ oyun bitti. Bir perde daha kapandı. Yaşamayı sorgularken , tatmayı unuttuğumuz hayat bitti.
Hoş geldin ve hoşçakal arasında ömür tükendi.

Reklamlar

By mihribansari

Yazmak için yaşanan bir hayat. Sonrası her yan şiir Her yan şarkı..

Bir Cevap Yazın